İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
4-9 NİSAN 2013

AB BAKANI EGEMEN BAĞIŞ’IN “TÜRKİYE, ARAP BAHARI İÇİN İLHAM KAYNAĞI” BAŞLIKLI MAKALESİ FMA BULLETIN’DE YAYIMLANDI

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AP Eski Üyeleri Derneği Bülteni’nin (European Parliament Former Members Association-FMA Bulletin) Mart 2013 sayısı için kaleme aldığı “Türkiye, Arap Baharı İçin İlham Kaynağı” başlıklı makalede Türkiye’nin AB üyeliğinin Birliğin Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin yeniden yapılandırılmasında rol oynayabilmesi için önemine dikkat çekti.

Makalesinde Arap Baharı ile Türkiye'nin güneydeki komşularında, büyük çaplı toplumsal ve siyasi dönüşümlerin yaşandığına değinen Bağış, bölgedeki halkların demokrasi ve ekonomik reform taleplerinin karşılanması için pek çok küresel aktörün sorumluluk duymakta olduğunu ve AB’nin bunlar arasında yer aldığını ifade etti. Bağış, makalesinde, Birliğin bölge ile kurduğu ekonomik ilişkilere ve reform sürecini destekleyen siyasi iradesine rağmen Kuzey Afrika’ya yönelik politikalarında umulan sonuçları alamadığını vurgularken, AB'nin, bölgenin geleceğinin yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunabilmek için, bölge üzerinde etkisi olan ortaklarla işbirliği yapması gerektiğini ve bu bağlamda, önemli bir bölgesel güç ve Arap Baharı için ilham kaynağı olarak nitelendirilen Türkiye ile yapılacak işbirliğinin AB için stratejik değeri yüksek tarihi bir fırsat olduğunu kaydetti.

Bölgede bir ağırlık merkezi olan Türkiye’nin çok yönlü dış politikası ve bölgede giderek artan etki alanı sayesinde Türkiye ile AB arasında kurulacak daha yakın ilişkinin, Avrupa ile Kuzey Afrika arasında daha iyi ilişkiler kurulmasında itici güç olacağını kaydeden Bağış, makalesinde ayrıca Türkiye’nin bölgede ekonomik iyileşme, demokratikleşme ve bölge halklarının yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik reformları desteklediğini ifade etti.  Arap Baharı sonrası Türkiye’nin bölgede modernleşme ve demokratikleşme yolunda bir ilham kaynağı olarak gösterildiğini beliren Bağış, kamu-özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının girişimiyle yolsuzluk ve yoksullukla mücadele, ekonomik büyüme, insan hakları gibi konularda ülkeler arası işbirliği yapılabileceğini ifade etti.  Türkiye’nin, bölge halklarına daha iyi yaşam koşulları sağlanması için AB üyesi devletlerle ile birlikte “yumuşak güç” olarak rol almaya hazır olduğunu vurgulayan Bağış, ayrıca AB’ye katılım sürecinin Türkiye’nin bölgede “yumuşak güç” haline gelmesinde çok önemli bir etken olduğuna dikkat çekti. Bağış, AB’ye üyelik hedefi sayesinde Türkiye’de pek çok reformun hayata geçirildiğini ve hükümetin AB’ye katılım sürecini titizlikle devam ettirdiği belirtti.

Türkiye ve bölge ülkeleri arasındaki ticaret hacminin büyüklüğüne dikkat çeken Bağış, Türkiye’nin vize zorunluluğunu kaldırmak, bölgesel ticaret anlaşmaları imzalamak ve yeni büyükelçilikler açmak suretiyle Türk iş dünyasının bölgenin ekonomik ve sosyal mimarisinin yeniden şekillendirilmesinde etkin bir rol oynamasını teşvik ettiklerini kaydetti. Arap Baharı’nın getirdiği siyasi istikrarsızlığa rağmen, Türkiye’nin Kuzey Afrika ülkeleri ile ihracatının 2012 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 41 oranında arttığını belirten Bağış, bunun AB’de etkileri sürmekte olan ekonomik kriz göz önünde bulundurulduğunda Avrupalı yatırımcılar için de yeni pazarlar anlamına geldiğini belirtti.

Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin her iki taraf için de kazançlı olacağını ifade eden Bağış, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin Türkiye ile Kuzey Afrika arasındaki derin tarihsel, kültürel, dini ve sosyal bağlar sayesinde, bölgenin AB'ye olan ilgisini canlandıracağını ve AB ile güney komşuları arasında daha derin bir kültürel diyalog kurulmasına katkıda bulunacağını belirtti. Bağış, dünyanın İslamiyet'e ve Müslümanlara karşı değişen bir algı tehdidiyle karşı karşıya olduğu günümüzde, kültürler arası diyaloğun ilerletilmesiyle AB ve Türkiye’nin ortak komşuluk bölgesinde daimi bir barış ve istikrarın sağlanacağına dikkat çekti. Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin AB’nin samimiyetinin ve Birliğin temel değer ve ilkelerine olan bağlılığının da bir göstergesi olacağını belirten Bağış, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin Birliğin demokratik çoğulculuk ve halkın refahı için uygulanan reformlara verdiği değeri göstereceğini ifade etti. Bağış, kültürel ve dini farklılıklara dayanan dışlayıcı veya dar bir yaklaşım benimsenmek yerine, kapsayıcı bir genişleme politikasının izlenmesinin, AB'nin dünya siyasetindeki saygınlığını yeniden tesis edeceğini belirtti. Bağış ayrıca, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin ortak komşuluk alanına olumlu bir mesaj göndereceğini ve AB’nin Kuzey Afrika’ya yönelik dış politikasına katkıda bulunacağını ifade etti.

Türkiye ve AB’nin finansal ve kurumsal kaynaklarının Türkiye’nin bölgedeki etkisiyle birleştirildiğinde bölgedeki reform sürecini hızlandıracağını belirten Bağış, Türkiye’nin güçlü ekonomisi, çok boyutlu dış politikası, kültürel ve tarihsel yakınlığı sayesinde AB’nin komşuluk ve genişleme politikasının hedeflerine ulaşabilmesinde vazgeçilmez bir ortak olduğunu ifade etti.  Türkiye'nin dâhil olmadığı bir Avrupa geleceğini öngörmenin imkânsız olduğunu ifade eden Bağış, Türkiye'nin AB üyeliği herkes için bir "kazan-kazan" durumu yaratacağını vurguladı. Bağış, bunun özellikle küresel düzeyde, hem Türkiye hem de AB’nin, müşterek komşuluk bölgesinde barışa, istikrara, güvenliğe ve refaha katkı sağlayacak politikalar oluşturulmasında daha fazla söz sahibi olacakları anlamına geldiğini belirtti.