İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
17-23 MAYIS 2013

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Geçtiğimiz hafta Avrupa Birliği (AB) gündeminde, AB Liderler Zirvesi, öne çıkan gündem maddesi olarak yer aldı. AB ve Türkiye ilişkilerinde, AB Konsey Başkanı Herman Van Rompuy’un görevi kapsamında Türkiye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyareti en önemli gelişmeydi.

Yine geçtiğimiz hafta Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yaptığı resmi ziyaretti diğer bir gelişme olarak gündeme yansıdı.

22 Mayıs tarihinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nin ana teması enerji politikası oldu. İstihdam ve büyüme potansiyeli yaratacak konu olan enerji alanı önemli bir konu olarak ele alındı. Zirve sonunda çıkarılan sonuç bildirgesinde; sürdürülebilir enerji kaynaklarının önemi ve acil olarak iç enerji piyasasının tamamlanmasının AB'nin rekabet gücünü korumadaki önemi vurgulanarak, yüksek enerji fiyat ve maliyetlerinin düşürülmesi, enerji verimliliğinin geliştirilmesi ve enerji kaynaklarının  çeşitlendirilmesi için gerekli yatırımların yapılması kararı alındı.

AB Konseyi Başkanı Van Rompuy’un Türkiye ziyareti genel olarak AB-Türkiye ilişkilerinin gelişimi açısından olumluydu. İlk olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile görüşmesinin ardından, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) giden van Rompuy TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu ile, İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yeniden canlanmasının iki taraf arasındaki ilişkiler açısından önemi, vize, serbest ticaret anlaşmaları gibi gündemdeki konu başlıkları ele alındı. Daha sonra TOBB konferans salonunda düzenlenen konferansta TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu açış konuşmasını yaptı. Hisarcıklıoğlu Türkiye’nin en önemli önceliklerinden biri olan vize uygulamasının kalkmasına yönelik AB’ye çağrıda bulunarak, iş adamlarının Avrupa’da istedikleri ürünleri alamadıklarını ve bu durumun AB ekonomisine de zarar getirdiğini belirtti. AB’nin son dönemlerdeki içine kapanık durumunun Birliğin geleceği için tehdit oluştururken, Türkiye’nin üyelik sürecini de etkilediğini kaydetti. Ancak Türkiye’nin ev ödevlerini yapmaya devam edeceğini, AB için de “ahde vefa” ilkesinin önemini vurguladı.

“Avrupa’nın Geleceği ve Türkiye-AB İlişkileri” konulu konferansta söz alan Herman Van Rompuy, konuşmasında Türkiye’nin iç dinamiklerindeki gelişmeleri memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. AB Konsey Başkanı, AB’nin temel değerleri olarak “ifade özgürlüğü” ve “demokrasi” kavramlarının altını bir kez daha çizdi.

AB ve Birleşmiş Milletler’in (BM) yükümlülüklerine uymayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) için Hisarcıklıoğlu, BM çözüm önerisinin Rum kesimi tarafından reddedilmesini büyük bir hata olarak nitelendirdi. Van Rompuy ise doğalgaz kaynaklarının her iki halk için de kullanılmasını, AB’nin temelini oluşturan kömür-çelik işbirliği anlaşmasını örnek göstererek farklı bir çözüm önerisi getirdi.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ve sınırdaş olduğu ülkeler bazında çok önemli role sahip olduğunu belirten Van Rompuy, bir terör saldırısı olarak nitelendirdiği Reyhanlı’daki saldırı için, tüm Türk halkına ve Türk hükümetine başsağlığında bulundu.

AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy konuşmasında AB’nin geleceğine ilişkin son dönemlerde getirilen eleştirilere cevap niteliğindeki konuşma bölümünde, içinde bulundukları kriz ortamının zor ancak geçici olduğunu belirterek, Avro’nun küresel ekonomide hala en güçlü para birimi olduğunu açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında, Türk-Amerikan Kültür ve Medeniyet Merkezi’nin temel atma töreni ve ABD Başkanı Barack Obama ile bir araya gelinerek ortak basın açıklamasında önemli mesajlar verildi. Türkiye ve ABD’nin Ortadoğu'dan Balkanlara, Doğu Akdeniz'den Kafkaslara, terörle mücadeleden enerji arz güvenliğine kadar çok geniş bir alanda güç birliği sergilediğini vurgulandı. Öte yandan Obama, Erdoğan’ın Gazze’ye yapacağı ziyaretin İsrail-Filistin ilişkilerine yeni bir boyut katmasını umduğunu dile getirdi.

Son olarak, Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Štefan Füle’nin Kopenhag Kriterleri’nin 20’inci yılı için yaptığı değerlendirmede, AB’nin aldığı Nobel Barış Ödülü’nün gerek genişleme süreci gerekse Avrupa’nın bütünü için bir başarı öyküsü olduğunu kaydetti. Bu başarının şekillenmesini sağlayan etkenin Kopenhag kriterleri olduğunu açıkladı.

Tüm okuyucularımıza iyi bir hafta diliyoruz.