İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

İç Pazar Acil Durum ve Dayanıklılık Yasası Yürürlüğe Girdi

COVID-19 ve Rusya-Ukrayna savaşından alınan derslerden doğan İç Pazar Acil Durum ve Dayanıklılık Yasası, kriz dönemlerinde malların, hizmetlerin ve kişilerin serbest dolaşımını güvence altına alan üç kademeli bir mekanizmadan oluşuyor.
İç Pazar Acil Durum ve Dayanıklılık Yasası Yürürlüğe Girdi

AB’nin krizlere yönelik hazırlık durumunu güçlendirmeyi amaçlayan İç Pazar Acil Durum ve Dayanıklılık Yasası (Internal Market Emergency and Resilience Act-IMERA), 29 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe girdi. 9 Ekim 2024’te kabul edilen ve 8 Kasım 2024’te AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan 2024/2747 sayılı Tüzük, salgın hastalıklardan silahlı çatışmalara, doğal afetlerden siber saldırılara kadar uzanan kriz türleri karşısında Tek Pazar’ın işleyişini korumayı hedefliyor. Yasanın çıkış noktasında, COVID-19 salgını sırasında üye ülkelerin tıbbi malzeme ihracatına getirdiği tek taraflı kısıtlamaların ve Rusya-Ukrayna savaşının tedarik zincirlerinde yarattığı kırılmaların dersleri yatıyor.

Üç Kademeli Bir Kriz Mimarisi

IMERA, krizin şiddetine göre kullanılması planlanan üç farklı tedbir modu içeriyor. Bir kriz tehdidi bulunmadığı olağan dönemde geçerli olan ve sistemin varsayılan hâlini oluşturan tedbir modunda (contingency mode), Komisyon ve üye ülkeler erken uyarı sistemleri, simülasyonlar ve hazırlık tatbikatları aracılığıyla Tek Pazar’ın dayanıklılığını izliyor. Tek Pazar’ı tehdit eden bir kriz belirdiğinde Konsey, Komisyonun önerisi üzerine teyakkuz modunu (vigilance mode) devreye alabiliyor. Bu modda kritik mal ve hizmetlere ilişkin tedarik zincirleri daha yakından gözlemleniyor. Krizin Tek Pazar’ın işleyişinde ciddi ve olumsuz bir etki yaratması hâlinde ise acil durum modu (emergency mode) etkinleştiriliyor. Bahse konu her iki mod da altışar aylık sürelerle ilan ediliyor ve gerektiğinde uzatılabiliyor.

Serbest Dolaşımı Koruyan Bir Araç Kutusu

Acil durum modu, AB’nin elindeki en güçlü araçları devreye sokuyor. Bu modda üye ülkelerin, kriz açısından önem taşıyan mallara yönelik AB içi ihracat yasakları gibi Tek Pazar’ı bölen kısıtlamalar getirmesi yasaklanıyor. Komisyon, etkilenen sektörlerdeki şirketlere güvenli dijital anketler aracılığıyla bilgi talebi yöneltebiliyor. Şirketler bu taleplere “uy ya da açıkla” (comply or explain) yaklaşımı çerçevesinde yanıt veriyor. Bunun yanında Komisyon, kriz açısından kritik ürünler için öncelikli sipariş talepleri iletebiliyor. Gönüllülük esasına dayanan bu talepleri kabul eden şirketler, üretimlerini mevcut müşterilerine karşı sorumluluk doğurmaksızın yeniden yönlendirme imkânı ve hukuki koruma elde ediyor. Eş güdümlü kamu alımları ve hızlandırılmış izin prosedürleri de araç kutusunun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

İlk Gündem Maddesi: Orta Doğu

Yasanın yürürlüğe girmesinin hemen ardından, ilk resmî IMERA Kurulu toplantısı 4 Haziran 2026 tarihinde gerçekleşecek. Üye ülkeleri bir araya getirecek toplantının gündemindeki başlıklardan biri, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin tedarik zincirleri üzerindeki olası yansımaları olacak. İsrail-İran savaşının ardından Hürmüz Boğazı çevresinde süren belirsizlik ve bölgesel çatışmaların lojistik hatlar ile ham madde akışında yarattığı baskı, yeni mekanizmanın daha doğuşunda somut bir sınamayla karşılaşacağını gösteriyor.

Sonuç ve Değerlendirme

IMERA, AB’nin art arda yaşadığı krizlerden çıkardığı en somut derslerden birini kurumsallaştırıyor. Nitekim Tek Pazar, ancak dayanışma korunduğunda güçlü kalıyor. Ancak yasanın üye ülkeler arasında inşa ettiği bu koruyucu çember, Türkiye açısından kritik bir soruyu yeniden gündeme taşıyor. Öyle ki, Gümrük Birliği üzerinden AB’nin Ortak Ticaret Politikası’na bağlanan, ortak gümrük tarifesini uygulamak zorunda olan ve sanayi üretimiyle Avrupa değer zincirlerine derinlemesine entegre olan Türkiye, Tek Pazar açısından bir üçüncü ülke konumunda kalıyor. Dolayısıyla acil durum modunda AB içi ihracat kısıtlamalarına getirilen yasak, Türkiye’yi kapsamıyor. Bir kriz anında üye ülkeler birbirine ihracat kısıtlaması koyamazken, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik kısıtlama getirme ihtimali masada kalmaya devam ediyor. Türkiye, IMERA Kurulu’nda bir sandalyeye sahip olmadığı bu süreçte, tedarik güvenliğini doğrudan etkileyen kararların dışında kalıyor. Bu tablo, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi tartışmasına yeni bir boyut ekliyor. Müzakerelerin yalnızca hizmetler, tarım ve kamu alımları gibi başlıkları değil, kriz dönemlerinde tedarik zinciri dayanıklılığı ve karşılıklı koruma mekanizmalarını da kapsaması, Türkiye’nin AB ekonomisiyle bütünleşmesinin kırılgan noktalarını gidermesi açısından giderek daha hayati bir önem taşıyor.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı

Diğer Yazılar