İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-8 OCAK 2010

İSPANYA, AB DÖNEM BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DEVRALDI

İspanya, Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı görevini 1 Ocak 2010 itibariyle İsveç’ten devraldı. Bu görevi dördüncü kez üstlenecek olan İspanya (1989, 1995, 2002, 2010), Lizbon Antlaşması’nın 1 Aralık 2009 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi sonucu uygulanacak ilk üçlü Başkanlık sisteminin de (İspanya – Belçika – Macaristan) ilk halkası olacak. Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero’nun deyişiyle Avrupa Birliği için bir “dönüşüm” sürecinin yaşanacağı dönemde Lizbon Stratejisi’nin 2010 sonrası için yenilenmesi de bu dönüşüm sürecinin en önemli parçalarından biri olarak algılanabilir. İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos’un ve Avrupa Birliği’nden Sorumlu Devlet Bakanı Diego López Garrido’nun açıklamaları uyarınca, Başkanlık öncelikleri dört ana başlıkta sıralanıyor:

Lizbon Antlaşması’nın Uygulanması: Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte ilk defa seçilen AB Konseyi Başkanı ve Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ile İspanya Dönem Başkanlığı’nın uyum içinde çalışacağı özellikle vurgulandı. Buna ek olarak Avrupa Parlamenterleri’nin sayısının artırılması
(4’ü İspanya’ya ait olmak üzere 18 yeni koltuk,); “Avrupa Birliği Vatandaşların Girişimi”ni kuran tüzüğün üzerinde çalışılması ve Birlik olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olma görüşmelerinin başlatılması yine öncelikler arasında yer aldı. Üye devletlerin birbirine her türlü felakette (doğal ya da insan kaynaklı) destek olmasını sağlayacak bir sistem kurulması gereksinimi de dile getirildi. Lizbon Antlaşması’nın etkin bir biçimde uygulanması, tüm Avrupa Birliği kurumlarının ortak hedefi olarak sürekli deklare ediliyor. İkinci defa seçilen Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso başta olmak üzere, konunun önceliği sıklıkla gündeme getiriliyor.

Ekonomik İyileşme: İspanya Dönem Başkanlığı hem Avrupa Birliği’nin krizden çıktığını göstermek hem de önümüzdeki yıllarda da bağlayıcı olabilecek hedefler geliştirmek üzere yola çıktıklarını açıkladı. 2020 Stratejisi olarak adlandırılan hedefler Mart 2010’da genel hatlarıyla açıklanacak. İklim değişikliği ile mücadele edilmesi ve Avrupa Sosyal Modeli’nin desteklenmesi de öncelikler arasında yer alıyor.

Krizle birlikte çok ciddi bir gündem maddesi halini alan Avrupa’nın finansal sisteminin denetlenmesi ve enerji eylem planı hazırlanması da bu başlık altında ele alınan öncelikler olarak sıralanabilir. Son aylarda gündeme gelen devlet yardımlarının boyutu tartışmaları da Üye Devletler tarafından karara bağlanması gereken bir konu olarak önemini koruyor.

Avrupa Birliği’nin Küresel Güç Haline Gelmesi: İspanya, Dönem Başkanlığı süresince AB’nin küresel güç olma yolundaki hedefine istinaden çeşitli zirveler düzenliyor. Örneğin, “Akdeniz için Birlik” Zirvesi 5–7 Haziran 2010 tarihlerinde Barselona’da gerçekleştirilecek. Ancak, AB’nin küresel güç olma hedefi, 7–18 Aralık 2009 tarihlerinde Kopenhag’da düzenlenen İklim Zirvesi sonrası darbe almış gibi görünüyor. Liderlerin en temel konularda bile uzlaşı sağlayamaması ve gerekli kararlılığı ortaya koyamaması çok önemli bir küresel liderlik fırsatının kaçırıldığı şeklinde yorumlandı.

Başkanlık, Avrupa Birliği’nin genişleme sürecine ilişkin yorumlarda da bulundu.  Hırvatistan ile müzakerelerin başarı ile tamamlanmasının, İzlanda ve Makedonya (Yunanistan ile arasındaki sorunları çözüp) ile müzakerelere başlanmasının ve Türkiye ile müzakerelerde yeni fasıllar açılarak sürecin ilerlemesinin sağlanmasının umulduğu dile getirildi.

AB Vatandaşlarına Yönelik Politikalar: İspanya Dışişleri Bakanı Moratinos, Avrupa projesinin vatandaşlar olmadan asla tamamlanamayacağını vurgulayarak; Başkanlığın başta cinsiyet eşitliği, kadınlara yönelik şiddetin engellenmesi, “Vatandaşların Girişimi”nin kurulması ve Stockholm Programı’nın uygulanması olmak üzere AB vatandaşlarının haklarını iyileştirecek her türlü girişimi destekleyeceğini ifade etti.

Öte yandan İspanya, Dönem Başkanlığı esnasında, yeni Başkanlık ve Yüksek Temsilcilik görevleri ile sorumluluk paylaşımının uzun vadeli bir bakış açısı çerçevesinde yapılması; ekonomik ve finansal krizden ciddi anlamda etkilenen ve işsizlik problemleri nedeniyle vatandaşları tarafından varlığı sorgulanan Birliğin önümüzdeki yıllarda bu durumu tekrar yaşamaması için gereken önlemlerin alınması ve Genişleme stratejisinin tutarlı bir şekilde sürdürülmesi gibi sorunlarla karşı karşıya kalacak. İspanya gibi 1986’dan beri Birlik içinde yer alan ve bu görevi dördüncü kez üstlenen bir ülkenin nasıl bir performans sergileyeceği uluslararası çevreler için tam bir merak konusu. Avrupa Birliği’nin küresel bir güç olarak algılanması da kurumların ve makamların uyum içinde çalışmasıyla yakından ilişkili. Bu noktada Dönem Başkanlığı’nın nasıl bir görüntü çizeceğini tüm dünya ilgiyle takip edecek. Başta da belirttiğimiz gibi, Lizbon Antlaşması’nın sonucunda ortaya çıkan üçlü başkanlık sisteminin nasıl işleyeceği, üç ülke tarafından belirlenen programa sadakat ve önceliklerde devamlılık ilkesinin uygulamaları da gözlem altında olacak. Kurumsal tartışmalardan sıyrılan bir Avrupa Birliği tutarlı bir genişleme stratejisi ve komşuluk politikası çerçevesinde küresel kararlarda rol oynama yolunda daha cesur adımlar atabilir.

Dönem Başkanlığı ile ilgili her türlü bilgiye aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:

http://www.eu2010.es/en/index.html

İspanya-Belçika-Macaristan Üçlü Dönem Başkanlığı süresince uygulanacak 18 aylık AB Konseyi programına ise aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir:

http://register.consilium.europa.eu/pdf/en/09/st17/st17696.en09.pdf