Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı António Costa ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 19 Mayıs 2025 tarihinde, Brexit sonrası düzenlenen ilk AB-Birleşik Krallık Zirvesi için Londra’da bir araya geldi. Zirvenin en önemli iki çıktısı, Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması ile AB-Birleşik Krallık Ortak Anlayış Anlaşması oldu. Bunlara ek olarak zirve kapsamında alınan karar doğrultusunda AB’ye Birleşik Krallık sularında balıkçılık yapabilmesi için Haziran 2038’e kadar erişim hakkı tanındı.
Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması
AB ile Birleşik Krallık, 19 Mayıs 2025 tarihli zirveyle birlikte, Avrupa ve çevresindeki güvenlik tehditlerine karşı kapsamlı ve çok katmanlı bir Güvenlik ve Savunma Ortaklığı kurma kararı aldı. Anlaşmada NATO’nun kolektif savunmadaki rolü ve AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası birbirini tamamlayan unsurlar olarak tanımlandı. Ortaklık; dışişleri ve savunma bakanlarının katılacağı yıllık toplantıların yanı sıra kriz yönetimi, uzay ve siber güvenlik, hibrit tehditler, savunma sanayii ve kadınların barış süreçlerine katılımı gibi başlıklarda ortak politika geliştirme mekanizmalarını kapsıyor.
Taraflar ayrıca barış inşası, arabuluculuk ve çok taraflı müdahalelerde eşgüdüm içinde hareket edecek. Birleşik Krallık’ın PESCO gibi girişimlere olası katılımı değerlendirilirken, yapay zekânın güvenlik amaçlı kullanımı ve bilgi manipülasyonuna karşı ortak tedbirler de gündemde. Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen, bu anlaşmayı Birleşik Krallık’ın AB savunma programlarına yeniden katılımında “ilk adım” olarak nitelendirirken, SAFE (Security Action for Europe) programına katılım için ise ek müzakerelere ihtiyaç duyulacağını ifade etti.
AB-Birleşik Krallık Ortak Anlayış Anlaşması
19 Mayıs 2025 tarihli AB-Birleşik Krallık Zirvesinin bir diğer önemli çıktısı olan AB-Birleşik Krallık Ortak Anlayış Anlaşması, “Güvenlik, Savunma ve Kalkınma Alanlarında İş Birliği” “İnsanı Merkeze Alan İlişkilerin Geliştirilmesi”, “Ekonomik İş Birliği ve Çevrenin Korunması”, İç Güvenlik ve Adli İş Birliği” ve “Düzensiz Göç” gibi beş ana konuda atılacak adımları içeriyor.
Güvenlik, savunma ve kalkınma alanında taraflar; Ukrayna’ya destekten savunma sanayiine, deniz güvenliğinden pandemi hazırlıklarına kadar geniş bir yelpazede ortaklık tesis edecek. Afet yönetimi, biyolojik ve kimyasal tehditlerle mücadele gibi alanlarda düzenli diyalog mekanizmaları kurulacak.
Halklar arası ilişkilerin güçlendirilmesi kapsamında, özellikle gençlerin eğitim, gönüllülük ve seyahat gibi alanlarda kısa süreli hareketliliğini teşvik edecek bir gençlik programı hayata geçirilecek. Birleşik Krallık’ın Erasmus+ programına yeniden katılımı değerlendirilecek, kültürel değişim ve sınır geçişlerinin kolaylaştırılması gündeme alınacak.
Ekonomik iş birliği ve çevresel uyum başlığı kapsamında, Birleşik Krallık’ın AB elektrik piyasasına katılımı, SPS (Sağlık ve Bitki Sağlığı) Anlaşması müzakereleri ve emisyon ticaret sistemlerinin entegrasyonu gibi teknik düzenlemeler konusunda çalışmalar yapılacak. Ancak bu adımların atılması için AB; ABAD’ın rolünün kabul edilmesini, AB kurallarına uyum sağlanmasını ve mali katkı sunulmasını şart koşuyor.
İç güvenlik ve adli iş birliğinde ise EUROPOL ile daha güçlü veri paylaşımı, biyometrik bilgilerin veri paylaşımına dâhil edilmesi ve uyuşturucuyla mücadelede ortak mekanizmaların oluşturulması hedefleniyor.
Son olarak düzensiz göçle mücadelede taraflar; insan kaçakçılığına karşı operasyonel iş birlikleri, sınır yönetimi ve vize sistemlerinin kötüye kullanımının önlenmesi gibi konularda eşgüdüm içinde hareket edecek. Manş Denizi geçişlerinin engellenmesi ve Birleşik Krallık’ın Hartum ile Rabat süreçlerine katılımı bu çerçevenin önemli başlıklarını oluşturuyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Zirve sonuçları, taraflar arasında sadece ileri teknik iş birliği alanlarını değil, aynı zamanda Avrupa’nın yeni jeopolitik kırılganlıklarına verilen ortak bir tepkiyi yansıtıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte transatlantik ilişkilerdeki belirsizlik artarken; ekonomik gerçekler, bölgesel güvenlik tehditleri ve özellikle Avrupa’nın güvenlik mimarisindeki sarsılmalar AB ile Birleşik Krallık’ı yeniden yakınlaştırıyor. Her ne kadar ilişkilerin eski düzeyine dönmesi kısa vadede mümkün görünmese de stratejik iş birliğini önceleyen bu yeni dönem, taraflar için ortak çıkarların ön planda tutulduğu bir ilişki biçiminin tesis edileceğini gösteriyor.
Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı