İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

İran’da Toplumsal Kırılma Derinleşiyor

Tahran’da 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan protestolar ülke geneline yayılırken, artan iç ve dış baskılar meseleyi küresel gündemin üst sıralarına taşıdı.
İran’da Toplumsal Kırılma Derinleşiyor

İran’ın başkenti Tahran’da 28 Aralık 2025’te tarihinde, yerel para birimi riyalin hızlı değer kaybı ve ekonomik darboğaz nedeniyle başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayıldı. Başlangıçta ekonomik taleplerle sınırlı olan gösteriler, giderek daha geniş toplum kesimlerinin rejim karşıtı taleplerini yansıtan bir harekete dönüştü. Riyalin hızla değer kaybetmesi, yüksek enflasyon, işsizlik ve kamu kaynaklarının dış politika önceliklerine yönlendirilmesi, özellikle kentli orta sınıf ve genç nüfus arasında tepkilerin birikmesine yol açtı. Tahran’da başlayan gösterilerin ülkenin 31 iline yayıldığı ve ülke genelinde farklı sosyal kesimlerin katılımıyla toplumsal bir muhalefet dalgası hâlini aldığı bildiriliyor. Rejim tarafında ise güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri protestoların seyrini daha da sertleştirdi. Bağımsız kaynaklara göre ölü sayısının iki bini aştığı, binlerce kişinin tutuklandığı ve internet erişiminin sistematik biçimde kısıtlandığı bildiriliyor. İran yönetimi protestoları dış güçlerin yönlendirdiğini savunurken, sahadaki gelişmeler rejimin toplumsal meşruiyetine yönelik ciddi bir sınamaya işaret ediyor. Bazı kaynaklara göre İran’daki protestolar, 1979 Devrimi’nden bu yana görülen en geniş çaplı toplumsal muhalefet hareketi olarak kaydedildi. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney geçen hafta protestocuları suçlayan bir açıklama yaparken, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü duruma ilişkin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un iletişimde olduğunu belirtti.

ABD Başkanı Trump’tan İran’a Yönelik Açıklamalar

ABD Başkan Donald Trump, İran’daki protestoların tansiyonunun yükselmesi üzerine protestoculara destek açıklamalarında bulundu ve rejimi protestoculara sert müdahale etmeme konusunda uyardı. Ardından 13 Ocak 2026 tarihinde İran’la ticaret yapan ülkelere yönelik %25 ek gümrük vergisi kararının getirileceğini ve kararın derhal uygulamaya sokularak kesin ve nihai olduğunu açıkladı. Bu adım zaten yaptırımlarla zorlanan İran ekonomisini dolaylı yollardan daha fazla baskı altına almayı ve üçüncü ülkelerin İran’la ticari ilişkilerini caydırmayı hedefliyor. Ek olarak protestoculara yönelik “yardımın yolda olduğu” yönündeki açıklaması, İran halkına verilen açık bir mesaj olarak değerlendirilirken, söz konusu söylemin hem göstericileri cesaretlendirmeyi hem de rejim üzerindeki siyasi baskıyı artırmayı hedeflediği yorumlandı. Vaşington’un doğrudan bir askerî müdahaleye yönelme ihtimalleri tartışılırken, 15 Ocak’ta gelişmeleri değerlendiren Trump, “İran’da infazların durdurulduğu bilgisini aldık” açıklamasında bulundu ve askerî seçeneklerin masada olup olmadığı sorusuna “Sürecin nasıl gelişeceğini izleyip göreceğiz” yanıtını verdi. Bazı kaynaklara göre ise Trump, İran yönetimini müdahale niyeti olmadığı şeklinde bilgilendirdi. Şu aşamada değerlendirmeler ABD’nin daha çok yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve dolaylı destek mekanizmaları üzerinden etkisini artırmayı tercih edeceğine yönelik olarak devam ediyor ancak Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt, 14 Ocak’ta yaptığı açıklamada “tüm seçeneklerin” masada olmaya devam ettiğini de tekrarlamıştı. Bu nedenle bir müdahalenin söz konusu olup olmayacağı henüz belirsizliğini koruyor.

Uluslararası Tepkiler

AB ve diğer uluslararası aktörler ise İran’daki sert müdahalelere karşı tepkilerini giderek sertleştiriyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, protestoculara yönelik orantısız güç kullanımını kınayarak İran halkının temel hak ve özgürlük taleplerine destek verirken, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise mevcut yaptırımların ötesine geçilebileceğini belirterek yeni kısıtlayıcı tedbirlerin gündemde olduğunu açıkladı. AP Başkanı Roberta Metsola’nın İranlı diplomat ve temsilcilerin AP binalarına girişinin yasaklanacağını açıklaması ise İran rejimine yönelik diplomatik mesafenin sembolik olarak da derinleştiğini gösterdi. 15 Ocak 2026 tarihinde G7 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak açıklamada da güvenlik güçlerinin protestoculara karşı kullandığı şiddet kınanarak, İran yönetimine itidal çağrısı yapıldı ve insan hakları ihlallerinin devamı halinde ilave önlemlerin devreye sokulacağı vurgulandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise 15 Ocak’ta gerçekleştirdiği basın toplantısında konunun yakından takip edildiğini belirterek, “İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Değerlendirme

İran’daki protestolar, rejimin güvenlik kapasitesinin halen güçlü olduğunu gösterse de ekonomik kırılganlıklar ve toplumsal meşruiyet sorununun derinleştiğine işaret ediyor. Mevcut tabloda kısa vadede rejim değişikliği olasılığı sınırlı görünürken, uzun vadede İran yönetiminin hem iç istikrarı sağlamak hem de dış baskıyı dengelemek için daha maliyetli tercihlerle karşı karşıya kalacağı değerlendiriliyor. ABD’nin sert söylemleri ve ekonomik baskı araçları ile AB’nin yaptırım ve diplomatik izolasyon yaklaşımı, Tahran’ın manevra alanını daraltıyor. Bununla birlikte İran’ın bölgesel vekil ağları, enerji jeopolitiğindeki konumu ve güvenlik aygıtının bütünlüğü, dış müdahale ihtimalini sınırlayan temel unsurlar olmaya devam ediyor. Bu çerçevede protestoların seyrini belirleyecek temel faktör, uluslararası baskının düzeyinden ziyade, rejimin toplumsal taleplere ne ölçüde ve hangi araçlarla yanıt vereceği olacak.

Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar