Genel Kurul’un en önemli toplantılarından biri, Fransa ve Suudi Arabistan’ın eş-başkanlığında düzenlenen “Filistin Meselesinin Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanmasına İlişkin Uluslararası Üst Düzey Konferans” oldu. 80’inci Genel Kurul kapsamında toplanan konferans, 10 ülkenin Devlet ve Hükûmet Başkanları ile diğer üst düzey yetkililerinin Filistin’i bağımsız devlet olarak tanıdıklarını açıklamasıyla tarihi bir dönüm noktası teşkil etti.
Filistin’i Tanıyan Ülkelerin Sayısı 157’ye Çıktı
Fransa ve Suudi Arabistan’ın eş başkanlığında gerçekleşen toplantı, temmuz ayında yapılan üç günlük oturumların devamı niteliğindeydi. 22 Eylül’deki son oturumda Fransa, Avustralya, Belçika, Kanada, Lüksemburg, Malta, Monako, Portekiz, San Marino ve Birleşik Krallık olmak üzere 10 ülke, Filistin’i tanıdığını ilan etti. Fransa’nın bu kararıyla birlikte, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri arasında Filistin’i hâlen tanımayan tek ülke ABD oldu. Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Portekiz tanıma kararlarını zirve öncesinde kamuoyuna duyurmuştu. Yaklaşık bir yıl önce de İspanya, İrlanda, Norveç, Slovenya ve Ermenistan Filistin’i tanıyan ülkeler arasına katılmıştı. Bunlarla beraber 193 üyesi bulunan BM’de, Filistin’i tanıyan ülkelerin sayısı 157’ye çıktı.
İki Devletli Çözüme Yönelik Yol Haritası: “New York Bildirisi”
Konferansın en önemli sonucu ise New York Bildirisi oldu. Temmuz 2025 oturumlarında kabul edilen ve 12 Eylül 2025’te Genel Kurul tarafından resmen onaylanan bildiri, 22 Eylül’deki oturumda yeniden ele alındı. Bildiri, iki devletli çözüm için somut ve geri döndürülemez adımlar atılmasını, kısa sürede bağımsız, egemen, ekonomik olarak yaşanabilir ve demokratik bir Filistin Devleti’nin, İsrail ile barış ve güvenlik içinde yan yana yaşamasını öngörüyor. Başka bir deyişle, iki devletli çözüme giden yolun şimdiye kadarki en somut yol haritası niteliğini taşıyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, video mesajında bu bildiriyi “geri dönüşsüz bir yolun başlangıcı” olarak nitelendirirken, Hamas’ın gelecekteki yönetimde yer almayacağı, silah bırakacağı ve savaşın sona ermesinin ardından seçimlerin yapılacağını açıklamasında bulundu.
Trump-Erdoğan-Arap Liderler Zirvesi
80’inci BM Genel Kurulu kapsamında liderlerin diplomasi trafiği de oldukça yoğundu. 23 Eylül’de, ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri, Ürdün Kralı, Endonezya Cumhurbaşkanı, Pakistan Başbakanı, Mısır Başbakanı ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanlarını bir araya getiren Gazze konulu özel bir toplantı gerçekleştirildi. Trump toplantıyı “o gün yaptığı 32 görüşme içinde en önemlisi” olarak nitelendirdi ve “Gazze’deki savaşı bitirmek, rehineleri geri almak ve hayata dönmek istiyoruz” mesajını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise yaptığı açıklamada toplantıyı “çok verimli ve güzel” olarak tanımladı ve “olumlu sonuçlanmasını temenni ediyorum” dedi. BAE’nin resmi ajansına göre ise masada kalıcı ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması ve Gazze’deki insani krizin çözümü konuşuldu. Ayrıca, zirve öncesinde Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto Genel Kurul kürsüsünde Gazze için 20 bin barış gücü askeri göndermeye hazır olduklarını dile getirmişti.
Trump’ın Barış Planı
Konuyla ilgili son gelişme ise Başkan Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesi sonrasında açıkladığı 20 maddelik barış planı oldu. Plana göre, iki taraf da teklifi kabul ettiğinde, savaş hemen sona erecek. İsrail rehine-mahkûm takasına hazırlık için kısmen çekilecek. İsrail güçlerinin tamamen çekilmesine imkân tanıyacak şartlar sağlanana dek tüm askeri operasyonlar askıya alınacak ve muharebe hatları yerinde kalacak. İsrail'in teklifi kamuoyu önünde kabul etmesini takip eden 72 saat içinde tüm rehineler serbest bırakılacak. Tüm rehineler serbest bırakılır bırakılmaz İsrail de müebbet hapis cezasına çarptırılan 250 Filistinli mahkûmu ve 7 Ekim 2023'ten beri tutuklu olan 1700 Gazzeliyi cezaevinden salıverecek. İsrail her bir İsrailli rehine cenazesine karşılık 15 Filistinlinin cenazesini teslim edecek. Filistinliler Gazze'yi terk etmeye zorlanmayacak, İsrail de toprak ilhak etmeyecek. Bunun yerine planda, Trump başkanlığında oluşturulacak bir geçiş otoritesinin “insanları kalmaya teşvik edeceği ve onlara daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı sunacağı” belirtiliyor. Bu otoritenin adı, “Barış Kurulu” olarak ifade ediliyor. Ortadoğu’daki “modern mucize şehirlerin” kurulmasına katkı sağlamış uzmanlardan oluşan bir kurul da Gazze'nin yeniden inşaşı için bir ekonomik kalkınma planı yaratacak. Gazze, Gazze halkına günlük kamu hizmetlerini ve belediye hizmetlerini sunmaktan sorumlu, teknokrat ve apolitik bir Filistin komitesinin geçici yönetimi altında yönetilecek. Bu komite, nitelikli Filistinliler ve uluslararası uzmanlardan oluşacak ve yeni bir uluslararası geçiş organı olan “Barış Kurulu” tarafından denetlenecek ve gözetim altına alınacak. 2007 yılında Gazze Şeridi'nde iktidara gelen Hamas, artık yönetimde yer almayacak. Hamas üyeleri, “barışçıl bir arada yaşama” taahhüdünde bulunmaları ve silahlarını bırakmaları hâlinde af kapsamına alınacak. Ayrıca Hamas üyelerine Gazze’den güvenli şekilde ayrılma imkânı tanınacak. Plana göre, ABD Gazze’ye derhal konuşlandırılacak geçici bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) oluşturmak için Arap ve uluslararası ortaklarla birlikte çalışacak. Hamas’ın plana vereceği cevap henüz açıklanmadı. Ancak basına yansıyan duyumlara göre Hamas yetkilileri planın Filistinlilerin çıkarlarını korumada yetersiz olduğu görüşünü taşıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu planı kabul etiğini açıklasa da hükümetinde yer alan aşırı sağ üyelerden plana karşı açıklamalar geldi.
Değerlendirme
Genel Kurul kapsamında düzenlenen konferans hem sembolik hem de pratik açıdan tarihi bir dönüm noktası olarak öne çıktı. Filistin’i bağımsız devlet olarak tanıyan ülkelerin 157’ye çıkması, iki devletli çözümün uluslararası alanda giderek güçlendiğini gösterirken, New York Bildirisi ile de somut bir yol haritası ortaya koyuldu. Tüm bu adımlar sürecin yalnızca siyasi söylemlerle sınırlı kalmayıp uygulanabilir adımlara dönüşme ihtimalini de güçlendiriyor. Bununla birlikte, ABD’nin hâlen tanımayan tek daimî üye konumunda olması ve bazı ülkelerin ihtiyatlı tutumu, çözümün küresel ölçekte hâlâ kırılgan olduğunu da gösteriyor. Hâlen gündemi Başkan Trump’ın 20 maddelik planı belirliyor ve bu plan üzerinden bir anlaşma sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor.
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı