İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
27 MART-3 NİSAN 2013

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN GÜMRÜK BİRLİĞİ VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDU

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Gümrük Birliği ve Türk ekonomisi ile ilgili The Wall Street Journal Türkiye'nin sorularını yanıtladı. Röportajda öne çıkan başlıklar şu şekilde:

Gümrük Birliği ile ilgili Türkiye’nin hassasiyetleri bulunuyor ve bu artık yüksek sesle dile getiriliyor. Bu konuda geldiğimiz son nokta nedir?

“Gümrük Birliği 1996'da yürürlüğe girerken genel kanaat bunun bir geçiş düzenlemesi olduğu yönündeydi. Bu karar alınırken,'Türkiye nasıl olsa Avrupa Birliği'ne üye olur, olana kadar bu bir geçiş düzenlemesi olsun' diye düşünülmüştü. Ancak aradan 17 yıl geçti. 2013 yılına geldik. 17 yıllık böyle bir geçiş düzenlemesi sadece Türkiye'ye özel bir durum. Türkiye dışında bu düzenlemeye tabi başka ülke yok. Biz doğrusu bugüne kadar Gümrük Birliği'nden istifade ettik. Ama  AB'nin üçüncü taraflarla yaptığı serbest ticaret anlaşmaları bize zarar vermeye başladı. AB, bizim adımıza serbest ticaret anlaşması imzalayarak bizim gümrük vergilerimizi düşürüyor, fakat o ülke Türkiye'nin ihraç malları için gümrük vergilerini aynı seviyede tutuyor. AB böyle bir anlaşma yapınca biz otomatikman bu karara uymak zorundayız. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Ya biz de karar alma mekanizmalarına gireceğiz, ya AB anlaşma yaparken Türkiye'yi de o masaya oturtacak üçlü bir anlaşma yapacak. Ya da bu sürecin sürmesi gittikçe zorlaşacak. Anlaşırken bizim müdahil olmamız lazım. Bizim 'evet' demediğimiz bir anlaşmayı AB kabul etmemeli.”

Tüm yollar tükendi ve işler Türkiye'nin istediği gibi gitmedi. O zaman Gümrük Birliği'nden çıkmak gibi bir seçenek gündeme gelebilir mi?

“Gümrük Birliği'nden tek taraflı çıkmak demek en önemli ihraç pazarımıza mal satarken zorlanmak demek. Böyle çok fevri tek başına 'biz çıkarız' demek kolay. Bu kararı aldıktan sonra ihracatçımızın bizim kapımızı çalıp 'Gümrük birliğinden çıktık ama şimdi biz oraya nasıl mal satacağız' diyeceğinden emin olabilirsiniz. İhracat pazarımızın halen yüzde 38.8'i Avrupa Birliği. Kızdık çıktık; o kadar kolay değil. Serbest ticaret anlaşması konusunu henüz ciddi ciddi AB ile oturup konuşma aşamasında değiliz. Öyle bir şey henüz yok.”

“Sadece bu rahatsızlığımızı yüksek sesle dile getirerek, AB ile bu konuları görüşmemiz gerektiğini hem de ciddi bir şekilde görüşmemiz gerektiğini söylüyoruz. Aşama bu. Onun dışında bir şey yok. Ne gümrük birliğini tekrar müzakere ediyoruz, ne serbest ticaret anlaşması müzakeresi yapıyoruz. Rahatsızız ve bu rahatsızlığımız nedeniyle feryad ediyoruz. Opsiyonları konuşmak için çok erken. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Hep stratejik düşünmek gerekiyor. sesimizi duyuracağız ama akıllı hareket edeceğiz.”

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın röportajının tamamına http://www.wsj.com.tr/article/SB10001424127887323296504578394382735509280.html adresinde ulaşılabilir.