İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

ABD ile İlişkileri Gerileyen Kanada, AB ile Yakınlığı Artırmayı Hedefliyor

Kanada “ortak değerler” paylaştığı AB ile olan ilişkilerini güçlendirme yönünde emin adımlarla ilerliyor.
ABD ile İlişkileri Gerileyen Kanada, AB ile Yakınlığı Artırmayı Hedefliyor

ABD ile Kanada arasındaki ticari savaş güç geçtikçe derinleşiyor. Geçtiğimiz hafta iki ülke arasındaki ticari görüşmelerin bir sonuca varmamasının ardından Kanada Başbakanı Mark Carney, AB ile olan ilişkilerin derinleşeceğine dair açıklamalarda bulundu. ABD’nin müttefiklerine karşı aldığı sert tavır, müttefiklerini kendisinden uzaklaştırıp birbiriyle yakınlıklarının artmasına sebebiyet veriyor. Kanada, AB ile ilişkileri sıkılaştırmak istiyor ama bu Kanada’nın gelecekte AB üyesi olacağı anlamına gelmiyor. Kanada için AB üyeliği çok düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Kanada-ABD Ticari Çıkmazı

ABD ile Kanada arasındaki ticaret müzakerelerinin sonuçsuz kalmasıyla birlikte, ABD’nin yaklaşık 20 milyar dolarlık Kanada ürününe getirdiği %50 oranındaki yeni gümrük vergileri yürürlüğe girerken, kriz her iki tarafın karşılıklı suçlamalarıyla derinleşti. Kanada Başbakanı Carney, ABD’nin masaya getirdiği son dakika değişikliklerini adaletsiz ve ekonomik açıdan sürdürülemez bulup anlaşmayı reddettiklerini açıklayarak, çelik, tarım ve elektronik gibi stratejik sektörlerde Vaşington’a birebir misilleme yapacaklarını duyurdu.

Uzlaşmazlığın faturasını Kanada’nın yeni taleplerine ve taahhütlerinden geri adım atmasına kesen ABD Ticaret Temsilciliği durumu “kaçırılmış bir fırsat” olarak nitelerken; Ocak 2025’te göreve geldiğinden beri korumacı ticaret politikaları yürüten ABD Başkanı Trump, Kanada’yı “eyalet olmaksızın eyalet olmanın faydalarından yararlanmaya çalışmakla” suçladı. Trump yönetimi bu agresif gümrük vergilerinin Amerikan sanayisini ve istihdamını canlandıracağını savunsa da artan tarifelerin her iki ülkenin tedarik zincirlerinde belirsizlik yaratması ve tüketici maliyetlerini artırması bekleniyor.

Ticari görüşmelerin sonuç vermemesinin ardından açıklamalarda bulunan Kanada Başbakanı Carney, ABD’yi Fransızca ile ilgili tavizler bekleyen Vaşington’u kendi iç işlerine ve egemenlik haklarına karışmakla suçladı. Bu açıklamanın peşine ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya üzerinden 1 Ocak 2027 itibarıyla otomobil ve kamyonlara yönelik gümrük tarifesinin %50’ye çıkacağını duyurdu. Kanada da hemen 8 Eylül’den itibaren geçerli olmak üzere, toplam değeri 20 milyar Kanada dolarını (17,2 milyar avro) bulan 700’ü aşkın Amerikan menşeli ürüne %15 ile %50 arasında gümrük vergisi getireceğini açıkladı.

Kanada Başkanı Carney’den AB’ye Yönelik Olumlu Açıklamalar

Zamanlama ABD ile olan ticari ilişkilerin gittikçe çıkmaza girmesine denk gelse de Trump dönemi ile Kanada ve ABD ilişkilerinin çatırdadığını ve Kanada’nın yönünü aynı değerleri paylaşan AB’ye yönelttiğini görmüştük. Carney yaptığı açıklamada “Bu sonbaharda dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan AB ile çok daha güçlü ve derin bir ekonomik ve güvenlik ortaklığı kurmak için yoğun görüşmelere başlayacağız.” dedi.

Basında yer alan haberlere göre Carney, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in daveti üzerine 16 Eylül 2026 tarihinde Strazburg’da gerçekleşecek “Birliğin Durumu” konuşmasına katılacağını ifade etti. Ayrıca yakın dönemde Ottava ile Brüksel arasında bir zirve yapılması da bekleniyor.

Değerlendirme

Vaşington’un agresif gümrük tarifeleri ve egemenlik haklarına müdahale olarak algılanan dayatmaları, Kanada’yı geleneksel müttefiki ABD’den uzaklaştırarak stratejik alternatifler aramaya itiyor. Ottava yönetiminin bu kriz ortamında yönünü AB’ye çevirmesi, kısa vadeli bir ticari misilleme hamlesinin ötesinde, küresel belirsizliklere karşı ortak değerler üzerinden inşa edilen yapısal bir jeopolitik dengeleme stratejisi olarak değerlendirilmeli.

Kanada Başbakanı Carney dünya düzenindeki değişime ve özellikle ABD’nin tek taraflı yaklaşımlarına dikkat çeken ve yeni bir yol haritası öneren bir lider olarak son dönemde açıklamaları ve görüşleriyle öne çıkıyor. Carney, Ocak 2026’da Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmayla dikkat çekmişti. Carney konuşmasında, “eski düzenin geri dönmeyeceğini” belirterek, coğrafyanın ve ittifakların güvenliği garanti edeceğine ilişkin geleneksel varsayımların artık geçerli olmadığı uyarısında bulunmuştu. Dünya liderlerini, “Masada değilsek, menüdeyiz” sözleriyle uyarmış ve orta ölçekli güçleri baskın devletlerin baskısına karşı koyabilmek için işbirliği yapmaya davet etmişti.

Carney yönetiminde Kanada bu vizyon doğrultusunda küresel ağlarını ve iş birliklerini güçlendiriyor. Carney, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, geçen sene zarfında Kanada’nın 20’nin üzerinde ticaret ve güvenlik anlaşması imzaladığını belirtmiş ve Kanada’nın dünyanın en fazla bağlantıya sahip ülkesi olduğunu vurgulamıştı. ABD’nin uyguladığı tarife artışlarına karşı da mütekabiliyet esasında karşı tarife uygulanacağını ve Kanadalı işçilere ve işletmelere destek olmak için 7,5 milyar dolar verileceğini açıkladı.

Türkiye ile Kanada arasında kapsamlı bir Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakereleri, Temmuz 2026 itibarıyla resmî olarak başlatıldı. Yayınlanan ortak bildiride  kapsamlı, modern ve her iki tarafın yararına olacak bir Serbest Ticaret Anlaşmasına yönelik müzakerelerin başlatıldığı resmen ilan edildi. Teknik çalışmaların ardından ilk müzakere turunun 2026 yılının son çeyreğinde yapılması planlanıyor. Savunma sanayii, enerji (özellikle nükleer teknoloji iş birliği) ve imalat gibi alanlarda ticaret hacminin artırılması hedefleniyor.

Kanada’nın AB ile ilişkilerini derinleştirme kararı, üyeliğin dahi gündeme gelmesine yol açtı. AB üyesi olmak için AB’nin temel değerlerine saygılı olan her Avrupa ülkesi başvuruda bulunabilir (AB Antlaşması 49. madde). Bir bölgesel bütünleşme hareketi olan AB’ye üyeliğin en önemli kriterlerinden biri Avrupa kıtasında bulunma şartı oldu. Hatta zaman zaman Türkiye’nin topraklarının bir bölümünün Asya’da olması sebebiyle Avrupalılığı dahi tartışıldı. Ancak AB’nin genişleme stratejisi jeopolitik gelişmelere ve ihtiyaçlara göre uyarlanabiliyor. Bunun en yakın örneği Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın adaylığı oldu. Yakın zamana kadar AB komşuluk alanı içinde ele alınan bu ülkeler, Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla farklı bir kategoriye dahil edildi. Son haberlere göre Ermenistan dahi AB üyeliğine başvurmayı düşünüyor. Bu anlamda AB’nin genişleyebileceği coğrafyanın sınırları doğuya doğru kayıyor. İleride üyelik kriterlerinin Atlantik ötesini de değerlendirmeye alacak şekilde yeniden ele alınması söz konusu olabilir. Ancak büyük bir ihtimalle Kanada ile AB ilişkilerinin derinleştirilmesi üyelik üzerinden değil de, kapsamlı, derin ve yenilikçi bir ortaklık üzerinden şekillenecek.  

Deniz Bal, İKV Uzman Yardımcısı

Diğer Yazılar