İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
6-12 HAZİRAN 2013

AB BAKANLIĞI “KÜRESEL SORUNLAR KARŞISINDA TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN ORTAK GELECEK” BAŞLIKLI KONFERANS DÜZENLEDİ

AB Bakanlığı 7-8 Haziran 2013 tarihlerinde, Türkiye-AB ilişkileri tarihinin en kapsamlı Konferansı olarak belirtilen "Küresel Sorunlar Karşısında Türkiye ve Avrupa Birliği İçin Ortak Gelecek” başlıklı “Avrupa Birliği İstanbul Konferansı” düzenledi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansın açılışına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldı. AB’nin Genişleme ve Komşuluk Politikası’ndan Sorumlu Komisyon Üyesi Štefan Füle’nin de katıldığı AB Bakanlığı İstanbul Konferansı’na AB’nin farklı ülkelerinden Başbakan ve Bakan seviyesinde liderler, tanınmış siyasetçiler, akademisyenler, üst düzey bürokratlar, Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi yetkilileri ile sivil toplum ve düşünce kuruluşları, medya ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. Konferans kapsamında, “Küresel Ekonomik Sorunlar ve Beklentiler”, “Küreselleşme Çağında Demokrasi ve Güvenlik”, “Avrupa Bütünleşmesinin Geleceği”, “Küresel Yönetişimdeki Değişimin Türkiye–AB İlişkilerine Etkisi” başlıklı dört ayrı panel gerçekleştirildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bütün imkânları ve bütün kararlılığı ile AB sürecine olan bağlılığını sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen konferansın da bu kararlılığın ve samimiyetin bir yansıması olduğunu vurguladı. AB’nin Türkiye’nin önüne koyduğu her blokajın, kendi geleceğinin, kendi refah ve huzurunun önüne koyduğu bir blokaj olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin oyalanacak, kapıda bekletilecek bir ülke olmadığını ifade etti. Erdoğan, Türkiye’nin köklü tarihi, geniş kültürü ve medeniyet coğrafyası ile çok daha geniş temsil kabiliyeti olan bir ülke olduğunu ve Avrupa’yı Avrupa yapan değerlerin önemli bölümünün köklerinin Türkiye coğrafyasında yer aldığını belirtirken, Türkiye’ye sırtını dönen bir AB’nin, Türkiye’nin temsil ettiği diğer hususların yanında, kendi değerlerine, bu değerlerin tarihi ve felsefi temellerine de sırtını dönmesi anlamına geldiğini kaydetti. Erdoğan, 26 Haziran 2013 tarihinde müzakerelere açılması beklenen 22’nci fasıl olan 'Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu' üzerindeki müzakerelerin siyasi engellere takılmadan devam etmesini umduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin son on yılda kaydettiği ilerlemeye bakınca AB sürecinin aynı paralelde ilerlemediğini ifade ederken, neden diğer ülkelere getirilmeyen şartların Türkiye için getirildiğini sordu.  AB'nin bir samimiyet sınavıyla karşı karşıya olduğunu ve AB’nin Türkiye'ye verdiği sözleri ve altına imza attığı belgeleri unutmaktan, unutturmaya çalışmaktan vazgeçmesi gerektiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında ifade özgürlüğü ile ilgili olarak Türkiye'ye yöneltilen eleştirilere de değinirken, bu konuların 23’üncü ve 24’üncü fasıllarda ele alındığını ve AB'nin müzakerelerde bu başlıklar açılmadan diğer fasılların da açılamayacağına yönelik bir ilke benimsediğini, ancak GKRY’nin engeli sebebiyle bu fasılların resmi açılış hükümlerinin bile kendilerine iletilmediğini ifade etti. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da yaptığı konuşmada, günümüz Türkiyesi’nin tarihinin en demokratik, en şeffaf, en saygın, en müreffeh ve en zengin dönemini yaşadığını ve bunda AB sürecinde atılan reform adımlarının çok büyük katkısı olduğunun altını çizdi. Bakan Bağış, Türkiye’nin 40 yıla yaklaşan bir süredir uğraştığı terör sorununa son verdiğini belirterek, bu süreçte ülkenin farklı bölgeleri arasında gelir dağılımında makasın kapanması için kurulan kalkınma ajanslarının performansları ve AB’nin desteğiyle söz konusu faslın açılması için gerekli adımların atıldığını vurguladı.

Türkiye-AB ilişkilerinin çok eskiye dayandığını ve hükümet olarak AB sürecinin kendisini, sonucundan daha önemli gördüklerini belirten AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye’nin AB sürecindeki kazanımlarının AB için önemli olduğunu ve Türkiye’nin bu süreçte diklenmeden dik durmaya çalıştığını kaydetti.  Bakan Bağış, vize muafiyeti sürecinde geçtiğimiz Haziran ayından bu yana olumlu gelişmeler olduğunu ve Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yalnızca Türkiye ve AB için değil; kendini AB’den kopuk hisseden yaklaşık 2-3 milyarlik insanlık alemi için de önemli bir süreç olduğunu vurguladı.

Avrupa Komisyonu'nun Genişleme ve Komşuluk Politikası’ndan Sorumlu Üyesi Štefan Füle, konuşmasının başında toplantı yerinden sadece birkaç yüz metre ileride bir haftadan fazla süredir devam eden olayların göz ardı edilemeyeceğini ve en yüksek demokratik standartları yakalamanın yalnızca AB ülkelerinin değil, aday ülkelerin de görevi olduğunu vurguladı. Bunların arasında ifade özgürlüğü, barışçıl bir şekilde toplanma özgürlüğü ve medyanın olanları olduğu gibi bildirme özgürlüğünün de bulunduğunu belirten Füle, en iyi yöntemler arasında toplumun ihtiyaçları ve beklentileriyle yakından ilgilenmenin yer aldığını ifade ederken, buna Parlamento'daki çoğunlukta temsil edilmediğini hissedenlerin de dahil olduğunun altını çizdi.

Gezi Parkı olaylarında polisin aşırı güç kullanımına yönelik olarak hükümetten de eleştiriler geldiğine işaret eden Füle, bunlar hakkında soruşturma başlatmanın yeterli olmadığını, bu soruşturmaların gereğinin de yapılması gerektiğini kaydederken, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili olarak barış sürecine de değindi. Füle Başbakan Erdoğan’a, Kürt sorununu çözmek için gösterdiği sayısız çabanın meyvelerini vermeye başladığını ve bunun da sabır, diyalog ve ilişki kurma erdemlerini gösterdiğini ifade ederken, aynı erdemlerin, İstanbul ve Türkiye'nin başka yerlerinde meydana gelen gelişmelerde de hakim olması gerektiğini kaydetti.

AB’ye katılım sürecinin canlandırılması ve hak ve özgürlüklere riayet edilmesi suretiyle demokrasinin güçlendirilmesinin bir madalyonun iki yüzü gibi olduğunu belirten Füle, altı ay önce Üye Devletlerin AB’ye, katılım müzakerelerine yeniden ivme kazandırılmasının her iki tarafın da menfaatine olduğunu ifade ettiklerini ve birkaç hafta önce ise AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’un Türkiye ziyaretinde Türkiye’nin AB için büyük öneme sahip olduğunu teyit ettiğini vurguladı.

Füle, bu çerçevede devam ettirdiği konuşmasında birkaç yıl sonra ilişkilerin nasıl bir yerde olacağını hayal ettiğini 9 başlık altında şu şekilde kaydetti; 

  • Daha derin, çok katmanlı ve daha genişleme dostu bir AB,
  • Daha güçlü ve daha demokratik, değişen ve dönüşen ve onun demokrasi, refah ve istikrarıyla bütünleşmek isteyen komşu ülkelere de ulaşan bir AB,
  • Türkiye’nin, o zaman gündemdeki meseleler ya da siyasi çoğunluk ne olursa olsun, yaşam tarzlarının, inanç ve kültürlerin, karşılıklı saygı ve toplumun tüm katmanları arasında daimi bir diyalog temelinde bir arada barış içerisinde yaşayabilmesini sağlamış demokratik ve müreffeh bir ülke olması,
  • Geniş tabanlı, kapsayıcı ve sivil toplumun beklentileriyle şekillenen, halkın güvenini tesis etmeye yardımcı olan bir katılım süreciyle şimdikinden daha yakın Türkiye-AB ilişkileri,
  • Avrupa’ya vizesiz seyahat edebilen Türkiye vatandaşları,
  • Van’dan Helsinki’ye İstanbul’dan Lizbon’a mal ve hizmetlerin hiçbir engel olmaksızın dolaşması,
  • Türkiye’nin dört bir yanındaki yepyeni boru hatlarıyla AB’ye ulaşan Hazar ve Orta Asya gazı ve belki bir de Doğu Akdeniz gazı,
  • Açılıp kapanan birçok fasıl ve AB’nin reformlar için bir ölçüt olmaya devam ettiği bir ortamda şüphesiz ciddi ilerleme kaydedilmiş bir müzakere süreci,
  • İki toplumu yeniden birleştiren kapsamlı bir çözümle sonuçlandırılan Kıbrıs sorunu.

Konuşmasının devamında Pozitif Gündem’in katılım sürecinde bir köprü vazifesi görmeyi amaçladığını ve bunu da başardığını belirten Füle, vize süreci, Gümrük Birliği ve siyasi reformlar konularına da değindi. Türkiye'nin AB’ye katılımından vazgeçmek gibi bir niyetlerinin olmadığını ve yeni bir fasıl açmak ve katılım müzakerelerinde ilerleme kaydetmek suretiyle, sürece birlikte yeni ve sürdürülebilir bir ivme yaratmak durumunda olduklarını ifade eden Füle, bunu tehlikeye atabilecek her türlü riskin bertaraf edilmesi gerektiğini ve birlikte mutlak surette başarıya ulaşılacağına inandığını vurguladı.

Füle’nin konuşmasının tamamına http://www.avrupa.info.tr/tr/resource/news-archiv/news-single-view/article/ab-tuerkiye-birlikte.html adresinden ulaşılabilir.