İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

“Diyalog Ruhu” Temalı 56’ıncı Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı

Davos’ta 19-23 Ocak 2026 tarihleri arasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun 56’ıncı Yıllık Toplantısı, iş dünyası, sivil toplum ve hükümet liderlerini bir araya getirdi.
“Diyalog Ruhu” Temalı 56’ıncı Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı

İsviçre’nin Davos kasabasında 19-23 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı diğer bir ifadeyle Davos Zirvesi’nin bu yılki teması “Diyalog Ruhu” olarak belirlendi. Dünya Ekonomik Forumu, söz konusu temayı belirlemesinin gerekçesi olarak bugünlerde yaşanan jeopolitik, ekonomik ve toplumsal dönüşümlerle şekillenen bu dünyada bireylerin birbirini dinlemesinin, bakış açılarını genişletmesinin ve kendi görüşlerini sorgulamasının önemini gösteriyor. Bu zirveye 65 devlet ve hükümet başkanı, 55 ekonomi ve maliye bakanı, 34 sanayi ve ticaret bakanı, çok sayıda akademisyen ve iş dünyası temsilcisinin katılımının beklendiği açıklandı.

56’ıncı Yıllık Toplantı’da Yapay Zekâ

İleri derecede kutuplaşmış dünyada iş birliğinin artırılması, ekonomik büyüme için yeni kaynak bulma, insanlara daha iyi yatırım yapma, inovasyonu ölçekli ve sorumlu bir şekilde hayata geçirme ve gezegenin sınırları içerisinde refahı inşa etme bu seneki zirvede ele alınan konular arasında yer aldı. Hususi olarak, yapay zekâ ve teknolojinin öne çıktığı toplantıda yapay zekânın finansal faydalarına karşın teknolojinin sorumluluk ve “değişim liderliği” boyutu olduğuna dikkat çekildi. Öte yandan, küresel dijital uçuruma da dikkat çeken katılımcılar dünya çapında bir yetenek geliştirme yatırımına ve Küresel Güney’de alt yapı kurulmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı. IMF Başkanı Kristalina Georgieva ise yapılan araştırmalara göre gelişmiş ülkelerde yapay zekâ sebebiyle işlerin %60’ının etkileneceğini ifade ederek birçok giriş pozisyonunun ortadan kalkacağı konusunda uyarıda bulundu. 

Komisyon Başkanı’ndan Bağımsızlık Vurgusu

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Grönlandı’ın ilhak edilmesi ve Avrupa ülkelerine tarife uygulanması tehdidinin etkisi altında gerçekleşen zirvede, jeopolitik şokların Avrupa için bir fırsat niteliği taşıyabileceğini ifade ederek bunun bir yapısal zorunluluk olduğunu dile getirdi. Grönland’a ilişkin olarak AB ile ilişkileri geliştirmeye çalıştıklarını vurgulayan von der Leyen, yeni bir yatırım paketi sunulacağını açıkladı. Ayrıca, “Güvenlik ve savunma düzenlemelerimizi güçlendirmeliyiz, bu Grönland için gerçek bir jeopolitik zorunluluk haline geldi” yorumunda bulundu.

Konuşmasına 28’inci Rejim’i diğer ifadeyle EU Inc’i tanıtarak devam eden Komisyon Başkanı, yeni bir Avrupa şirketi yapısı kuracaklarını taahhüt etti. Birlik düzeyinde sade kurallar inşa edeceklerini belirterek işletmelerin herhangi bir üye ülkede şirketlerini 48 saat içerisinde ve tamamen çevrim içi olarak kaydedebileceklerini vurguladı. Kurulacak yapının ABD ve Çin gibi tek tip piyasalarda iş yapmak ve finansman sağlamak kadar kolay olacağını vurguladı ve bu düzenlemenin AB’nin tüm dünyadan yatırım çekmesine katkı sağlayacağını belirtti.

ABD Başkanı Grönland Talebini Yineledi

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’a gelmeden önce ABD’nin Grönland’a ihtiyacı olduğunu tekrar dile getirmiş ve bu planına karşı çıkan Avrupalıları gümrük vergileriyle tehdit etmişti. Davos’taki konuşmasında Grönland’ı ABD’den başka hiçbir devletin koruyamayacağı argümanını yineleyerek konuya ilişkin olarak müzakerelerin derhal başlaması gerektiğinin altını çizdi. Bununla beraber konuşmasında Danimarka’yı “nankör” olarak nitelendirse de askerî güç kullanmayacağını belirtmesinin tansiyonu biraz düşürdüğü düşünülüyor.

Zirve’nin en fazla ilgi uyandıran konuşmalarından birini Kanada Başbakanı Mark Carney yaptı. Carney, Soğuk Savaş sonrası ABD öncülüğündeki kurallara dayalı uluslararası düzenin artık işlemediğini ve dünyanın daha sert, güç rekabetine dayalı bir döneme girdiğini savundu. Bu süreci bir “geçiş” değil, küresel sistemde köklü bir kopuş olarak tanımladı ve ülkelerin eski düzenin hâlâ koruyucusu olduğu yanılgısından vazgeçmesi gerektiğini vurguladı. Carney’e göre kurallara dayalı düzen aşınmış durumda. Büyük güçler giderek daha fazla ekonomik entegrasyonu bir baskı aracı olarak kullanıyor, gümrük tarifelerini siyasi kaldıraç haline getiriyor, tedarik zincirlerini jeopolitik kırılganlıklara dönüştürüyor. Carney, Thukydides’ten alıntı yaparak, “Güçlü olanlar yapabileceklerini yapar, zayıf olanlar katlanmak zorunda kalır” dedi ve Kanada, AB ülkeleri, Birleşik Krallık, Hindistan ve Avustralya gibi ülkelerin, büyük küresel yapılara bel bağlamak yerine esnek ve konu bazlı koalisyonlar kurması gerektiğini savundu. Carney, ülkelerin artık yalnızca uluslararası kurumlara güvenemeyeceğini, bu nedenle enerji, gıda güvenliği, kritik mineraller, finans ve tedarik zincirleri gibi alanlarda stratejik özerklik ve ulusal dayanıklılık inşa etmeleri gerektiğini söyledi.  Carney, yeni dönemin izolasyonculuk anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı. Bunun yerine, insan hakları, sürdürülebilir kalkınma ve egemenlik gibi ortak değerlere dayanan benzer düşüncedeki ülkeler arasında ağlar ve koalisyonlar kurulmasını savundu.

Bir diğer önemli konuşma da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından yapıldı. Macron gözündeki rahatsızlık nedeniyle güneş gözlüğü takarak yaptığı konuşmasında kurallara dayalı uluslararası düzenin aşındığını ve dünyanın giderek “kuralsız bir düzene” doğru sürüklendiğini söyledi. Gücün hukukun önüne geçtiği bu ortamın, küresel barış ve iş birliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Avrupa’nın çıkarlarını savunması gerektiğini belirten Macron, Avrupa’nın dış baskı ve zorlamalara boyun eğmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle ticaret, gümrükler ve jeostratejik konular bağlamında, AB’nin gerekirse Zorlayıcı Tedbirlere Karşı Araç (Anti-Coercion Instrument-ACI) gibi mekanizmaları kullanmaya hazır olması gerektiğini söyledi. Macron, Avrupa’nın tercihinin hukuk devleti, öngörülebilirlik ve karşılıklı saygı olduğunu vurguladı. Avrupa’nın baskı ve tehditlere teslim olmayacağını, ilişkilerde güce değil kurallara dayalı bir yaklaşımı savunduğunu açıkça dile getirdi. Konuşmasında savaşlara, büyük güç rekabetine ve demokratik normların zayıflamasına da değinen Macron, bu gelişmelerin küresel istikrarsızlığı derinleştirdiğini ve daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç olduğunu belirtti. Macron konuşmasını, kendi kaderini şekillendirebilen, ortaklarıyla birlikte çalışan ve küresel yönetişimde söz sahibi olan daha güçlü bir Avrupa vizyonuyla tamamladı.

Son olarak, Federal Almanya Başbakanı Merz’in konuşması da AB’nin birlik içinde hareket etmesi temasına vurgu yaptı. Merz, küresel düzenin hızla çözüldüğünü ve uluslararası ilişkilerin giderek hukuk ve iş birliğinden ziyade güç ve zor kullanımına dayalı hale geldiğini söyledi. Sadece gücün geçerli olduğu bir dünyanın herkes için –küçük, orta ve büyük ülkeler açısından– tehlikeli olduğunu vurguladı. Bu yeni jeopolitik ortamda Avrupa’nın çıkarlarını koruyabilmesi için birliğini pekiştirmesi, ekonomik rekabet gücünü artırması ve savunma kapasitesine daha fazla yatırım yapması gerektiğini ifade etti. Merz, son dönemde yaşanan gerilimlere rağmen Avrupa’nın ABD ile ilişkileri gözden çıkarmakta acele etmemesi gerektiğini söyledi. NATO’nun ve transatlantik güven ilişkisinin Avrupa için hâlâ stratejik bir avantaj olduğunu vurguladı. Merz, ABD’nin Grönland konusunda güç kullanımından geri adım atmasını ve ticaret gerilimini tırmandırabilecek bazı adımlardan vazgeçmesini olumlu karşıladı. Ancak Avrupa topraklarının zorla elde edilmesine yönelik her türlü girişimin kabul edilemez olduğunu ve Avrupa’nın böyle durumlara karşı hazırlıklı olması gerektiğini açıkça ifade etti. Konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı ve Çin’in yükselişi gibi gelişmeleri, küresel güç dengelerinde yaşanan köklü değişimlerin bir parçası olarak ele aldı. Avrupa’nın barış ve refahını koruyabilmesi için hem ekonomik hem de askerî açıdan daha güçlü hale gelmesi gerektiğini savundu.

Değerlendirme

Hem Davos Zirvesi’nde konuşulanları hem de mevcut küresel sorunları değerlendirme konusunda en öne çıkan konuşmalardan biri şüphesiz Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’ten geldi. Sırbistan Cumhurbaşkanı, bu yıl 12’inci kez Davos Zirvesi’ne katıldığını ifade ederek bu seneki katılımın oldukça yüksek olduğunu ancak insanların gelecek konusundaki endişelerinden dolayı gülümsemediğine dikkat çekti. İnsanların, yarının ülkelerine ne getireceğini bilmediklerine değinerek çözüm için “birbirimize bağlanmalı ve birbirimizle birleşmeliyiz” yorumunda bulundu. Sonuç olarak bu zirvenin, küresel belirsizlikler, dengesizlikler ve jeopolitik gerilimler karşısında dünyanın nasıl bir noktaya evrileceği konusundaki soru işaretlerini güçlendirdiği görülüyor.

Hatice Fulya Topyıldız, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar