İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
13-19 MART 2013

İKV, DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ GENEL DİREKTÖRÜ PASCAL LAMY’NİN KATILDIĞI ULUSLARARASI BİR KONFERANS DÜZENLEDİ

İKV, 14 Mart 2012 tarihinde, TEPAV’in işbirliğinde “Çağımızda Küresel Değer Zinciri: Yatırım ve Ticaret Politikalarına Etkileri” başlıklı uluslararası bir konferans düzenledi. 2005’ten bu yana Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) Genel Direktörlüğü görevini yürüten Pascal Lamy Türkiye ziyareti kapsamında konferansa katılarak küresel değer zincirlerinin uluslararası ticaretin üzerindeki etkileri hakkında bir konuşma yaptı.

Açılış konuşmasında, İKV Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu, DTÖ çerçevesinde yürütülen çok taraflı ticaret müzakerelerinin Doha Turu’nda tıkanmasıyla birlikte, son birkaç yılda bölgesel ve ikili serbest ticaret anlaşmalarının sayısında önemli bir artış kaydedildiğine dikkat çekti. Böyle bir ortamda da, AB’nin, bölgesel ve ikili ticaret anlaşmalarına odaklanması Gümrük Birliği’nin getirdiği yükümlülükler nedeniyle Türkiye ticaret politikasını yakından etkilemektedir. Konuşmasında, Gümrük Birliği sürecini ele alan,  Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu, Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkeler ile yürüttüğü müzakere ve karar alma süreçlerinde yer almaması ve üçüncü ülkelerin Türkiye ile ayrı bir anlaşma imzalama konusunda isteksiz olmalarının, Türkiye’yi olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekti. Kabaalioğlu serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye ve söz konusu üçüncü ülkeler arasında da eş zamanlı olarak müzakere edilmesi, imzalanması ve yürürlüğe girmesi gerektiğini vurgulayarak, hâlihazırdaki duruma atıfta bulunarak, “bir gümrük birliği bu şekilde idare edilmez” dedi. Kabaalioğlu, vize ve kamyon kotaları sorunlarına da değinerek, bunların Türkiye-AB gümrük birliğinde tarife dışı engel oluşturduğunu belirtti. Türk vatandaşlarına uygulanan vize sorunlarına değinen İKV Başkanı bu durumun Avrupalı ve Türk iş adamları arasında haksız rekabete yol açtığını vurguladı. Prof. Dr. Kabaalioğlu, Türkiye’nin AB sürecinde kat ettiği ilerlemeye de dikkat çekerek Türkiye’nin henüz üye olmadan AB müktesebatının yüzde 60’ından fazlasını kendi iç hukukuna aktarmış olduğunu belirtti. Türkiye ve AB arasındaki ticari ve yatırım bağlarının önemine de değinen İKV Başkanı, toplam ticaretin yüzde 38’ini oluşturan AB’nin Türkiye’nin en önemli ticari ortağı olmaya devam ettiğini, Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 80’inden fazlasının AB kaynaklı olduğunu, Türkiye’den giden yatırımların da yüzde 70 oranında AB ülkelerine yöneldiğini hatırlatarak, Türkiye ve AB arasındaki güçlü bağlara dikkat çekti. Prof. Dr. Kabaalioğlu, serbest ticaret anlaşmalarının yanı sıra artık günümüzde çokuluslu şirketlerin üretimlerini farklı coğrafi bölgeler arasında dağıtmalarının küresel değer zincirlerinin geliştirmesine yol açtığını belirterek, hükümetlerin küresel değer zincirlerinden daha iyi faydalanabilmeleri için yeni ticari ve yatırım stratejilerini belirlemeleri gerektiğini ifade etti.

Açılış konuşmasında, TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü, Türkiye’nin DTÖ nezdindeki eski Daimi Temsilcisi Büyükelçi (E.) Bozkurt Aran ise, DTÖ’de görevli olduğu dönemde Pascal Lamy ile birlikte çalışma fırsatını bulduğunu belirterek Lamy’nin dünya ticaretinin gelişmesi yönünde yaptığı çalışmalardan övgü ile söz etti. Aran, günümüzde küresel değer zincirleri kavramının gelişmesiyle yeni ticaret yöntemlerinin kabul edilmesinin önem kazandığına dikkat çekti. Konuşmasında küresel değer zincirlerinin gelişmesiyle, uluslararası ticari ilişkilere ilişkin istatistiksel çalışmalarda bazı ticari akışların mükerrer olarak rakamlara yansıtılabildiğine dikkat çeken Bozkurt Aran, bu ticari ilişkilerin daha doğru ölçülebilmesi için yeni istatistiklerin geliştirilmesinin önemini vurguladı.  Son olarak, Bozkurt Aran ayrıca özel sektörün bu gelişen küresel değer zincirlerinde yer almaları için gerekli desteklerin sağlanması konusuna da değindi.

Konferansın onur konuşmacısı, Dünya Ticaret Örgütü Genel Direktörü, Pascal Lamy ise küresel değer zincirlerinin uluslararası ticareti nasıl şekillendirdiğine ilişkin bir konuşma yaptı. Konuşmasında, Türkiye’nin gelişmekte olan bir ekonomi ve bölgedeki yabancı yatırımcıları en çok çeken ülkelerinde biri olmasının, bu küresel değer zincirinin önemli bir parçası olduğunu gösterdiğini ifade etti. Pascal Lamy, önümüzdeki yıllarda, istikrarlı siyasi ve ekonomik ortamı ve önemli iş gücü sayesinde Türkiye’nin küresel değer zincirlerine daha fazla entegrasyon sağlayacağı kanısında olduğunu da ifade etti.

Konuşmasında, Pascal Lamy, özellikle küresel değer zincirleri ve ticaret politikası arasındaki bağ üzerinde durdu. Bu kapsamda, küresel değer zincirlerinin gelişmesiyle birlikte, sadece bitmiş ürünlerin değil hizmetlerin ve ara ürünlerin de farklı coğrafi bölgelerde üretildiğine ve gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, üreticilerin ticaret alanındaki karar alma mercilerini sınır veya sınır gerisinde yer alan ticari engellerin, küresel değer zincirini ve bu bağlamda ticareti olumsuz yönde etkiledikleri konusunda sürekli uyardıklarını dile getirdi.

Tüm bu gelişmelerin ışığında, Pascal Lamy, uluslararası ticarete yön veren kuralların yeni düzene uyum sağlayacak şekilde geliştirilmesi gerektiğini ancak bunun için bazı istatistik verilere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu konuya ilişkin,  Pascal Lamy “önemli olan tek şeyin ölçülebilir şeyler olduğunu, sayılamayan şeylerin dikkate  alınmadığını”  (“the only thing that really counts is what you can measure; what cannot be counted does not count!”) belirtti. Bu sorunlara karşın, DTÖ, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve birkaç ortak kuruluşlar ile bir araya gelerek, küreselleşme sürecini ve küresel değer zincirlerinin gelişimini daha iyi yansıtacak şekilde yeni ve geliştirilmiş istatistiksel ve analitik ticaret ölçüm sistemi geliştirdiklerini açıkladı. Bu veritabanının kamuoyuna geçtiğimiz aylarda açıldığına dikkat çeken Pascal Lamy, hizmetlerin uluslararası ticaretteki payının bizim düşündüğümüzden çok farklı bir konumda olduğunun ortaya çıktığını ifade etti.  Yeni verilerin, bilgi teknolojileri, lojistik, pazarlama ve dağıtım hizmetlerinin giderek taşeron firmalara ihale edildiğini ortaya koyduğunu belirten Lamy, öte yandan 2008 verilerine göre, hizmet ticaretinin katma değer bazında ölçüldüğünde, yüzde 23’ten yüzde 45’e yükselmesinin, hizmet ticaretinin katma değer bazında ölçüldüğünde eskiye kıyasla iki katına çıktığını gösterdiğini ifade etti. Pascal Lamy, bu yeni veriler doğrultusunda, müzakerecilerin hizmet ticaretine odaklanarak bu alanda ortaya çıkan engellerin kaldırılmasına öncelik vermeleri gerektiğini vurguladı.

İthalat ve ihracatın birbirine çok bağlı olduğunu da vurgulayan Lamy, bir ülkenin ihracat yapması için ithal etmesi gerektiğinin unutulmaması gerektiğine dikkat çekti. Son olarak, Pascal Lamy katma değer üzerinden ticaretin ölçülmesi ile, özellikle küresel değer zincirinin gelişmesiyle yaratılan iş imkânlarını daha iyi tespit edebileceğimizi savundu.

Konferansın birinci panelinde küresel değer zincirlerinin kalkınma ve ticaret yönündeki etkileri değerlendirdi. Oturum başkanlığını TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü, Türkiye’nin DTÖ nezdindeki eski Daimi Temsilcisi Büyükelçi (E.) Bozkurt Aran’ın yaptığı Panel’e Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD)  Yatırım ve Girişim Bölümü Direktörü James Zhan; Çin DTÖ Çalışmaları Birliği Başkan Yardımcısı Enheng Li; OECD’nin Ticaret ve Tarım Bölümü Direktör Yardımcısı Raed Safadi ve Avrupa Komisyonu’nun Ticaret Genel Müdürlüğü’nün Ticaret Analizi Birimi’nden Baş Ekonomist Alessandra Tucci konuşmacı olarak katıldılar.

Sunumunda, Raed Safadi, katma değer bazında ticaretin ölçülmesi için geliştirilen veritabanı hakkında bilgiler verdi. Bu bağlamda, brüt ticari istatistiklerinin ikili ticari dengeler, hizmet sektörü ticaretindeki önemi, sınırda alınan önlemler ve yürütülen politikaları yanlış yönlendirebileceği konusunda uyarmıştır. Bu nedenle, katma değer bazında ticaretin ölçülmesinin gelir, istihdam ve kar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesini kolaylaştıracağına dikkat çekti. Ayrıca, eskiden düşük katma değerli sektörlerden yüksek katma değerli sektörlere geçiş yapılırken, günümüzde sektör içinde düşük katma değer faaliyetlerden yüksek katma değerli faaliyetlere geçildiğini belirtti. Brüt ticari verilere göre, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerin başında Almanya, Fransa ve İngiltere gelirken, katma değer bazında bakıldığında, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler şu şekilde sıralanmaktadır: İngiltere, Almanya ve ABD. İthalat verilerine bakıldığında, kullanılan iki metotta da,  ilk iki sırada Rusya ve Almanya gelmektedirler.

UNCTAD Yatırım ve Girişim Bölümü Direktörü James Zhan ise konuşmasında, küresel değer zinciri ile ilgili olarak, gelişmekte olan ülkeler açısından bir değerlendirmede bulundu. Bu kapsamda, özellikle küresel değer zincirleri, gelişmekte olan ülkelerin küresel pazarlara erişimlerini, ihracatlarını artırmalarını, ekonomik büyümeye ve ülkelerin kalkınmasına katkı sağlanmasını ve teknoloji ile bilgi transferleri sayesinde verimlilik kapasitesinin geliştirilmesini sağlamaktadır.  Ancak bu küresel değer zincirleri, ülkelerin üretimleri arasında bağı güçlendirerek bir ülkenin üretim sürecinde bir değişiklik veya aksama yaşandığı takdirde, bir başka ülkenin üretim sürecini de olumsuz yönde etkileme riskini artırmaktadır.

Avrupa Komisyonu’ndan kıdemli ekonomist Alexandra Tucci ise, küresel değer zincirleri konusunu AB boyutunda ve AB’nin yaklaşımı bağlamında irdeledi. Tucci, en önemli küresel değer zincirinin AB’nin sınırları içinde oluştuğuna dikkat çekti. AB’de değer zincirinin merkezlerinin ise Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’de bulunduğunu belirtti. Bu değer zincirinin özellikle hizmet ticaretini etkilediğini belirtmiştir. Çin DTÖ Çalışmaları Birliği Başkan Yardımcısı Enheng Li ise konuşmasında Çin’in küresel değer zincirlerindeki giderek güçlenen konumu hakkında istatistikî veriler sundu.

Konferansın ikinci panelinde Türkiye’nin küresel değer zincirinde bulunduğu konum değerlendirildi. Oturum başkanlığını Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr Mehmet Arda’nın yaptığı Panel’e Prof. Dr. Çelik Kurdoğlu; Penti Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo ve Arçelik Resmi ve Sektörel İlişkiler Koordinatörü Uğur Kayalı konuşmacı olarak katıldı. Konuşmasında, Prof. Dr. Çelik Kurdoğlu, Türkiye’de 31 milyar dolar değerinde bir katma değer açığı verildiğini açıkladı ve Türkiye’nin katma değer üretme konusunda geride kaldığına vurgu yaptı. Bu konuda, Türkiye’nin ilerleme kaydetmesi için Türkiye’de iş ortamının iyileştirilmesi gerektiği vurgulyan Kurdoğlu, Türkiye’de yatırımcıların ve tüketicilerin yanlış bilgiler yüzünden karar vermekte zorlandıklarını belirtti.  Diğer yandan, dolaylı vergilerin yüksek olmasının malların maliyetini arttırdığına değindi. Paneldeki diğer konuşmacılar ise, temsil ettikleri şirketlerin yurt dışı ve küresel değer zincirinde tecrübelerini katılımcılara aktardılar. Bu bağlamda, örneğin, Uğur Kayalı özellikle değer ve değer üretme kavramını ele alarak ülke ve kültürler arasında değer kavramının değişmekte olduğuna dikkat çekti. Sami Kariyo ise, küresel değer zincirinde Türkiye’nin gelişmesinde, Türk firmalarının rolünü vurguladı ve Türk iş insanlarının uluslararası ve küresel iş yapma vizyonuna sahip olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, bu konferans ile küresel değer zincirlerinin ticaret ve yatırım stratejileri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu konferansın düzenlenmesi aynı zamanda Türkiye’nin kendi ticaret ve yatırım stratejilerini daha iyi belirleyebilmesi için, günümüzde uluslararası ticari ilişkileri etkileyen önemli unsurlardan biri olan küresel değer zincirinde ülkemizin hangi konumda olduğunun daha iyi anlaşılması için önemli bir imkân sağlamıştır. Nitekim Türkiye’nin DTÖ nezdindeki eski Daimi Temsilcisi Büyükelçi (E.) Bozkurt Aran’ın konuşmasında belirttiği gibi, bu konferans ile Türkiye’de küresel değer zincirleri konusunun ilk defa iş dünyası, kamu kesimi ve üniversite mensuplarının katıldığı bir platforma taşınması imkânı sağlanmıştır. Bu konferans sürecinde gündeme getirilen bir diğer önemli konu ise AB ve ABD arasında müzakere edilmeye başlanması öngörülen Transatlantik Ticari ve Yatırım Ortaklığı’nın Türkiye üzerindeki olası etkileri oldu. Önümüzdeki dönemlerde, küresel değer zincirinin yanı sıra AB-ABD arasındaki ticaret anlaşmasının uluslararası ticari ortamı önemli derecede etkilemesi beklenmektedir. Bu bağlamda, AB ve ABD arasında başlaması öngörülen serbest ticaret anlaşması sürecinde de Türkiye’nin gümrük birliği üyesi olarak dikkate alınması ve dâhil edilmesi büyük önem taşımaktadır.