Birleşmiş Milletler’in İşgal Altındaki Filistin Toprakları, Doğu Kudüs ve İsrail Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu (UN Independent International Commission of Inquiry on the Occupied Palestinian Territory, including East Jerusalem, and Israel), 16 Eylül 2025’te yayımladığı raporda İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistinlilere yönelik eylemlerini “soykırım” olarak tanımladı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından duyurulan bulgulara göre, İsrail’in askerî operasyonları ve uyguladığı kuşatma, Filistin halkının hayatta kalma koşullarını sistematik biçimde ortadan kaldırmayı hedefledi ve uluslararası hukuka göre soykırımın unsurlarını karşıladı. Komisyon, raporunda özellikle İsrail’in askerî bombardımanlarının siviller üzerindeki yıkıcı etkisine ve Gazze’deki insani koşulların sürdürülemezliğine dikkat çekti. Ayrıca, gıda, ilaç ve temiz suya erişimin engellenmesinin kitlesel ölümlere yol açtığı; hastanelerin hedef alınmasının ise sağlık sistemini felç ettiği belirtildi. Komisyona göre İsrail, Gazze’deki Filistinlileri “insanlık dışı muamelelere maruz bıraktı ve bu halkın varlığını fiziksel olarak sona erdirme niyetinin” açıkça göstergesi.
Raporda yalnızca ihlallerin tespiti yapılmadı, aynı zamanda uluslararası topluma yönelik somut bir çağrı da dile getirildi. Komisyon, Gazze’de devam eden soykırımın durdurulabilmesi için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun acilen harekete geçmesini ve İsrail’e karşı bağlayıcı önlemler almasını önerdi. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin süregelen soruşturmalarının hızlandırılması ve delillerin korunması gerektiği vurgulandı.
İsrail yönetimi raporu “yanlı ve iftira niteliğinde” olarak niteleyip kesin bir dille reddederken, çeşitli insan hakları örgütleri raporu güçlü şekilde destekleyerek uluslararası topluma harekete geçme, ateşkes ve insani yardımın engellenmemesi çağrısında bulundu. Bazı ülkeler ve BM yetkilileri, raporun bulgularını ciddiye alırken, özellikle “soykırım” teriminin kullanılması konusunda temkinli bir yaklaşım sergilendi. AB ise insani duruma odaklanarak İsrail’e karşı yaptırımlar da içeren öneri sunarak büyük bir adım attı ancak “soykırım” ifadesine doğrudan atıfta bulunulmadı.
Komisyondan İsrail’e Yönelik Ciddi Adım
Avrupa Komisyonu 17 Eylül’de İsrail ile bazı ticari imtiyazları askıya almayı ve hükümetteki “aşırılıkçı” iki bakana, şiddet içeren yerleşimcilere ve Hamas’a yaptırım uygulamayı içeren önemli bir adım attı. Öneri, Gazze’deki insani kriz ve sivillere yönelik saldırıların artması üzerine, kapsamlı bir paket çerçevesinde resmen sunuldu. Komisyon teklifinde, tercihli ticaret rejiminin belirli unsurlarının geçici olarak durdurulması; bazı ürünlerde tarifelerin yeniden yürürlüğe konulması, kamu ihalelerine erişimin sınırlanması ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin ayrıcalıkların gözden geçirilmesi gibi ekonomik tedbirler bulunuyor.
Teklifteki öneriler, AB Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’nin 23 Haziran 2025 tarihli Dışişleri Konseyi toplantısında, İsrail’in Avrupa-Akdeniz Ortaklık Anlaşması’nın 2’nci maddesini ihlal ettiğine dair işaretler bulunduğu sonucuna varan bir inceleme sunmasına dayanıyor. Bu incelemede, anlaşmanın temel bir unsuru olarak belirlenen insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı ile ilgili temel unsurları, İsrail hükümetinin ihlal ettiği tespit edilmişti. Bu durum, söz konusu anlaşmanın ciddi ve esaslı bir ihlali anlamına geliyor ve AB’ye anlaşmayı tek taraflı olarak askıya alma hakkı veriyor.
Ortaklık anlaşmasına ek olarak, İsrail’e yönelik desteğin durdurulması da teklif içinde yer alıyor. Buna göre AB, sivil toplum kuruluşları ve Yad Vashem’e verilen destek hariç, İsrail’e sağladığı ikili mali yardımı durduruyor. Açıklamaya göre bu durum, 2025-2027 yılları arasındaki tahsisatları ve devam eden iş birliği projelerini etkileyecek.
Komisyon önerisinde ayrıca, Hamas’a, İsrail hükümetindeki aşırılıkçı bakanlara ve şiddet yanlısı yerleşimcilere (AB Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Rejimi kapsamında) karşı yaptırımlar uygulanması yer alıyor. Bu yaptırımlar, Hamas’ın 10 üyesine yönelik listeleri genişletmeyi ve aşırılıkçı bakanlar ile yerleşimcilere karşı dokuz yeni listeleme teklifini içeriyor.
Komisyonun teklifi kabul edilirse, İsrail’den gelen ithalatlar artık AB pazarına ayrıcalıklı erişime sahip olamayacak, gümrük vergilerine tabi tutulacak, ayrıca hedefli yaptırımlar uygulanacak ve ikili destek askıya alınacak. Anlaşmanın askıya alınması için Konsey’de nitelikli çoğunluk, yaptırımların onaylanması için ise oy birliği gerekiyor. AB üye ülkelerinin konuya dair görüş farklılıkları ve çekinceleri düşünüldüğünde önerinin tartışmalara yol açması muhtemel olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme
BM yetkilileri, daha öncesinde İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının “orantısız” olduğunu ve uluslararası insancıl hukuku ciddi şekilde ihlal ettiğini defalarca belirtmişti. BM Komisyonu raporu ise bu iddiaları daha da ileri taşıyarak, eylemlerin “soykırım” niyetiyle yapıldığı sonucuna vardı. Bu, bir ülkenin “soykırım” suçu işlediğine dair resmî bir BM belgesi olması nedeniyle uluslararası diplomasi ve hukuk açısından büyük önem taşıyor. Raporun sunduğu bulgular, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı’na yönelik olası süreçleri de gündeme getirdi. Komisyon, delillerin korunması ve soruşturmaların hızlandırılması çağrısında bulundu. Ancak, raporun siyasi sonuçlarının alınabilmesi, büyük ölçüde uluslararası toplumun iradesine ve özellikle BM’deki güç dengelerine bağlı. Bu nedenle gözler New York’ta devam eden BM Genel Kurulu’ndan çıkacak kararlara ve Yüksek Düzey Genel Tartışma oturumunda liderlerin vereceği mesajlara çevrilmiş durumda.
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı