2021’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, bir süredir çeşitli aktörler tarafından ateşkes sağlanması amacıyla tartışılan önemli bir gündem konusu olarak karşımıza çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim vaatlerinden biri olan Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi doğrultusunda yeni bir dizi diplomatik temas gerçekleştirildi. Başkan Trump’ın, Ukrayna’nın taviz vermesini ve işgal edilmiş topraklar konusunda ısrarcı olmamasını öngören tartışmalı barış planı teklifi sonrasında görüşmeler, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından İstanbul’da da sürdürülmüştü. Son olarak, Rusya-Ukrayna savaşının ateşkesle sonuçlanması hedefiyle yürütülen müzakerelerin adresi Paris ve Londra oldu.
Paris’teki Görüşme
17 Nisan’da, ABD’nin daha önce Avrupa’yı görüşmelerin dışında bırakmasına rağmen, Paris’teki Elysée Sarayı’nda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ev sahipliğinde önemli bir görüşme gerçekleştirildi. Toplantıya, Ukrayna Başkanlık İdaresi Başkanı Andriy Yermak, Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha ve Savunma Bakanı Rustem Umerov’dan oluşan Ukrayna heyeti ile birlikte, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff katıldı. Görüşmelerin ardından Fransız yetkililer, Paris’teki buluşmayı “mükemmel” olarak nitelendirerek Avrupalıların da sürece dâhil olduğu olumlu bir sürecin başladığını belirtti.
Öte yandan, Bakan Rubio görüşmelerde Ukrayna tarafına bir barış planı taslağı sunduklarını ve birkaç gün içinde bu plana yanıt beklediklerini ifade etti. Ayrıca Bakan Rubio, yakın zamanda ateşkesin uygulanabilirliğine dair somut bir sonuç elde edilmesini umduklarını, aksi takdirde ABD’nin başka meselelere odaklanacağını belirtti. Ayrıca, Avrupa'nın yaklaşımından ise memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Londra’daki Görüşme
23 Nisan’da, bakanlar düzeyinde gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere Marco Rubio katılmaması üzerine, toplantı ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Ukrayna’dan yetkililerle sürdürüldü. Bakan Rubio’nun bu kararının, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy’nin, olası bir anlaşma durumunda Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının tanınmasını kesin olarak reddetmesi ve tam bir ateşkes sağlanmadan topraklar üzerine müzakere yürütmeyeceğini açıklamasının ardından geldiği bildirildi. Medyaya konuşan kaynaklara göre, Ukrayna’nın işgal edilen toprakların Rusya’ya devrini kabul etmemesi, ABD’li tarafın tepkisine neden olarak ve barış görüşmelerinin düzeyinin düşürülmesine yol açtı. Başkan Trump ise, görüşmelerde ilerleme kaydedilmemesi hâlinde ABD’nin daha fazla adım atmayacağını yineledi. Trump’ın Özel Temsilcisi Witkoff’un, önümüzdeki günlerde barış planının içeriğini görüşmek üzere Rusya’ya gitmesi bekleniyor.
Değerlendirme
Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi, bölgesel barış ve istikrar açısından hayati öneme sahip ve bu nedenle yalnızca yakın çevreyi değil, Avrupa kıtası ve dünya genelini de doğrudan ilgilendirmekte. Bu kapsamda, Avrupalı aktörlerin görüşmelerden dışlanmaması büyük önem taşıyor. ABD ve Rusya taraflarının, özellikle Kırım başta olmak üzere işgal edilen toprakların devri konusunda ısrarcı oldukları, buna karşılık Ukrayna ve AB’nin, Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusundaki kararlı tutumlarını sürdürmek istedikleri gözlemleniyor. ABD tarafının bu konudaki ısrarı dikkate alındığında, müzakerelerin sonuçsuz kalması olasılığı göz ardı edilmemeli. Bu süreçte, çok taraflı dış politika yürütme kapasitesine sahip, arabuluculuk konusunda tecrübeli bir aktör olan Türkiye’nin devreye girmesi, tıkanma noktasına gelen barış görüşmeleri açısından alternatif bir rota sunabilir. Sürece Türkiye gibi arabuluculuk kapasitesi yüksek ve taraflarla iyi ilişkiler sürdüren ülkelerin dâhil edilmesi, görüşmelerin daha dengeli ve sonuç odaklı ilerlemesine olanak tanıyabilir.
Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı