AB Gayriresmî Liderler Zirvesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland ve ilave gümrük tarifesi tehditlerinin ardından gerçekleşti. 22 Ocak 2026 tarihinde Brüksel’de bir araya gelen liderlerin odak noktası transatlantik ilişkilerde yaşanan son gelişmeler ve bu gelişmelerin AB üzerindeki etkileri oldu. Zirve sonrası açıklama yapan AB Konseyi Başkanı António Costa, AB ve ABD’nin ortaklık ve müttefiklik ilişkilerinin ne kadar eskiye dayandığına ve tarih tarafından şekillendirilen, ortak değerler üzerine kurulu ve halkların refahı ile güvenliğine adanmış bir transatlantik topluluk inşa ettiklerine değindi. Ek olarak, ilişkilerin samimi ve saygılı bir çerçeve içerisinde yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Grönland
Arktik bölgesinde özellikle NATO üzerinden AB ve ABD’nin ortak çıkarları olduğu ve AB’nin bölgede daha güçlü bir rol oynayacağı Costa tarafından ifade edildi. Danimarka ve Grönland’ın AB’nin tam desteğini alacağı belirtilirken, AB’nin uluslararası hukuk, bölgesel bütünlük ve ulusal egemenlik ilkelerine bağlılığı tekrarlandı.
AB-ABD Ticari İlişkileri
Trump, ABD’nin Grönland’a yönelik planları önünde engel oluşturan AB ülkelerini, yeni gümrük tarifeleri ile tehdit etmişti. Davos’taki 2026 Dünya Ekonomik Forumu’nda ise bu fikrinden vazgeçtiğini duyurması, AB liderleri tarafından da olumlu karşılandı. AB ve ABD arasındaki ticaret anlaşmasının sürdürülmesinin önemine dikkat çekilirken, AB’nin herhangi bir baskı karşısında kendisini koruyacak yeterli gücü olduğunun da altı çizildi. Ayrıca AB’nin ABD ile yapıcı bir şekilde iş birliğini ortak çıkarlar doğrultusunda (Ukrayna’da adil ve kalıcı barışın sağlanması dâhil) sürdürmek istediği belirtildi.
Barış Kurulu
AB, Gazze için kapsayıcı bir barış planının uygulanmasında ABD ile çalışmaya hazır olduğu fakat Barış Kurulu’nun bu görevi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2803 nolu karar ile uyumlu bir şekilde gerçekleştirmesi gerektiği ifade edildi. Mevcut durumda AB’nin, Barış Kurulu tüzüğünün Birleşmiş Milletler Şartı ile ne kadar uyumlu olduğuna dair şüpheleri bulunuyor.
Stratejik Özerklik
AB’nin daha özerk bir Avrupa inşa etmek için savunmasını ve rekabet gücünü güçlendirmeye odaklandığının altı çizildi. Bu bağlamda, 12 Şubat’ta düzenlenecek AB liderlerinin gayriresmî toplantısına atıfta bulunuldu. Söz konusu toplantı, yeni bir jeoekonomik bağlamda AB Tek Pazarı’nı güçlendirmeye yönelik stratejik bir beyin fırtınası niteliğinde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Değerlendirme
Her ne kadar ABD Başkanı Trump, Grönland ve gümrük tarifeleri tehditlerinde geri adım atmış olsa da AB liderleri temkinli davranmaya devam ediyor. Zirvenin ardından öne çıkan konular arasında Danimarka ve Grönland ile tereddütsüz dayanışma sergilenmesi, Trump’ın gümrük tarifeleriyle tehdit ettiği altı üye ülkenin yanında durulması ve Vaşington ile kararlı ancak kışkırtıcı olmayan bir etkileşim yürütülmesi yer aldı. Ayrıca Trump’ın tarifeleri devreye sokması hâlinde AB’nin buna yanıt vermek üzere “ticari karşı tedbirler” ile “tarife dışı araçlarını” devreye sokacağı da vurgulandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise basına verdiği demeçte son dönemde yaşananlarla beraber AB-ABD ilişkilerinin büyük bir darbe aldığını ama buna rağmen AB’nin, ABD ile eskiye dayanan ilişkilerini saygılı bir çerçevede yürütmek istediğini ifade etti. Bazı AB üyesi ülke liderlerinin, AB’nin ABD karşısındaki sert ve bütünlük içindeki tutumunun sürdürülmesi gerektiğini savunurken, diğer liderlerin daha temkinli ve ABD yanlısı bir yaklaşım benimsediği dikkat çekti.
Önümüzdeki dönemde AB’nin kendi çıkarları için birlik içerisinde hareket etmesi ve kararlı ve net duruşunu koruması büyük önem taşıyor. Gelecek günlerde Trump’ın beklenmedik kararları karşısında AB’nin alacağı tavrın transatlantik ilişkilerin geleceğini önemli ölçüde şekillendireceği değerlendiriliyor.
Deniz Bal, İKV Uzman Yardımcısı