İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

ABD’nin Venezuela’ya Müdahalesi Sonrasında Durum

ABD Delta Force birlikleri tarafından gerçekleştirilen operasyon, Venezuela’da belirsizliğe yol açtı.
ABD’nin Venezuela’ya Müdahalesi Sonrasında Durum

ABD Delta Force birlikleri tarafından Venezuela’nın başkenti Caracas’ta gerçekleştirilen operasyon sonrasında ele geçirilen Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores New York’a getirildi.

Venezuela Operasyonu

Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores hakkında uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı ve terör örgütü olarak tanımlanan çetelerle iş birliği yaptıkları iddialarına dayanan ABD federal suçlamaları bulunuyor. Venezuela’daki durum belirsizliğini koruyor. ABD’nin başka bir ülkenin egemenliğini ihlal ederek operasyon düzenlemesi ve iç güvenlik suçlaması ile devlet başkanını göz altına alması ve yargılaması uluslararası hukuk ve devlet egemenliği kavramlarını tartışmaya açtı. Uluslararası tepkiler oldukça çeşitliydi. Kimi liderler yapılanın uluslararası hukuk ve devletler sistemine geri dönülmez zarar verdiğini dile getirirken, diğerleri ABD lideri Trump’ı açıkça eleştirmekten kaçındı. Bunun yanında, operasyonun esas amacının başta petrol ve altın olmak üzere Venezuela’nın doğal kaynaklarını ele geçirmek olduğu ve Maduro’nun Çin ve Rusya ile yakın ilişkilerine son verilmek istendiği tartışıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, operasyonu “mükemmel” olarak nitelendirdi ve ayrıntı vermeden, “güvenli, uygun ve sağduyulu” bir geçiş sağlanana kadar ABD’nin Venezuela’yı “yöneteceğini” söyledi.

Dünya’dan ve Avrupa'dan Tepkiler

İspanya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Uruguay liderleri, pazar günü yayımladıkları ortak açıklamayla, ABD’nin Nicolás Maduro’yu kaçırdığı askeri operasyonunu reddetti. Açıklamada, Vaşington’un Venezuela’yı geçici olarak yöneteceğini açıklamasının ardından ülkenin geniş doğal kaynaklarının “sahiplenilmesi” riskine karşı da uyarıda bulunuldu.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın da aralarında bulunduğu altı lider, ABD operasyonunun “uluslararası hukukun temel ilkelerini, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan güç kullanma yasağını ve toprak bütünlüğüne saygıyı” ihlal ettiğini belirtti.

Ortak açıklamada, “Bu eylemler barış ve bölgesel güvenlik açısından tehlikeli bir emsal oluşturmakta ve sivil nüfus için risk teşkil etmektedir,” dendi. “Venezuela’daki durum, dış müdahale olmaksızın, diyalog yoluyla ve Venezuelalıların iradesine uygun biçimde, uluslararası hukuka bağlı kalınarak çözülmelidir,” ifadesi kullanıldı.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “ABD müdahalesinin hukuki değerlendirmesi karmaşıktır ve dikkatli bir inceleme gerektirir,” dedi. Odağın Venezuela’da demokratik geçişin güçlendirilmesine verilmesi gerektiğini savundu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise operasyonun ayrıntılarına girmeden, Maduro’nun “diktatörlüğünün” devrilmesinin ardından Venezuelalıların “yalnızca sevinç duyabileceğini” söyledi. Macron, 2024 seçimlerinde Maduro’ya karşı aday olan ve sürgüne gitmek zorunda kalan Edmundo González’in geçiş sürecinde hızlı bir rol üstlenmesi gerektiğine işaret etti.

AB Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi konuya ilişin bir açıklama yayımladı. Açıklamada şu ifadeler yer alıyor;

“Bu açıklama, 26 AB Üyesi Devlet (Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya ve İsveç) tarafından desteklenmektedir.

AB, krizin tırmanmasını önlemek ve barışçıl bir çözüme ulaşılmasını sağlamak amacıyla tüm aktörleri sükûnete ve itidale davet etmektedir.

AB, her koşulda uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın temel ilkelerine uyulması gerektiğini hatırlatmaktadır. BM Güvenlik Konseyi üyeleri, uluslararası güvenlik mimarisinin temel bir unsuru olan bu ilkelere riayet edilmesini sağlama konusunda özel bir sorumluluğa sahiptir.

AB, Nicolás Maduro’nun demokratik yollarla seçilmiş bir devlet başkanının meşruiyetine sahip olmadığını defalarca ifade etmiş ve Venezuela’nın egemenliğine saygılı, Venezuelalılar tarafından yürütülen barışçıl bir demokrasiye geçiş sürecini savunmuştur. Venezuelalı halkın kendi geleceğini belirleme hakkına saygı gösterilmelidir.

AB, dünya genelinde ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturan sınır aşan örgütlü suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi öncelik olarak paylaşmaktadır. Bununla birlikte AB, bu zorlukların uluslararası hukuka ve toprak bütünlüğü ile egemenlik ilkelerine tam saygı çerçevesinde, sürdürülebilir iş birliği yoluyla ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

AB, Venezuelalılar tarafından yönetilecek, müzakereye dayalı, demokratik, kapsayıcı ve barışçıl bir çözüme ulaşılması amacıyla, sürece dâhil olan tüm taraflarla diyaloğu desteklemek ve kolaylaştırmak için ABD ile birlikte bölgesel ve uluslararası ortaklarla yakın temas hâlindedir.

Venezuela’nın demokrasiyi yeniden tesis etmesinin ve mevcut krizi çözmesinin tek yolu, Venezuelalı halkın iradesine saygı gösterilmesidir.

Bu kritik dönemde, tüm aktörlerin insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuka eksiksiz biçimde saygı göstermesi hayati önem taşımaktadır. Hâlihazırda Venezuela’da tutuklu bulunan tüm siyasi tutuklular koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.

AB Üyesi Devletlerin konsolosluk makamları, Venezuela’da yasa dışı şekilde alıkonulanlar da dâhil olmak üzere, AB vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla yakın koordinasyon içinde çalışmaktadır”.

Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri

Diğer Yazılar