İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
13-19 HAZİRAN 2013

G8 ZİRVESİ YAPILDI

G8 zirvesi İngiltere Başbakanı David Cameron’un ev sahipliğinde 17–18 Haziran 2013 tarihlerinde Kuzey İrlanda’da gerçekleştirildi. Suriye’deki iç savaş, vergi kaçakçılığının önlenmesi ve AB–ABD serbest ticaret anlaşması görüşmeleri zirvenin ana gündemini oluşturdu.

Suriye’deki krizin müzakereler ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini ifade eden G8 liderleri bunun için müzakere yeteneği olan geçici bir hükümetin kurulması gerektiğine vurgu yaptı. Barış görüşmeleri için en kısa zamanda yürürlüğe girecek ortak bir plan konusunda uzlaşıya varılmış olsa da Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevinde kalıp kalmaması konusuna değinilmedi. G8 zirvesinin sonunda bir basın toplantısı düzenleyen David Cameron Suriye üzerinde yedi noktada anlaştıklarını belirtti. Bunlardan ilkinin Suriye’ye insani yardımı arttırmak ve 1,5 milyar dolarlık yeni yardım sağlamak şeklinde ifade edilirken, Suriye’de tüm tarafların müzakere masasına getirilmesi gerektiği vurgulandı. Cameron, Suriye üzerine anlaştıkları diğer hususları ise şöyle sıraladı: “Geçici bir yönetimi sağlayacak Cenevre sürecini desteklemek; Irak’tan dersler çıkararak devletin temel kurumlarının geçiş sürecinde korunmasını sağlamak; Suriye’yi teröristlerden ve aşırılık yanlılarından arındırmak için çalışmak; kimyasal silah kullanımını kınamak; tüm Suriyelilerin onayını alan bir Suriye hükümetini desteklemek.”

G8 zirvesinin sonunda açıklanan sonuç bildirisinde, ülkelerin vergi kaçakçılığı konusunda birlikte hareket etmeleri gerektiği dile getirildi. Bu bildiriye göre, ülkelerin, çok uluslu şirketlerin kendi ülkelerine vergi ödemekten kaçınmalarına imkân veren mevzuat boşluklarının ortadan kaldırılması için birlikte çalışmasının zorunlu olduğu vurgulandı. Liderler, dünya ülkelerinin, “vergi kaçakçılığı belasıyla savaşmak için” yönetimlerin otomatik olarak bilgi paylaşımına gitmeleri ve şirketlerin, “vergi ödemekten kaçınmak amacıyla kârlarını çeşitli ülkelerin sınırları arasında kaydırmalarını” zorlaştırmaları gerektiğini belirtti. Bunların yanı sıra G8 zirvesinde OECD tarafından gerçekleştirilen sunumda Otomatik Bilgi Paylaşımı (AEI) sisteminin uygulanabilmesi için gerekli yol haritası tayin edildi ve bu sayede AEI’yı uluslar arası standartlara ulaştırmak için gereken süreç başlatıldı. Bu süreç için OECD dört aşamalı bir öneride bulundu: Ülkelerin vergi otoritesi partnerlerini daha kolay genişletebilmesi için kanunları liberalleştirmek; bilgi alışverişi için yasal dayanak oluşturmak; bilgi havuzu oluşturmak; toplantı kriterlerini sağlamak ve süreci koordine etmek;  AEI için ortak veya uyumlu bilgisayar sistemi standartlarını sağlamak.

Zirvede ele alınan konulardan bir diğeri olan ABD ve AB arasında serbest ticaret anlaşması için ilk görüşme turunun Temmuz ayında başlayacağı duyuruldu. Görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan İngiltere Başbakanı David Cameron, ekonominin canlandırılması için büyüme ve refahın artırılması gerektiğini dile getirdi. Cameron, ABD ve AB arasında serbest ticaret anlaşmasının sağlanması durumunda bunun ABD’ye 100 milyar Sterlin, AB’ye 80 milyar Sterlin ve dünya ekonomisine de 85 milyar Sterlin katkı sağlayacağını söyledi. Cameron, aynı şekilde 2 milyon ek istihdam sağlanması ve malların ucuzlamasının da mümkün olacağını dile getirdi. Mevcut ekonomik ortamın, güçlerin birleştirilmesini gerektirdiğine dikkat çeken Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ise, bu şekilde AB’nin 21’inci yüzyılın standartlarını belirlemeye ve güçlü küresel oyuncu olmaya devam edeceğine işaret etti.

ABD Başkanı Barack Obama da küresel gayrisafi milli hâsılanın neredeyse yarısını kapsayacak anlaşmayla mevcut ticari ilişkilerin daha da derinleşeceğini vurguladı. Kısa vadeli endişelerden sıyrılarak büyük resme odaklanılmasını isteyen Obama, diplomasi ve güvenlik alanlarındaki ittifak kadar, güçlü bir ekonomik ittifak kurulabileceğine inandığını ifade etti. ABD ve AB’nin küresel ekonominin bel kemiği olduğunu vurgulayan AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ise, “Bugün istihdam oluşturamıyorsak geleceğin istihdamının tohumlarını atmalıyız ve bu anlaşma da tam da bununla ilgili.” ifadelerini kullandı.