AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 1 Ocak 2026 itibarıyla geçiş döneminden çıkıp nihai uygulama fazına geçecek. 1 Ekim 2023’te başlayan ve 2025 sonuna kadar süren geçiş döneminde ithalatçılar yalnızca AB’ye giren belirli ürünlerin gömülü emisyonlarını raporluyor, fakat henüz bir ödeme yapmıyordu. Ancak 2026’dan itibaren tablo değişecek; zira ithalatçılar, bu emisyonlara tekabül eden SKDM sertifikalarını satın almak ve yıllık beyanla teslim etmek zorunda kalacak. Böylece AB Emisyon Ticaret Sistemi’nde (ETS) sanayiye sağlanan ücretsiz tahsisatların kademeli olarak azaltılması, ithalat aşamasında karbon fiyatlamasıyla eşgüdümlü bir şekilde ilerleyecek ve karbon kaçağı riski azaltılmaya çalışılacak.
Yetkilendirilmiş SKDM Beyan Yükümlülüğü
Nihai dönemde SKDM; çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik ithalatına uygulanmaya devam edecek. Bu ürünleri yılda 50 tondan fazla ithal eden AB içi firmalar ile tüm elektrik ve hidrojen ithalatçıları, “yetkilendirilmiş SKDM beyan yükümlüsü” statüsü almak zorunda olacak. Bu statü olmadan söz konusu malların serbest dolaşıma girmesine gümrükler izin vermeyecek. İthalatçılar, ulusal yetkili makamlar üzerinden SKDM kayıt sistemine erişim sağlayarak başvuru yapacak, ardından gömülü emisyonları hesaplayıp beyan edecek ve buna karşılık gelen sertifika miktarını her yıl 31 Mayıs’a kadar teslim edecek. Sertifika fiyatı ise ETS tahsisatlarının açık artırma fiyatına endeksli olacak; 2026’da üçer aylık, 2027’den itibaren ise haftalık ortalama karbon fiyatı esas alınacak. Bununla birlikte, eğer ilgili ürünün üretildiği üçüncü ülkede halihazırda bir karbon fiyatı ödenmişse, bu tutar SKDM yükümlülüğünden mahsup edilebilecek.
İhracatçılar İçin Yol Haritası: Uyum ve Veri Yönetimi
SKDM’nin nihai dönemi, AB’ye ihracat yapan ülkeler açısından da yalnızca bir iklim politikası değil, aynı zamanda rekabetçilik ve pazar erişimi meselesi olarak öne çıkıyor. Zira 2026’dan sonra AB pazarına girmek isteyen üreticiler, ürün bazında gömülü emisyonlarını izlemek ve belgelemek zorunda kalacak; aksi halde ithalatçılar gerçek veriye ulaşamayacak, varsayılan emisyon değerleri nedeniyle daha yüksek sertifika maliyetiyle karşılaşabilecek. Bu nedenle şirketlerin, tedarik zincirleri boyunca emisyon verilerini şimdiden toplaması, tesis bazlı izleme sistemlerini SKDM metodolojisiyle uyumlu hale getirmesi ve AB’deki ithalatçılarıyla yakın işbirliği kurması büyük önem taşıyor. Öte yandan 50 tonluk muafiyet eşiği küçük ölçekli aktörleri bir ölçüde korurken, toplam emisyonların büyük kısmı yine düzenleme kapsamına alınmaya devam edecek. Bu çerçevede Avrupa Komisyonu, 17 Aralık 2025’te SKDM’yi güçlendirmeye yönelik bir paket sunarak, 2028’den itibaren çelik ve alüminyum yoğun bazı aşağı yönlü ürünlerin de kapsama alınmasını, muhtemel “etrafından dolanma” uygulamalarına karşı ilave önlemleri ve karbon kaçağı riski altındaki AB üreticileri için geçici bir karbonsuzlaşma fonu oluşturulmasını önerdi. Böylece SKDM, hem ithalat ayağında karbon fiyatlamasını yaygınlaştıran hem de AB sanayisinin dış pazarlardaki rekabet gücünü korumaya çalışan daha bütünleşik bir araç haline geliyor.
Fırat Akan, İKV Uzman Yardımcısı