17 Aralık 2025 tarihinde, AB-Batı Balkanlar Zirvesi Brüksel’de gerçekleşti. AB Konseyi Başkanı António Costa tarafından başkanlık edilen zirvede AB ve Batı Balkan ülkeleri arasındaki stratejik ortaklık, Batı Balkan Büyüme Planı ve aşamalı entegrasyon, dış ilişkiler, savunma ve güvenlik konuları, bağlantısallık, göç yönetiminde iş birliği ve organize suç ve yolsuzlukla mücadele gibi pek çok konu ele alındı. Zirveye AB üye ülke liderleri, Batı Balkan ülkelerinden liderler, AB Konseyi Başkanı Costa, Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas katıldı. Zirve sonunda Brüksel Bildirisi (Brussels Declaration) kabul edildi.
AB-Batı Balkanlar Zirveleri
AB ve Batı Balkan ülkeleri arasında oldukça yoğun siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkiler bulunuyor. Bu ilişkiler bilhassa, bu ülkelerin AB perspektifleri, adaylıkları ve üyelik süreçleriyle iyiden iyiye somutlaşmış durumda. Bu ülkelerden Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Sırbistan resmen AB aday ülkesiyken Kosova da potansiyel aday olarak görülüyor. Bir sonraki AB genişlemesinin -kuvvetle- muhtemel katılımcıları olacak Batı Balkan ülkeleriyle stratejik ilişkileri güçlendirmeyi ve nihayetinde genişlemeyi Brüksel, stratejik bir dış politika hamlesi olarak değerlendiriyor. AB’nin 2024-2029 stratejik gündeminde genişleme “barışa, güvenliğe, istikrar ve refaha yapılmış jeostratejik bir yatırım” olarak sunuluyor. Bu kapsamda AB, Batı Balkan ülkeleriyle düzenli olarak zirveler gerçekleştiriyor. 2018 yılında ilki gerçekleşen düzenli zirvelerin sonuncusu 17 Aralık 2025 tarihinde Brüksel’de yapıldı.
Zirvenin Gündemi ve Brüksel Bildirisi
AB ve Batı Balkanlar arasındaki stratejik ilişkilerin ve ortak hareket alanlarındaki geleceğin tartışıldığı AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nin temel gündem maddeleri siyasi ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi, Batı Balkanlar’ın hem birbirleri arasındaki hem de AB ile entegrasyonuna ivme kazandırılması ve bağlantısallık oldu. Zirvede görüşülen konular ise taraflarca kabul edilen “Brüksel Bildirisi” ile kamuoyuna duyuruldu.
Belirsizliklerin arttığı ve öngörülebilirliğin giderek azaldığı günümüz jeopolitik bağlamında, AB ve Batı Balkanlar arasında her zamankinden daha kuvvetli ilişkilere ve iş birliğine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı. Bu vurgunun en görünür ifadesi olarak AB tarafı, Batı Balkan ülkelerinin AB üyelik perspektiflerine desteğini “Batı Balkanların geleceği Birliğimizdedir” ifadesiyle Brüksel Bildirisi’nde yineledi. Bildiride genişleme, faydalanılması gereken gerçekçi bir ihtimal olarak nitelenirken Batı Balkan ülkelerinin reform süreçlerinde attıkları adımların; Avrupa değerlerini ve ilkelerini savunmaya bağlılıklarının memnuniyetle karşılandığının altı çiziliyor.
Batı Balkan ülkelerinin birçok politika alanında aşamalı olarak AB’ye entegrasyonunu hedefleyen genişleme sürecinde AB’nin, bu ülkeleri Birliğe yaklaştırmayı amaç edindiğine ve bölgenin AB Tek Pazarı’na uyumunu artıracak Batı Balkanlar Büyüme Planı’na vurgu yapılıyor. 6 milyar avroluk planın bölgede ekonomik büyümeyi ve sosyo-ekonomik yakınsama hızlandırma potansiyeline dikkat çekiliyor.
Zirvede AB, bölge ülkelerinin AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’na uyumunun önemine işaret ederken bu bağlamda AB yaptırımlarının bu ülkelerce uygulanmasını ve yaptırımların delinmesinin önüne geçilmesini “ortakların stratejik tercihinin açık bir göstergesi” olarak gördüğünü de ifade etti. Avrupa Barış Aracı (European Peace Facility) gibi mekanizmaların da dâhil olduğu farklı yollarla güvenlik ve savunma alanlarında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi, hibrit ve siber tehditlerle mücadelede ortaklıklar geliştirilmesi zirvede ele alınan konular arasında yer aldı ve Brüksel Bildirisi’nde ifade edildi.
AB ve Batı Balkanların, ortak sınamalara ortak cevap geliştirmelerinin önemine atıf yapılarak göç ve vize gibi alanlarda atılabilecek adımlar zirvede gündeme geldi. Batı Balkan ülkelerinin vize politikalarını AB ile uyumlaştırmaları hususunda ek çalışmalar gerektiği AB tarafından ifade edildi. Yolsuzlukla, organize suçla, uyuşturucu kaçakçılığıyla, terörle ve aşırılıklarla mücadelede ortak çabaların sürmesi gerektiği de not edildi.
Tunç İbrahim Ceylan, İKV Uzmanı