İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
24-29 MAYIS 2013

Alkollü içeceklerin satışı ve tanıtımına sınırlamalar getiren yasa TBMM’de kabul edildi

Alkollü içkilerin satışına ve reklam ve tanıtımına yönelik sınırlamalar getiren düzenleme 25 Mayıs tarihinde TBMM’de kabul edildi. Alkollü içkilerin her ne suretle olursa olsun reklamını ve tüketicilere yönelik tanıtımını yasaklayan hükümler yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren yürürlüğe girecek. Televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere ilişkin yasak da aynı şekilde hemen uygulanmaya başlanacak. Buna karşılık 22.00-06.00 saatleri arasında büfe, bakkal ve marketlerde alkollü içkilerin perakende satışını yasaklayan hüküm yasanın Resmi Gazete’de yayımlanmasını izleyen 90 gün sonra yürürlüğe girecek. Dolayısıyla bu hükmün Eylül ayında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Alkollü içki şişelerinin üzerine sağlığa zararlı olduğuna ilişkin uyarı yazısı koyma zorunluluğu konusunda da geçiş süresi konuldu. Bu konudaki yasak, ilgili yönetmeliğin çıkartılmasından itibaren 10 ay sonra yürürlüğe girecek. Yönetmelik için de Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu'na (TAPDK) 2 ay süre tanındı. Türkiye’deki alkol yasaklarıyla ilgili Avrupa basınında kapsamlı haberlere de yer verildiği görülüyor. Başta İngiliz, Fransız, İspanyol, İtalyan, Alman basını Türkiye’nin son aldığı alkol kararıyla İslam devletine dönüşmeye başladığı izlenimini verdiğine işaret edelerken Türkiye'nin Arap Baharı için örnek olamayacağı değerlendirmeleri dikkat çekiyor. Türkiye’deki alkol yasaklarına Avrupalı parlamenterlerden de tepki geldi. Avrupa Parlamentosu Liberal Grup üyesi Andrew Duff, çok sıkı bir alkol karşıtı yasanın Türkiye’yi geriye götürmekten ve AB sürecine zarar vermekten öteye bir şeye yaramayacağını düşündüğünü kaydetti. Avrupa Parlamentosu Sosyalist grup üyesi Richard Howitt ise Türkiye’deki yeni düzenlemenin AB kurallarına uygun olup olmadığına bakılması gerektiğini belirterek alkollü içeceklerle ilgili AKP hükümeti tarafından getirilen yeni kısıtlamaların, Avrupa'nın serbest piyasa ilkeleriyle tutarsız olduğunu belirtti ve Türkiye’nin bu tür uygulamalarla Avrupa değerlerinden uzaklaşmakta olduğu görüşünü ifade etti.