İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
21-26 ŞUBAT 2013

İKV LÜKSEMBURG’TA BİR KONFERANS DÜZENLEDİ

İKV’nin Lüksemburg ve Yeditepe Üniversiteleri işbirliği ile düzenlediği “50 Years of Relations between Turkey and the European Community- EU  "Türkiye - Avrupa Topluluğu – AB ilişkilerinin 50 Yılı” adlı konferans 25 Şubat 2013 tarihinde Lüksemburg Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.

Avrupa Adalet Divanı’nın bulunduğu Lüksemburg’da Lüksemburg Üniversitesi, Hukuk, İktisat ve Maliye Fakültesi’nde yapılan konferansta Türkiye’nin AB’ye katılım süreci, Ankara Anlaşması, göç konusu, Türkiye’nin ekonomik durumu, Avrupa Adalet Divanı’nın Türkiye-AB Ortaklık ilişkisini etkileyen kararları gibi konular uzmanlar ve akademisyenler tarafından ele alındı.

Toplantının açılışı Lüksemburg Üniversitesi Hukuk, Ekonomi ve Maliye Fakültesi Dekanı Profesör Stefan Braum tarafından yapıldı. Türkiye'nin her zaman Avrupa'nın bir parçası olduğunu ve gelecekte de üyeliği ile AB'yi zenginleştireceğini vurgulayan Dekan Türkiye ile AB arasındaki ortaklık anlaşmasının Avrupa Entegrasyon Hukuku'nun önemli bir parçası olduğunun altını çizdi.

Konferansta, İKV yönetim kurulu başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu Türkiye ve AB ilişkilerindeki son gelişmeler ve ilişkilerin hukuki boyutu üzerine bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Kabaalioğlu AB ile ortaklık ilişkimizin 50 yıllık gelişimini ana hatları ile özetleyen bir sunuş yaparken, ortaklığın aksayan bazı yönlerini de anlattı. 1693 tarihinde William Penn tarafından kaleme alınan Avrupa'nın geleceğine ilişkin eserden itibaren Avrupa entegrasyonu ile ilgili projelerde Türkiye’nin de yer aldığını hatırlatan Kabaalioğlu, Türkiye-AT ortaklığının başlangıç aşamasında ve ilk yıllarında mevcut olan, Türkiye ile AT’nin giderek yakınlaşması yönündeki çok güçlü iradenin altını çizdi.  Kabaalioğlu Ankara Anlaşması’nın Roma Antlaşması modeline uygun biçimde kurgulanmış tam bir katılım-öncesi anlaşması olduğunu ve daha sonraki yıllarda imzalanan Katma Protokol gibi ek sözleşmelerle birlikte amacının Türkiye’yi üyeliğe hazırlamak olduğunu belirtti. Kabaalioğlu günümüzde görülen Ortaklık Anlaşması’nı sadece bir ekonomik anlaşma statüsüne indirgeme çabalarının anlaşmanın ruhuna aykırı olduğunu ve haksız ve hukuksuz olduğunu vurguladı. Daha sonra gümrük birliğine de detaylı olarak değinen Profesör Kabaalioğlu, bu gün gümrük birliğine ilişkin yaşadığımız STA'lar, vize, taşımacılık kotaları hakkında geniş bilgi sundu.

İKV Yürütme kurulu üyesi, Merkez Bankası eski başkanlarından  Yavuz Canevi ise  "Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi Türkiye" hakkında bir sunum gerçekleştirdi. Canevi ülkemizin son on yılda gerçekleştirdiği ekonomik dönüşüm ve başarının canlı bir özetini çok dikkat çekici örneklerle sergilemiştir.

Diğer konuşmacılar arasında yer alan Adalet Divanı Yargıcı Miro Prek şu konulara parmak bastı: “Ben, ülkem Slovenya'nın önce ortaklık sonra da üyelik müzakerelerine iştirak etmiş biri olarak bu alandaki gelişmeleri sadece mesleki değil kişisel bir ilgiyle de izliyorum. Ortaklık anlaşmaları ve katılım anlaşmaları yapıları, rolleri, takvimleri, amaçları, yasa sistemi içindeki yerleri, kurumsal yapıları ve amaçladıkları entegrasyonun derinliği açısından büyük farklılıklar gösterirler. Buna ilaveten, Türkiye'nin katılımı, önceden bildiğimiz diğer katılımlara göre farklı biçimde cereyan etmektedir. İkisi arasındaki ortak nokta ise, uluslararası hukuk alanında doğup, AB hukuku alanında uygulanmalarıdır. AB'nin 2004 sonrası genişlemelerinde (Hırvatistan ve Türkiye) dikkat çeken bir husus "koşulluluk" ilkesi çerçevesinde getirilen kriterlerle, daha katılım öncesi dönemde, ülkeler arsında farklılıklar yaratan bir eğilim ortaya çıkmıştır. Katılım, çok büyük miktardaki dışarıda üretilmiş yasanın iç yasal düzene dahi edilmesi / kabul edilmesidir. Bu durum hem alan hem de veren tarafta etki yaratır ama doğal olarak alan taraftaki etki çok daha büyük olur. Bu gün, daha katılımın ilk aşamasında 3.000'den fazla yasanın değişmesi gerekmektedir. Türkiye'nin müzakere çerçevesindeki bazı hükümler, daha baştan onu farklı bir hale getirme ihtimaline kapı açmıştır. Özellikle Türkiye için, değişmez ve sabit denilen AB ilkelerinden sapıldığını görüyoruz.”

Konferans bölümünün ikinci konuşmacısı Profesör Eleftheria Neframi ise Ortaklık Anlaşmasını, AB'nin göç politikası çerçevesinde değerlendirdi. Neframi, Adalet Divanı'nda bu güne kadar görülen 65'den fazla davanın bir bölümüne referansla,  Türk vatandaşlarının AB'de kazandıkları hakları ele aldı. Neframi, Ortaklık anlaşmasının 2(1) maddesine göre anlaşmanın amacının taraflar arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin sürekli ve dengeli olarak geliştirilmesi olduğunu ve bunun işçilerin serbest dolaşımını da kapsadığını, bunun yanında göç mevzuatının amacının serbest dolaşım değil entegrasyon olduğunu vurguladı.

Kahve arasından sonra gerçekleştirilen panel bölümünde ise çok değerli üç uzman Prof. Marc Maresceau, Prof. Nanette Neuwahl ve Prof. Aleidus Woltjer ortaklık anlaşmamızı Adalet Divanı kararları çerçevesinde değerlendirdi. Panelin sonunda Prof Herwig Hofmann konuşmaları özetlemiş, canlı bir soru-cevap bölümünden sonra toplantı sona erdi.