AB, uzun yıllardır temiz enerji teknolojilerinin geliştirilmesinde öncü rol oynasa da küresel rekabet ortamındaki değişimler nedeniyle konumunu korumakta zorlanıyor. Komisyon tarafından 26 Şubat 2025 tarihinde yayımlanan “2025 Temiz Enerji Teknolojilerinin Rekabetçiliği İlerleme Raporu”, AB’nin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırım rekorları kırmasına rağmen, yüksek enerji maliyetleri, tedarik zinciri bağımlılıkları ve iş gücü eksikliği gibi yapısal zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Özellikle güneş enerjisi ve batarya teknolojilerinde Çin’in baskın konumu, AB’nin üretim kapasitesini artırma zorunluluğuna işaret ediyor.
Yenilenebilir Enerjide Rekor Seviyeler
AB, 2024 yılı itibarıyla elektrik üretiminin %48’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamış durumda. Bu oran, küresel ölçekte önemli bir başarı olarak değerlendirilirken, AB’nin bu alandaki liderliğini sürdürebilmesi için inovasyon ve sanayi politikalarına daha fazla odaklanması gerektiği belirtiliyor. Raporda, temiz enerji teknolojilerinin maliyet açısından rekabetçiliğini korumasına rağmen, küresel pazarın giderek daha sert bir rekabet ortamına girdiğine dikkat çekiliyor. Nitekim AB, bu rekabetçi ortamda yatırım seviyelerini artıramazsa, yenilenebilir enerji pazarındaki payını kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir.
Küresel Rekabet ve AR-GE Açığı
AB, geçmişte yenilenebilir enerji inovasyonunda öncü bir konumdayken, son yıllarda ABD ve Çin gibi rakiplerin yüksek ölçekli kamu destekleri ve sanayi politikaları ile daha fazla yatırım çektiği görülüyor. Raporda, özellikle rüzgâr enerjisi ve ısı pompaları gibi net-sıfır teknolojilerinde AB’nin hâlâ güçlü bir konuma sahip olduğu, ancak küresel AR-GE yatırımlarındaki payının azalmasının gelecekte inovasyon kapasitesini zayıflatabileceği belirtiliyor. Özellikle özel sektördeki AR-GE yatırımlarının yetersizliği, Avrupa’nın teknolojik rekabet gücünü tehdit eden ana unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Üretim Maliyetleri ve Tedarik Zinciri Bağımlılığı
Rapora göre, Avrupalı temiz enerji üreticileri, yüksek üretim maliyetleri ve kritik hammaddelere olan dış bağımlılık nedeniyle küresel pazarda zorlanıyor. Bu bağlamda raporda, özellikle batarya üretimi, güneş paneli imalatı ve yeşil hidrojen teknolojilerinde hammadde tedarikinin büyük ölçüde Çin’e bağımlı olduğu ve bu durumun enerji arz güvenliği açısından riskler oluşturduğu vurgulanıyor. AB, bu bağımlılığı azaltmak için yerli üretimi teşvik edecek mekanizmalar geliştirse de mevcut yatırım seviyeleri ve tedarik zinciri altyapısı bu hedeflere ulaşmak için yeterli olmayabilir.
Temiz Teknoloji Rekabetinde Gelecek Beklentileri
Komisyon, raporda Temiz Sanayi Anlaşması (Clean Industrial Deal) ve Uygun Fiyatlı Enerji Eylem Planı (Affordable Energy Action Plan) gibi yeni politika girişimlerinin altını çizerek, AB’nin sanayi rekabetçiliğini artırmaya yönelik adımlar attığını belirtiyor. Ancak, bu girişimlerin uygulanabilirliği konusunda önemli belirsizlikler bulunuyor. Özellikle, ABD ve Çin’in yoğun devlet destekleri karşısında AB’nin mevcut mekanizmalarını daha rekabetçi hâle getirmesi gerekiyor.
AB’nin temiz enerji sektöründe küresel rekabetçiliğini koruyabilmesi için AR-GE yatırımlarını artırması, son günlerde Ukrayna’nın zengin kaynakları vesilesiyle gündeme oturmuş kritik minerallerde dış bağımlılığı azaltması gerekiyor. Aynı zamanda, temiz enerjiye yönelik altyapı yatırımlarının hızlandırılması ve finansman kaynaklarının daha etkin kullanılması büyük önem taşıyor.
Bununla birlikte, sanayi politikalarının bütüncül ve uzun vadeli bir yaklaşımla ele alınması, AB’nin sürdürülebilir enerji dönüşümünü destekleyecek kritik faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Kısacası, Komisyonun sunduğu, üretim maliyetlerini düşürme ana hedefini taşıyan yeni politikaların, Avrupa’nın temiz enerji sanayisini destekleyip desteklemeyeceği alınacak somut önlemlere bağlı olacak.
Fırat Akan, İKV Uzman Yardımcısı