Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change- UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen Taraflar Konferansı’nın (Conference of Parties- COP) otuzuncusu, 10-21 Kasım 2025 tarihleri arasında Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleşiyor. Amazon havzasında düzenlenen ilk COP konferans olması nedeniyle sembolik bir önem taşıyan COP30, Paris Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik ilerlemenin değerlendirildiği ve iklim taahhütlerinin eyleme dönüştürülmesini amaçlayan uygulama odaklı bir döneme işaret ediyor.
Dijital Dönüşüme Dayalı Uyum
Konferansın ilk üç gününde, gelişen teknolojilerin iklim eylemine entegre edilmesi yoluyla uyum ve dirençlilik konuları ön plana çıktı. Yeşil Dijital Eylem Merkezi (Green Digital Action Hub), Yapay Zekâ İklim Enstitüsü ve Doğanın Zekâsı Stüdyosu gibi yeni girişimler, gelişmekte olan ülkelere iklim çözümleri tasarlamada teknik kapasite kazandırmayı amaçlıyor. Özellikle tarımsal inovasyon alanında 2,8 milyar dolarlık yeni taahhütler ve açlık kaynaklı tarım odaklı yapay zekâ modelleri dikkat çekti.
Karbon Piyasasına Küresel Çağrı
AB, COP30 öncesinde açıkladığı yeni Ulusal Katkı Beyanı (NDC) ile 2035 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını %66,25 ile %72,5 arasında azaltmayı hedeflediğini duyurmuştu. Ayrıca, 2040 yılına kadar %90 net azaltım hedefinin, hukuki bağlayıcı hale getirilmesinin planlandığı da vurgulanmıştı. Ek olarak, gelişmekte olan ülkeler için 2024 yılında 31,7 milyar avroluk kamu iklim finansmanı ve 11 milyar avroluk özel finansmanı mobilize ettiğini de daha önceden açıklamıştı.
COP30 kapsamında da Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva, AB ve Çin’in de destek verdiği “Düzenlenmiş Karbon Piyasaları Açık Koalisyonu” girişimine Almanya, Ermenistan, Fransa, İngiltere, Kanada, Meksika, Şili ve Zambiya’nın da katıldığını duyurdu. Brezilya Maliye Bakanlığı öncülüğünde geliştirilen girişim dünyanın farklı bölgelerinde yürürlükte olan karbon piyasalarına ilişkin standartların uyumlaştırılmasını ve mevcut karbon kredisi ticaret sistemlerinin birbirine bağlanarak sektördeki likidite, öngörülebilirlik ve şeffaflığın artırılmasını amaçlıyor. AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve benzeri mevcut mekanizmalar, bu girişim için referans niteliği taşırken, karbon piyasalarının çevresel bütünlüğü gözeten biçimde yapılandırılmasını teşvik ediyor. Bununla birlikte bazı çevre örgütleri, söz konusu yaklaşımın emisyon azaltımını teşvik etmek yerine, mali araçlara dayalı bir “iklim muhasebesi” anlayışını güçlendirdiği yönünde eleştirilerde de bulunuyor.
İklim Bilgi Bütünlüğü Bildirisi
COP30 kapsamında ilk kez bilgi bütünlüğü ve iklim dezenformasyonuyla mücadele de resmî gündeme alındı. Brezilya, BM ve UNESCO iş birliğiyle başlatılan Küresel İklim Bilgi Bütünlüğü Girişimi çerçevesinde yayımlanan bir bildiri ile, ülkeler yanlış ve yanıltıcı iklim bilgilerine karşı mücadele etmeye çağırıldı. Bildiriye aralarında Brezilya, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu 13 ülke destek veriyor.
İklim Bilgi Bütünlüğü Bildirisi, iklim eyleminin etkili ve adil biçimde yürütülmesi için doğru bilgiye erişimin temel bir hak olduğunu vurguluyor. Bildiriyle birlikte devletler; iklim değişikliğiyle ilgili bilimsel verilerin kamuyla şeffaf biçimde paylaşılması, dezenformasyonun etkilerinin azaltılması ve güvenilir iletişim altyapılarının desteklenmesi yönünde siyasi taahhütte bulunmaya teşvik ediliyor. Açıklamada, dezenformasyonun sadece iklim politikalarını değil, halk sağlığını, insan haklarını ve demokratik süreçleri de tehdit ettiği belirtiliyor. COP30’un bu yöndeki ilk küresel adımı olarak Bildirinin gelecekte bağlayıcı bir düzenleme sürecinin önünü açabileceği de değerlendiriliyor.
Sonuç ve Değerlendirme
COP30’da öne çıkan başlıklar; Paris Anlaşması kapsamında yürütülen küresel durum değerlendirmesi (global stocktake), gönüllü karbon piyasalarının düzenlenmesine yönelik arayışlar, yeşil dönüşümde dijital çözümlerin artan rolü ve iklim bilgisinin güvenilirliğinin sağlanmasına dönük kritik girişimler oldu. Ayrıca Amazon bölgesindeki ormansızlaşmayla mücadeleyi hedefleyen çok taraflı yeni bir inisiyatifin başlatılması da zirvenin dikkat çekici çıktıları arasında yer aldı. Amazonlara açılan kapı olarak adlandırılan Belem’de gerçekleşen COP 30 öncesinde Amazon ormanlarını tahrip eden bir otoyolun inşasına başlanması kamuoyunda tartışılmıştı. Ancak Brezilya makamları iddiaları reddetmişti.
Tüm bu başlıklar birlikte değerlendirildiğinde, COP30’un yalnızca yeni taahhütlerin duyurulduğu bir toplantı olmaktan çıkarak, iklim politikasında uygulamayı önceleyen bir çerçeve sunduğu görülüyor. Konferans, teknolojik kapasite geliştirilmesi, çevresel adaletin güçlendirilmesi, iklim dezenformasyonuyla mücadele ve uyum finansmanı gibi alanlarda somut ilerlemeler kaydedilmesini teşvik ederek, Paris Anlaşması’nın hayata geçirilmesine yönelik kolektif iradenin sürdüğünü ortaya koyuyor. Bu nedenle COP30, çok taraflı iklim diplomasisinin geleceğine yönelik hem yönlendirici hem de hızlandırıcı bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Fırat Akan, İKV Uzman Yardımcısı