Türkiye ile AB arasındaki Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog’un ikinci toplantısı, 2 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleşti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Avrupa Komisyonunun Ekonomi ve Verimlilikten Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis’in eş başkanlığında düzenlenen toplantı, AB liderlerinin 2024’te onayladığı yeniden canlandırılmış Türkiye-AB gündeminin bir parçasını oluşturuyor. Taraflar, değişken jeopolitik ortamda ekonomik görünümü, rekabet gücünü ve olası iş birliği alanlarını ele aldı. Komisyon Üyesi Dombrovskis, Gümrük Birliği kapsamındaki ikili ticaretin 2025’te 217 milyar avroyu aşarak rekor kırdığını ve Türkiye’nin AB’nin en büyük beşinci ticaret ortağı olmayı sürdürdüğünü hatırlattı.
Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi: “Dünya Değişti”
Toplantının merkezinde Gümrük Birliği’nin güncellenmesi tartışması yer aldı. Bakan Şimşek, 30 yılı aşkın süredir ekonomik ilişkilerin temelini oluşturan Gümrük Birliği’nin hâlâ 1990’ların ekonomik gerçeklerine göre işlediğini belirterek; hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve tarımın artık ekonomik entegrasyonun ayrılmaz parçaları olduğunu vurguladı. Bakan Şimşek, bu nedenle güncellenmeyi “teknik bir güncelleme değil, stratejik bir gereklilik” olarak nitelendirdi. Bakan Şimşek ayrıca asimetriye dikkat çekerek, AB’nin üçüncü ülkelerle ticaret anlaşmalarını genişletmesine rağmen Türkiye ile Gümrük Birliği’nin aynı çerçevede kalmasının dengesizliği derinleştirdiğini kaydetti. Bütün bunlara ek olarak Bakan Şimşek, Türkiye’nin Kamu İhale Kanunu’nda yapacağı bir değişiklikle AB firmalarına karşılıklılık esasına dayalı eşit muamele sağlayacağını açıkladı. Komisyon Üyesi Dombrovskis ise toplantı öncesi yaptığı açıklamada güncelleme görüşmelerinin tarım hariç; kamu alımları ve hizmetler alanlarında sürdürülebileceğine işaret etmişti.
Sanayi Hızlandırma Yasası ve Otomotivdeki Belirsizlikler
Gündemin öne çıkan bir diğer başlığı, AB’nin kamu alımları ve devlet desteklerinde “Made in EU” şartı getiren Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act-IAA) oldu. Bakan Şimşek, son taslakta Türkiye’de üretilen ürünlerin Birlik menşeli girdilerle eş değer kabul edilmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bununla birlikte, özellikle otomotiv sektöründe bazı belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini ifade etti. Bakan Şimşek, “Türkiye ile AB artık yalnızca ticaret yapan iki taraf değil; ortak üretim yapan, aynı değer zincirlerinin parçası olan iki ekonomik ortaktır.” sözleriyle sektörel entegrasyonun derinliğine dikkat çekti. Nitekim otomotiv, Türkiye’nin Gümrük Birliği üzerinden Avrupa değer zincirlerine en güçlü eklemlendiği alanların başında geliyor.
SEPA, Bağlantısallık ve Somut Yatırım Adımları
Toplantının en somut çıktılarından biri, Türkiye’nin Tek Avro Ödeme Alanı’na (Single Euro Payments Area-SEPA) katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyine iletmesi oldu. Bakan Şimşek, SEPA üyeliğinin sınır ötesi ödemeleri daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetli hâle getireceğini vurguladı. Bağlantısallık başlığında ise Orta Koridor ile Karadeniz ve Güney Kafkasya’yı güçlendirecek İstanbul Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi (INRAIL) öne çıktı. Uluslararası finans kuruluşları cephesinde, Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) temiz enerji yatırımlarıyla Türkiye’de yeniden aktif rol üstlenmesi ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) geçen yıl 2,7 milyar avroyu aşan kaynak aktarımına dikkat çekildi. Somut bir adım olarak Komisyon ile EBRD, Türkiye Sanayi Dekarbonizasyon Yatırım Platformu’nun işlerlik kazanmasını desteklemek üzere 5,7 milyon avroya kadar çıkabilecek bir iş birliğini değerlendirmeye aldı.
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli İş Diyaloğu Toplantısı Yapıldı
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog toplantısının akabinde Türkiye-AB Yüksek Düzeyli İş Diyaloğu Toplantısı da Bakan Şimşek ve Avrupa Komisyonu üyesi Dombrovskis’in katılımları ile gerçekleştirildi. Bakan Şimşek ve Avrupa Komisyonu üyesi Dombrovskis’in açış konuşmalarını takiben iş dünyasını temsilen Türkiye Odalar ve Borsalar birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve EUROCHAMBRES CEO’su Ben Butters açış konuşmaları yaptı. Açış bölümünün ardından T.C. Dışişleri Bakanlığı AB ile İlişkiler Genel Müdürü Elif Kurşunlu ve Avrupa Komisyonu Genel Müdür Yardımcısı Annika Eriksgaard’ın moderasyonunda iş dünyası kuruluşları ve uluslararası finans kuruluşlarının katıldığı yuvarlak masa toplantısına geçildi. Bu bölümde Türkiye ve AB iş dünyası kuruluşlarının temsilcileri söz alarak Türkiye ve AB arasındaki ekonomi ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine dair görüş ve beklentilerini ifade ettiler. Toplantıya İKV Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu katılarak, İKV’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Başkan Zeytinoğlu AB ve Türkiye Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin önemine değindi ve AB’nin 80’e yakın ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladığını, Türkiye’nin ise 27 serbest ticaret anlaşması olduğunu ve bu durumun önemli bir dengesizlik yarattığını vurguladı. AB Sanayi Hızlandırma Yasası ve “Made in Europe” kriteri konusunda da değinen Dr. Zeytinoğlu, Türkiye’de üretilen ürünlerin bu süreçte AB ürünü kapsamında ele alınmasının tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve rekabetçilik açısından kritik olduğunun altını çizdi.
Sonuç ve Değerlendirme
2 Temmuz 2026 tarihli Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı, 2024’te yeniden canlandırılmış Türkiye-AB gündeminin sürdüğünü, ancak bu diyaloğun koşullu bir zeminde ilerlediğini gösterdi. İlişkilerin ekonomik mantığı gayet açık. Türkiye ile AB, entegre değer zincirleri ve rekor düzeydeki ticaretle birbirine bağımlı iki ortak konumunda. Ne var ki bu karşılıklı bağımlılık, uzun süredir dile getirilen yapısal asimetriyi de görünür kılıyor. AB, Sanayiyi Hızlandırma Yasası ve üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarıyla düzenleyici çerçevesini genişletirken, karar süreçlerinde yer almayan Türkiye bu düzenlemelerin sonuçlarına Gümrük Birliği üzerinden maruz kalıyor. 1990’lı yıllara ait olan, yalnızca sanayi malları ve işlenmiş tarım ürünleriyle sınırlı kalan çerçevenin dijital, yeşil ve hizmet ekonomisini kapsayacak biçimde güncellenmemesi, bu yapısal dengesizliği besliyor. Güncelleme, bu basıncı azaltacak en gerçekçi çıkış yolu olarak öne çıkıyor. Ancak Komisyon Üyesi Dombrovskis, toplantıda hukukun üstünlüğünü yatırımcı güveni ve makroekonomik istikrarın da ön koşulu olarak gündeme getirdi. GKRY meselesindeki ilerleme ile Rusya yaptırımlarının delinmesine ilişkin beklentilerini ise toplantı öncesi açıklamalarında dile getirmişti. Bu başlıklar, ekonomik dosyanın siyasi ön koşullara bağlanmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla SEPA ve dekarbonizasyon platformu gibi “yumuşak” alanlardaki somut ilerlemeler kayda değer olsa da asıl yapısal soru olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, AB Konseyinin onayına ve siyasi konjonktüre bağlı belirsizliğini koruyor.
Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı