İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

Sebte’de İnsani Kriz AB Dayanışmasını Sınavdan Geçirdi

Yetkililerin tahminlerine göre, 30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde, 24 saat içinde yaklaşık 50.000 göçmen kara ve deniz yoluyla Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika toprağı Sebte’ye geçti.
Sebte’de İnsani Kriz AB Dayanışmasını Sınavdan Geçirdi

Sebte ve Melilla Fas’ın kuzey kıyısında yer alan bölgeler olmalarına rağmen, Melilla 1497, Sebte ise 1668’den beri İspanya’ya bağlı. 1995’teki statü ile özerk şehir haline geldiler. Fas’ın kuzey ucunda yer alan Sebte İspanya’dan Cebelitarık Boğazı ile ayrılıyor. Yerel yetkililer, son zamanlarda sınır geçiş girişimlerindeki artışın ardından Madrid’den yardım istemişti, ancak perşembe günü sınır kontrollerinin aksaması sonucu durum kontrolden çıktı. Bölgeden gelen görüntüler 30 Temmuz 2026 tarihinde binlerce insanın yüzerek şehre girdiğini gösterirken, yerel medya geçişlerin gece boyunca devam ettiğini bildirdi. Yetkililer, son günlerde bölgeye ulaşmaya çalışırken en az 18 kişinin öldüğünü belirtti.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, cuma günü Sebte’de yaptığı konuşmada sınır ihlalini kınayarak, olayları “İspanya'nın toprak bütünlüğünün ihlali” olarak nitelendirdi. İspanya Başbakanı, insan kaçakçılarını suçlayarak, “Birçok genci kandırıyorlar ve sonuçta birçoğunun ölümüne yol açıyorlar; ister okyanusta, isterse bu olayda olduğu gibi İspanya’nın özerk şehri Sebte’de sınırda” dedi. Sınır bölgesinden canlı yayınlanan görüntülerde, Sebte’ye bakan bir tepede toplanan yüzlerce göçmenin Fas güçleri tarafından göz yaşartıcı gazla dağıtıldığı, diğerlerinin ise İspanyol topraklarına doğru yüzmeye devam ettiği görüldü.

Bu durum, İspanya Yüksek Mahkemesi’nin bu ay verdiği bir kararın ardından geldi; mahkeme, Sebte veya Melilla’ya ulaşmaya çalışırken denizde durdurulan göçmenlerin Fas’a toplu olarak geri gönderilemeyeceğine hükmetmişti. Sánchez, göçmen kaçakçılarının kararı yanlış yorumladığını söyledi ancak bunun kaos yaratmada rol oynamış olabileceğini de kabul etti. Sánchez, “Görünüşe göre Yüksek Mahkeme kararının bu yorumu, insan kaçakçılığı örgütlerinin ağlarında son birkaç saat içinde hızla yayıldı ve dün tanık olduğumuz türden kitlesel bir artışa yol açtı” dedi.

Fas’tan sınırı geçenlerin çoğu genç, ağırlıklı olarak erkek olsa da kalabalıklar arasında kadınlar, çocuklar ve hatta bebekler de yer aldı. Yetkililer, 24 saatlik süre içinde bölgeye yasa dışı yollarla girenlerin en az 7.000’inin reşit olmayan çocuklar olduğunu belirtti. İspanya, bölgeye silahlı kuvvetlerini sevk etti. İspanya İçişleri Bakanlığı, İspanya topraklarına yasa dışı yollarla geçen herkesin “en kısa sürede” geri gönderilmesini sağlamak için Fas ile birlikte çalıştığını açıkladı. 1 Ağustos itibarıyla Sebte’ye geçen göçmenlerin tamamının Fas’a geri döndüğü ifade edildi.

Göçün Silahlaştırılması, Aşırı Sağın Fırsatçılığı ve Avrupa Dayanışması

Sebte olayı büyük ölçüde Fas hükümetinin yönlendirmesi ile gerçekleşen ve arkasında İspanya’nın Filistin meselesindeki güçlü duruşunu cezalandırmak isteyen İsrail ve ABD gibi ülkelerin olduğunu öne süren iddialarla açıklandı. Bir diğer yaygın açıklama ise İspanya’nın Cezayir ile artan iş birliğinin Fas Kralı’nı endişelendirmesi. Fas’ın İspanya’nın hâkimiyetinde olan Sebte ve Melilla’yı topraklarına katma planları da bulunuyor. ABD Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi’nde hazırlanan bir raporda Sebte ve Melilla’dan Fas topraklarında olduğu yönündeki ifade ABD’nin Fas Krallığı’nın taleplerine sıcak baktığı şeklinde yorumlanıyor.

Bu şekilde açıklanırsa, Sebte olayı göçün silahlaştırılması ve baskı aracı olarak kullanılmasına güncel bir örnek teşkil ediyor. El Pais’in haberine göre, olay sırasında Sebte sınırının açık olduğu yönünde haberleri sosyal medyada yayan birçok hesabın bot hesap olduğu ve olayın akabinde kapatıldığı bildiriliyor. İşin daha da ciddi boyutu ise bu tür haberlerin ve aşırı sağ medya kanalları tarafından İspanya’nın göçmen işgaline uğradığı şeklindeki dezenformasyon kampanyalarının kamuoyunu ve liderleri etkilemesi ve başta İtalya Başbakanı Meloni olmak üzere İspanya hükümetine karşı dışlayıcı bir yaklaşıma zemin hazırlamasında yatıyor.

Olayın patlak vermesi sonrasında, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Sebte’deki olaylara ilişkin çok hızlı bir şekilde yorumda bulunarak, oradan gelen görüntüleri “şok edici” olarak nitelendirdi ve sosyal medyada bu tür “kontrolsüz göçün” Avrupa için bir güvenlik tehdidi olduğunu yazdı. İtalya’nın, İspanya ile Schengen bölgesindeki serbest dolaşım anlaşmasını askıya almayı değerlendireceğini söyledi; ancak iki ülke komşu olmadığı ve belgesiz göçmenlerin uçaklara binme olasılığının düşük olduğu göz önüne alındığında, bunun pratikte ne anlama geldiği belirsiz. İtalya Dışişleri Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, söylenenin İspanya’nın anlaşmadan tamamen çıkarılması değil, İtalya-İspanya sınırında Schengen Anlaşması’nın askıya alınması çağrısında bulunduğunu belirtti. İspanya Dışişleri Bakanı, bu tür açıklamaların “Avrupa dayanışması beklediğimiz, partizan demagoji değil, ortak ve dost bir ülke için uygunsuz” olduğunu söyledi. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, Fransa’nın İspanya ile olan sınır kontrollerini de güçlendireceğini belirterek, Hızlı Müdahale Sınır Gücü’nü devreye soktuğunu açıkladı. Yaşananlar, düzensiz göçün hâlâ ne kadar hassas bir konu olduğunu ortaya koyarken, insanların ölmeleri pahasına hükümetlere baskı uygulamak veya AB içi dayanışmayı zedelemek için de kullanılabileceğini gösteriyor.

Liderlerin Mektubu ve Sánchez’in Savunması: İspanya Sınır Güvenliğini Tehdit mi Ediyor?

1 Ağustos 2026 tarihinde ise aralarında Federal Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin olduğu 22 AB lideri Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve İrlanda Başbakanı Micheál Martin’e bir mektup yazarak İspanya’nın göç politikasını eleştirdi. Göç edenlerin tamamının geri dönmesi ve hiçbirinin anakaraya ayak basmamış olmasına rağmen, liderler İspanya ile dayanışma göstermek yerine İspanya’nın politikalarını eleştirdi ve sınır güvenliğine zarar verdiğini öne sürdü. 22 lider, AB sınırına yönelik tehdit konusunda “ciddi endişe” dile getirdi ve Sánchez’in 1,2 milyona kadar izinsiz göçmene yasal statü verme hamlesini krizi körükleyen bir “çekici faktör” olarak gösterdi.

Liderler, “Eylemlerimizi koordine ederek, dış sınırlarımızı güçlendirerek ve düzensiz göçmenlerin büyük bir kısmının yasallaştırılması gibi çekici faktör görevi görebilecek tüm politikaları ele alarak, yasadışı göçü etkili bir şekilde caydırmak ve amansızca mücadele etmek görevimizdir” diye yazdılar. “Kontrolsüz kitlesel geçişlere, göçün araçsallaştırılmasına veya diğer karma tehditlere izin veremeyiz; bu durum, Avrupa Birliği’ne yasadışı girişin mümkün olduğu algısını yaratamaz. Bir göçmenin yasadışı girişinin yasal ikamete dönüşebileceği algısını yaratamaz,” diye devam ettiler.

AB’nin Schengen açık seyahat alanına yönelik artan tehdidin ve göçün Avrupa çapında siyasi bir sorun olarak patlayıcı niteliğinin bir işareti olarak, mektubu imzalayanlar blokta “geçici sınır kontrollerini” güçlendirmeye veya yeniden uygulamaya hazır olduklarını söylediler. Merz ve Meloni’nin yanı sıra, mektubu Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Yunanistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Hollanda, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve İsveç liderleri de imzaladı. Atılacak adımlar konusunda anlaşmaya varmak için içişleri bakanlarının video konferans yoluyla bir araya gelmesi çağrısında bulundular. İrlanda, salı günü AB Adalet ve İçişleri Konseyi’nin bir toplantısını düzenleyeceğini söyledi.

İddialara karşı İspanya hükümeti, ülkenin göçmenleri yasallaştırma planının Sebte’deki krizi tetiklediği iddiasını reddetti ve bölgeye yasadışı yollarla giren kişilerin hiçbirinin bu önlemden yararlanmaya hak kazanmadığını belirtti. İspanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, “Bu süreç, 1 Ocak 2026’dan önce İspanya’da ikamet edildiğine dair kanıt ve başvuru anında beş ay boyunca kesintisiz olarak İspanyada ikamet etmiş olmak gibi çok özel koşullara dayanmaktadır” dedi. Ayrıca, nisan ayında başlatılan bu program için başvuru süresinin haziran ayında dolmuş olduğu belirtildi.  

İspanya Başbakanı Sánchez ise, AB liderlerinin bu suçlayıcı tutumuna karşılık von der Leyen, Costa ve Martin’e oldukça sert bir mektup kaleme aldı. Sánchez mektubunda “İspanya’ya saldırmayı ve ülkenin Schengen Alanı’ndan geçici olarak dışlanmasını talep etmeyi seçen” Avrupalı mevkidaşlarını sert bir dille eleştirdi. İspanya’nın Schengen Alanı’ndan çıkarılması yönündeki çağrıların “sadece Avrupa hukukuna, insani hukuka ve bizi bir arada tutan dayanışma ilkelerine aykırı olmakla kalmayıp,” aynı zamanda “Avrupa’nın uzun vadeli çıkarlarına ve en temel sağduyuya da aykırı” olduğunu savundu.

Sánchez mektubunda şu hususlara yer verdi: “48 saatten kısa bir süre içinde” İspanya’nın “sınır üzerindeki kontrolü tamamen yeniden sağlamayı” ve “düzensiz yollarla sınırı geçen göçmenlerin neredeyse tamamını geri göndermeyi” başardığını, ayrıca Sebte’den Avrupa kıtasına yönelik ikincil hareketleri de engellediğini belirtti. “Avrupa hükümetlerinin tepkisi oldukça asimetrik olmuştur. Çoğu ülke bize destek ve dayanışmasını göstermiş, hatta yardım teklifinde bulunmuştur. Ancak bazıları İspanya’yı hedef almayı ve Schengen Alanı’ndan geçici olarak çıkarılması çağrısında bulunmayı tercih etmiştir… Önyargılar, dezenformasyon, cehalet ya da siyasi çıkarlarla şekillenen bu tutum yalnızca Avrupa hukuku, uluslararası insancıl hukuk ve bizi birbirimize bağlayan dayanışma ilkelerine aykırı değildir. Aynı zamanda Avrupa’nın uzun vadeli çıkarlarına ve en temel sağduyuya da ters düşmektedir… Sebte, Schengen Alanı’nın bir parçası değildir; düzensiz göçmenlerin neredeyse tamamı geri gönderilmiş durumdadır ve Frontex verilerine göre İspanya, Avrupa Birliği’nin dış sınırları arasında en az geçirgen olanlardan biridir. Nitekim İspanya’daki düzensiz girişlerin sayısı, örneğin İtalya'da kaydedilen rakamın yarısı düzeyindedir.”

Sánchez, mektubunu içişleri bakanlarının video konferans (VTC) yoluyla bir araya gelmesini talep ederek sonlandırdı ve “bu tür durumlara yönelik ortak bir yanıt oluşturulmasını ve Birliğin dış sınırlarının güvenliğinin yalnızca Birliğin ön cephesindeki üye devletlerin değil, tüm üye devletlerin ortak sorumluluğu olduğunun bir kez daha teyit edilmesini” talep etti.

İspanya Başbakanı Sánchez, X hesabında şu değerlendirmeyi ortaya koyarak, AB dayanışmasına atıfta bulundu: “Dayanışma ve empati opsiyoneldir. Avrupa antlaşmaları ve verilere saygı ise değildir. Frontex’e göre 2021 ve 2026 arasında AB’ye düzensiz girişler:

İtalya üzerinden: 478.600

Batı Balkanlar üzerinden: 340.600

Yunanistan üzerinden: 259.800

İspanya üzerinden: 234.760

Doğu sınırları üzerinden: 48.000

Bölmenin zamanı değil. Güçlü ve birleşik bir Avrupa inşa etmenin zamanıdır.”

Sánchez’in ifadeleri AB’nin temel meselelerinden birine işaret ediyordu. AB liderleri zor zamanlarda dayanışma gösteremezse, bu dış dünya ve içerideki AB karşıtı siyasetçiler tarafından bir zayıflık olarak algılanır ve manipülasyon ve bu durumda olduğu gibi göçün silahlaştırılması stratejileri AB’yi bölmek için kullanılır.

Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri

Diğer Yazılar