İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

AB’nin 2028-2034 Bütçesinde İki Cepheli Tartışma

10 üye ülkenin ödemelerin reformlara bağlanmasına karşı çıkması ve Almanya’nın kapsamlı kesinti talebi, yeni AB bütçesinin hem büyüklüğünü hem de uygulanma modelini tartışmaya açtı.
AB’nin 2028-2034 Bütçesinde İki Cepheli Tartışma

Avrupa Komisyonunun Temmuz 2025’te sunduğu 2028-2034 Çok Yıllı Mali Çerçeve önerisi, 2025 sabit fiyatlarıyla 1,76 trilyon avro, cari fiyatlarla ise yaklaşık 2 trilyon avro büyüklüğünde. AB gayrisafi millî gelirinin %1,26’sına karşılık gelen teklif, savunma, rekabetçilik ve dış politika gibi yeni önceliklere daha fazla kaynak ayırırken bütçenin uygulanma biçimini de köklü biçimde değiştirmeyi amaçlıyor. Bu dönüşümün merkezinde, mevcut tarım, uyum, sosyal politika ve içişleri fonlarının önemli bir bölümünü her üye ülke için tek bir Ulusal ve Bölgesel Ortaklık Planı altında birleştirme önerisi bulunuyor.

Ödemelerin Reformlara Bağlanmasına İtiraz

Toplam 865 milyar avroluk kaynağı kapsaması öngörülen bu planlarda ödemeler, önceden kararlaştırılan yatırım ve reform aşamalarının tamamlanmasına bağlanacak. Planların ayrıca Avrupa Sömestri kapsamında ülkeye özgü tavsiyelerde belirlenen sorunların tamamını veya önemli bir bölümünü ele alması gerekecek. Komisyon bu modelin bütçeyi daha sade, esnek ve sonuç odaklı hâle getireceğini savunuyor.

Buna karşılık Fransa, İtalya ve İspanya dâhil 10 üye ülke, 22 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenen Daimî Temsilciler Komitesi (Coreper II) toplantısında bu yaklaşıma karşı çıktı. İtiraz eden grupta Fransa, İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomiler ile Macaristan, Malta ve Polonya gibi AB bütçesinden net yararlanan ülkelerin birlikte yer alması, tartışmanın yalnızca bütçeye yapılan katkılarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Hollanda planı savunurken, İsveç ve Danimarka gibi mali açıdan daha tutucu ülkeler de reform koşullarının ekonomik verimliliği artırabileceğini düşünüyor.

Muhalif ülkelerin temel kaygısı, Komisyonun yıllık ekonomi politikası tavsiyelerinin fiilen bağlayıcı reform taleplerine dönüşmesi. Emeklilik yaşı veya yargı sistemi gibi siyasi bakımdan hassas bir reformun gecikmesi hâlinde, bununla doğrudan ilgisi bulunmayan bölgesel yatırımlara, çiftçilere veya yerel yararlanıcılara yapılacak ödemeler de aksayabilecek. Ayrıca fonların tek bir ulusal plan içinde toplanmasının merkezi hükümetleri güçlendirirken bölgelerin karar alma süreçlerindeki ağırlığını azaltabileceği savunuluyor. AP de Kurtarma ve Dayanıklılık Mekanizmasından esinlenen “her ülke için tek plan” yaklaşımına ve performansa dayalı modelin hesap verebilirlik risklerine ilişkin çekincelerini dile getirmişti.

Komisyonun örnek aldığı Kurtarma ve Dayanıklılık Mekanizması, ödemeleri reform ve yatırım hedeflerine bağlayarak uzun süredir ertelenen bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesini teşvik etti. Ancak Avrupa Sayıştayı, mekanizmada gerçek maliyetlere ve elde edilen sonuçlara ilişkin bilginin yetersiz kaldığını; performans, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarında zayıflıklar bulunduğunu belirtiyor. Bu nedenle geçici bir kriz aracında uygulanan modelin olağan AB bütçesinin geniş bir bölümüne taşınması, daha güçlü denetim ve bölgesel katılım güvenceleri gerektiriyor.

Almanya’dan Bütçenin Büyüklüğüne İtiraz

Reform koşullarına yönelik tartışma sürerken Almanya, bütçenin toplam büyüklüğünü hedef alıyor. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, 28 Temmuz 2026 tarihinde Dublin’de Komisyonun teklifini “dengesiz” ve kabul edilemez olarak nitelendirerek bütün alanlarda büyük kesintiler yapılmasını talep etti. Şansölye Merz ayrıca AB kurumlarında 2.500 yeni kadro oluşturulmasına ve şirketlerden AB düzeyinde alınacak yeni vergilere karşı çıktı. Bu tutum, AP’nin bütçenin AB gayrisafi millî gelirinin %1,38’ine yükseltilmesi yönündeki talebiyle taban tabana zıtlık oluşturuyor.

Sonuç

Sonuç olarak müzakereler, AB bütçesinin ne kadar büyük olacağı ve bu kaynağın hangi siyasi koşullarla kullandırılacağı şeklindeki iki temel soruya sıkışmış durumda. Reformlarla ödemeler arasında yeterli bağ kurulmadığında bütçenin ortak önceliklerden kopması riski bulunuyor. Koşullar aşırı geniş tutulduğunda ise ulusal reform anlaşmazlıklarının bedeli bölgelere ve nihai yararlanıcılara yüklenebilir. Olası uzlaşının, yalnızca finanse edilen yatırımlarla doğrudan bağlantılı ve ölçülebilir reformları kapsaması; ödeme kesintilerinin orantılı biçimde uygulanması ve sorumluluğu bulunmayan yararlanıcıların korunması beklenebilir. Konseyde oy birliği ve AP’nin onayı gerektiğinden, Komisyonun ilk teklifinin mevcut şekliyle kabul edilme ihtimali oldukça düşük.

Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı

Diğer Yazılar