Yeni Komisyon döneminin ilk raporu olma niteliğini taşıyan doküman, AB Üye Devletleri ve genişleme ülkeleri için önemli değerlendirmeler içeriyor ve Tek Pazar’ın düzgün işleyişiyle doğrudan bağlantılı konulara özellikle vurgu yapılıyor. Altıncı rapor, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek için üye ülkelerle diyalog ve önleyici yaklaşımı temel alan sürecin konsolide edildiğini ortaya koyuyor. Hukukun üstünlüğünün sadece demokrasi ve temel haklar için değil, aynı zamanda Avrupa ekonomisinin ve güvenliğinin istikrarı için de hayati önem taşıdığı mesajını veriyor.
Reformlarda İlerleme Var, Ancak Zayıf Noktalar Sürüyor
2025 raporu, Üye Devletlerin adalet, yolsuzlukla mücadele, medya özgürlüğü ve kurumsal denetim mekanizmaları alanlarında önemli reformlar gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Üye Devletlerin 2024 tavsiyelerinin önemli bir kısmını tamamen veya kısmen ele aldığı belirtilirken, özellikle yargı bağımsızlığı, savcıların özerkliği ve adalet sistemlerinin verimliliğini güçlendirmeye yönelik adımların hız kazandığı belirtiliyor. Bununla birlikte, bazı ülkelerde reformların yavaş ilerlediği ve ciddi endişelerin sürdüğü de vurgulanıyor. Özellikle geçen yılki raporda da vurgulanan adalet sistemlerindeki kaynak yetersizlikleri, mahkemelerin işleyiş kalitesini olumsuz etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Genişleme ülkelerinde de yargı reformları, hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi ve verimliliğin artırılması yönünde çabaların devam ettiği ifade ediliyor. Ancak, yargı bağımsızlığını zayıflatmaya yönelik siyasi müdahale girişimlerinin ciddi risk oluşturduğu da kaydediliyor.
Yolsuzlukla Mücadelede Yeni Stratejiler
Avrupa vatandaşlarının çoğunluğu, yolsuzluğu kabul edilemez bulduğunu belirtirken, birçok üye ülkenin yeni ulusal yolsuzlukla mücadele stratejileri geliştirdiği ve kolluk kuvvetleri ile yargı makamlarının kapasitesini artırdığı ifade ediliyor. Buna rağmen, lobicilik, çıkar çatışmaları ve kamu ihalelerinde yolsuzluk risklerinin önlenmesine yönelik yasal altyapının güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Genişleme ülkelerinde de yasal ve kurumsal yapıların direnç gösterdiği, ancak özellikle üst düzey yolsuzluk davalarının soruşturma ve yargılama süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Medya Özgürlüğü ve Çoğulculukta Karmaşık Tablo
Rapor, Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası (European Media Freedom Act-EMFA) ve Dijital Hizmetler Yasası (Digital Services Act-DSA) kapsamındaki yeni düzenlemelere uyum için üye ülkelerde reform süreçlerinin devam ettiğini kaydediyor. Kamu yayıncılarının bağımsızlığı, medya düzenleyici kurumlarının siyasi etkiden arındırılması ve gazetecilerin güvenliği konularında ilerlemeler sağlanırken, bazı ülkelerde gazetecilere yönelik tehditlerin devam ettiği ve medya sahipliğinde şeffaflık sorunlarının sürdüğü belirtiliyor.
Kurumsal Denetim Mekanizmaları ve Tek Pazar Boyutu
Üye ülkelerde, yasama süreçlerine paydaş katılımını artırmaya ve yasaların kalitesini iyileştirmeye yönelik reformlar yürütülürken, bazı ülkelerde hızlı ve istikrarsız yasa değişiklikleri hukuki belirsizlik yaratıyor. Ayrıca, sivil toplumun faaliyet alanları çoğunlukla korunmakla birlikte, bazı ülkelerde fonlama, kayıt ve aşırı mali denetimler gibi ciddi kısıtlamalar ile genişleme ülkelerinde yetersiz katılımcı süreçler ve ombudsman tavsiyelerinin uygulanmaması gibi sorunlar devam ediyor.
Rapor, adalet sisteminin etkinliği, yolsuzlukla mücadele, iyi yönetişim, hukuki öngörülebilirlik ve kaliteli yasa yapımının Tek Pazar’ın işleyişi ve yatırım ortamı üzerinde de doğrudan ekonomik etkileri olduğunu vurguluyor. Bu kapsamda, ticari davalarda uzmanlaşmış mahkemelerden yargı kararlarının etkin uygulanmasına, kamu ihalelerinde yolsuzluğun önlenmesinden medyanın şeffaf finansmanına ve işletmeler için istikrarlı düzenleyici ortama kadar pek çok alandaki gelişmeler Tek Pazar’ın sağlıklı işleyişi için kritik görülüyor.
Değerlendirme
Komisyon, raporun yalnızca tespit değil, aynı zamanda eyleme geçirilecek öneriler sunduğunu belirterek; AP, Konsey, ulusal parlamentolar ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunuyor. Hukukun üstünlüğü ilkesine bağlılık, hem AB içinde demokratik meşruiyetin korunması hem de genişleme ülkelerinin üyelik süreçlerinin güvenilirliği açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, raporda yer alan tavsiyelerin uygulanmasının, yeni mali çerçevede hukukun üstünlüğüne bağlılığın AB fonlarının kullanımı için ön şart olmaya devam edeceği vurgulanıyor. Bu bağlamda, hukukun üstünlüğünün sadece temel haklar değil, ekonomik istikrar ve güvenlik için de AB gündeminde öncelikli bir konu olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı