İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: Türk-Alman Dostluğu 100’üncü Yılında Yeni Bir Döneme Giriyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un görüşmesinde, iki müttefikin birçok alanda iş birliğini derinleştirme kararlılıkları ve Türk-Alman dostluğunun önemi vurgulandı.
TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: Türk-Alman Dostluğu 100’üncü Yılında Yeni Bir Döneme Giriyor

Türk-Alman Dostluğu 100’üncü Yılında Yeni Bir Döneme Giriyor


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 19 Ekim’de Dolmabahçe Sarayında bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki lider tarafından başta savunma sanayi, göç, terörle mücadele ve bölgesel çatışmalar gibi önemli gündem maddeleri tartışılırken, Türk-Alman dostluğunun derinliği o dönemki adıyla Weimar Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan dostluk anlaşmasının 100’üncü yılı vesilesiyle tekrar vurgulandı.


Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler köklü olmasının yanı sıra, ticari, ekonomik, kültürel ve siyasi yönleri ile Türkiye’nin Avrupa’daki ilişkileri arasında en önemlilerin başında geliyor. AB’nin de lider ülkelerinden olan Federal Almanya, Avrupa’nın coğrafi merkezindeki konumu, ekonomik gücü, diplomatik liderliği ile Türkiye’nin Avrupa’daki rolü ve AB sürecinin de belirleyici aktörü olma niteliğini taşıyor. Bu açıdan gerek ikili gerekse çok taraflı ilişkiler iki ülke açısından da oldukça önem taşıyor. Almanya açısından bakıldığında ülkedeki en önemli göçmen kökenli nüfusu Türklerin oluşturmasının yanı sıra, Avrupa’ya yönelik göç hareketlerinin transit ülkesi olarak konumu, ekonomik yatırımlar ve ticari ilişkilerin yoğunluğu, Türkiye’nin Avrupa’nın Ortadoğu’ya açılan kapısı ve Akdeniz, Karadeniz, Kafkaslar ve Balkanlar gibi alt bölgelerdeki strateji rolü gibi birçok sebepten önem taşıyan, kritik bir partner özelliğini taşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 19 Ekim’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki savunma, göç ve terörle mücadele alanındaki iş birliğini, Rusya-Ukrayna savaşını ve Orta Doğu’daki çatışmaları ele aldı. Görüşmenin ardından iki lider yaptıkları basın toplantısında önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki bağı “NATO müttefikimiz Almanya ile iki büyük devlet arasında olabilecek her alanda yoğun ilişkilere sahibiz. Son dönemde ülkelerimiz arasında gerçekleşen üst düzeyli ziyaretler bu durumun açık tezahürüdür. Bu ilişkilerin lokomotifi, beşerî bağlarımız ve ortak menfaatlerimizdir.” diye ifade etti. Savunma sanayi ürünlerinin tedariki bağlamında geçmişte yaşanan sorunların geride kaldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu alanda iş birliğimizi geliştirmeyi arzu ediyoruz. Bu konuda değerli dostum Scholz’un gayretlerini takdirle karşıladığımı bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadesini kullandı. Almanya’da yaşayan 3,5 milyonu aşkın Türk toplumunun varlığına ve Türkiye’yi her yıl 6 milyonu aşkın Alman turistin ziyaret ettiğine değinen Cumhurbaşkanı, bu sayının artmasını temenni ettiğini bildirdi. İki ülke arasındaki derin ilişkilerin tüm boyutlarıyla ele alındığını ifade eden Cumhurbaşkanı, ikili ticaretin 50 milyar dolara ulaştığını ve hedefin 60 milyar dolara ulaşmak olduğunu belirtti. Bunlara ek olarak görüşmede aşırı sağın yükselmesi ile Almanya’da ve Avrupa’da artan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı konusunda Alman hükümetinin izlediği birleştirici tutum ve terör örgütleri ile ortak mücadele için kararlığın ortaya koyulması konularının da ele alındığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya’nın AB içindeki kilit rolüne de değinerek Türkiye’nin beklentilerini sunduklarını da ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gümrük Birliğinin güncellenmesi ve vize serbestisi diyaloğu başta olmak üzere AB’nin atacağı adımların herkesin menfaatine olduğunu görüşmede vurguladığını belirtti. İki lider Gazze’de yaşanan insani kriz ve Lübnan’da başlayan saldırılar hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce birçok yerde belirttiği gibi acilen kalıcı ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve İsrail üzerindeki gerekli baskının oluşturulması için uluslararası toplum olarak çalışılması gerektiğini vurguladı. Göç konusuna da değinen Cumhurbaşkanı, Merkel döneminde süreci beraber yürüttüklerini mevcut krizler bağlamında Türkiye’nin kapısının herkese, özellikle Lübnan’dan, mevcut kriz nedeniyle gelecek olanlara açık olduğunu ifade etti.

Almanya Başbakanı Scholz ise basın toplantısındaki konuşmasına Türkçe “Merhaba” diyerek başladı. Türkiye ile Almanya arasında geleneksel ve tarihi iş birliği olduğunu dile getiren Scholz, “Bu yıl özellikle Türk-Alman Dostluk Antlaşması’nın 100’üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Bu çok önemli ve ilişkilerimizin niteliğini vurgulayan bir tarih.” ifadesini kullandı. Başbakan Scholz, 2016’dan bu yana yapılmayan, Türkiye ile Almanya arasındaki hükümetler arası müzakereleri tekrar başlatmak istediklerini belirterek, Almanya’nın AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesi için de çabaladıklarını bildirdi. Savunma sanayi iş birliği konusunda Scholz ziyareti öncesinde Almanya Türkiye’ye bir takım füze ve silah ihracatına onay vermişti. Bu konuda Şansölyenin desteğine devam ettiği görüldü. “Türkiye bir NATO üyesi ve bu nedenle de somut sevkiyatlar konusunda karar almamız gerekiyor” diyen Scholz, “Bu gayet doğal ve kısa bir süre önce bu yönde kararlarımız oldu. Buna yenileri de eklenecek” şeklinde konuştu. Türkiye’nin satın almayı istediği Eurofighter savaş uçakları konusunda da daha projenin “başında” olunduğunu ifade ederek Birleşik Krallık’ın görüşmeleri sürdürdüğünü kaydetti. Türkiye’nin göç ve mülteciler konusunda önemli çabaları olduğunu ifade eden Scholz, Suriye’deki savaşın sonuçlarıyla da başa çıkma konusunda Türkiye’ye desteğimiz sürecek diye ekledi. Türkiye Yunanistan ilişkilerinin olumlu yönde geliştiğini görmekten memnuniyet duyduklarını ifade eden Şansölye, AB ile ilişkilerin de gelişmesini arzu ediyoruz diye ekledi ve Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu yıl ağustos ayında beş yıldan beri ilk defa AB’nin Gayrıresmî Dışişleri Bakanları Toplantısına katılmış olmasından dolayı da büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Scholz ne antisemitizmin ne de İslam düşmanlığının kabul edilemez olduğunu ve Almanya’da din özgürlüğünün önemli ve güvenilir bir ilke olduğunu ifade ederek, aşırı dinci ve İslamcı akımlarla ilgili yapılan çalışmalar konusunda da Almanya’nın çok başarılı olduğunu belirtti. Vize meselesinde Türk vatandaşlarının yaşadığı sorunlar hakkında ise, Türkiye’deki Alman konsolosluklarının dünya genelinde en çok vize veren konsolosluklar olduğunu ancak dijitalleşme gibi tedbirlerle başvuruları yanıtlama sürecini hızlandırmak istediklerini söyledi. Scholz, Türk vatandaşlarının vize sorunlarıyla ilgili taleplerini “haklı istekler” olarak değerlendirdi. Alman Şansölye Orta Doğu’daki krizin herkesi meşgul ettiğini ifade ederek, iki devletli bir çözüm için çaba harcadıklarını ifade etti. Nihai ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılmasının önemine vurgu yaparak, Katar ve Mısır’ın verdiği önerinin kabul edilmesinin olumlu bir gelişme olacağını ekledi. Hizbullah’ın geri çekilmesini de kapsayan Birleşmiş Milletler’in 1701 sayılı kararının uygulanmasının Lübnan’daki çatışmanın uzamaması için de bir önemli bir adım olduğunu belirten Scholz, bu kararın bundan sonraki gelişmeler için bir temel olacağını ekledi. Rusya’nın işgalini iki müttefikin de uluslararası hukukun bir ihlali olarak gördüğünü ve barış düzenini tehlikeye atan bu saldırı karşısında NATO müttefikleri olarak kararlı hareket etmek gerektiğini vurguladı.

Değerlendirme

Scholz hükümeti göreve gelmesinden bu yana Türkiye ile dengeli ilişkiler yürütüyor. Özellikle göç ve savunma alanlarında iki ülkenin karşılıklı iş birliğini derinleştirme beklentisi bulunuyor. Ancak Almanya’nın uzun zamandır Türkiye’ye savunma sanayi ihracatı konusundaki çekinceleri nedeniyle bu ilerlemeler kaydedilememişti. Bu ziyaret öncesinde Alman hükümeti, uzun bir aradan sonra güdümlü füzeler ve torpidolar dâhil olmak üzere Türkiye’ye yaklaşık 336 milyon avroluk silah ihracatına onay vermişti. Almanya’nın çekinceleri ve ilişkilerde yeni bir boyut açma niyeti bu alanda verilen ihracat onayı ve ikili görüşmede Scholz’un destek açıklamalarıyla aşılmış görünüyor. Merkel döneminde daha pragmatik zeminde ilerleyen ikili iş birliklerinin şimdiye kadar Türkiye’ye AB beklentileri açısından olumlu yönde katkı yaptığını söylemek mümkün görünmüyor. Zaman zaman Almanya ile de yaşanan görüş ayrılıkları Türkiye’yi Batılı müttefiklerinden uzaklaştırmış durumda. Ancak karşılıklı beklentilerin gerçekleştirilip güven zeminine dayalı yeni iş birlikleri kurulmasının hem derin Türk-Alman müttefikliği hem de AB cephesi için olumlu bir gelişme olacağı değerlendiriliyor. Ukrayna savaşı ekseninde Türkiye’nin hem jeopolitik konumu hem de savaşın taraflarıyla diplomatik ilişkileri sürdürebilme kapasitesi, atılacak adımlar açısından Türkiye’yi özellikle Almanya için önemli bir ortak hâline getiriyor. Terörle mücadele konusunda iki tarafın da iş birliğini güçlendirme mesajları oldukça önemli görülüyor. Zira bu örgütlerin faaliyetleri yalnızca Türkiye’yi değil Alman kamu güvenliğini de tehdit ediyor. Türkiye hâlihazırda en yüksek ihracatını Almanya ile yapıyor. Bu aşamada iki ülkenin ortaya koyduğu 60 milyar dolarlık hedef, ilişkileri daha da güçlendirecek bir diğer önemli gelişme. Bunlara ek olarak Türkiye hava kuvvetleri modernizasyonu çerçevesinde Eurofighter satın alma konusunda Almanya’dan destek bekliyordu. Almanya’nın bu konuda Türkiye’ye destek vereceğini ifade etmesi bir diğer önemli ilerleme olarak görülüyor. Almanya’nın uzun zamandır Türkiye’ye savunma sanayi ürünleri ihracı konusundaki çekincelerden kaçınması ve destek açıklaması Türk-Alman ilişkilerinin yeni bir döneme girmesi hususunda beklentileri artırıyor. Orta Doğu’da Türkiye ve Almanya arasındaki fikir ayrıkları iki liderin verdikleri mesajlardan anlaşılacağı üzere devam ediyor. Almanya buradaki sivil ölümleri ve insani krizi kabul etse de Türkiye’nin ifade ettiği "soykırım" iddialarını desteklemiyor ve bu Almanya’nın yasal bir tutumu olarak ifade ediliyor. Kısa vadede Türkiye ve Almanya ilişkilerinde bu görüş farklılığının değişmeyeceği görülüyor. Özellikle görüşme ile ilgili Alman basınında yer alan haberlerde, Berlin’de Türkiye ile olan ilişiklerde “yeni bir başlangıç”tan söz edildiğine yer veriliyor. Trump’ın iktidara gelme ihtimali, Rusya’nın saldırılarının artması gibi gelişmeler nedeniyle Almanya’nın NATO müttefiki Türkiye ile iş birliğini derinleştirmek istediği değerlendirmesi yapılıyor. Silah ihracatına Alman kanadından olumlu yanıt gelmesi, Türkiye’nin talep ettiği savunma sanayi ürünlerinin bir kısmının daha onaylanacağı sözünün verilmesi ve Eurofighter savaş uçaklarının olası teslimatı konusunda da ilerleme kaydedildiğinin belirtilmesi bunun en belirgin işaretleri olarak görülüyor. Almanya’da 2025 yılında genel seçimlerin yapılması planlanıyor. Mevcut Şansölyenin partisi SPD anketlerde şu an üçüncü parti konumunda. Burada dış ilişkilerde sağlanacak bir kazanç da Şansölye için yeni bir ivme olabilir. Bu nedenle Türkiye-Almanya ilişkilerinin yeni bir döneme girdiğini söylemek mümkün görünüyor.

Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı 

Diğer Yazılar