İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-22 OCAK 2010

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Ocak ayının üçüncü haftasında da hem Türkiye’ye, hem de Türkiye – AB ilişkilerine dair yoğun bir gündemle karşı karşıyaydık. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın Ankara ziyareti geçen hafta gerçekleşen önemli olaylardan biri oldu. Barak’ın ziyaretini ilginç kılansa bir önceki hafta iki ülke arasında yaşanan diplomatik krizdi. İsrail Savunma Bakanı ziyaretinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile görüşmeler gerçekleştirdi. İsrailli bakan, gazetelerin Ankara temsilcileriyle de bir araya geldi. İki ülke arasındaki ilişkilere dair, Türkiye ile daha istikrarlı ve çatışmalardan arınmış bir Ortadoğu için çalışmaya devam etmek istediklerini vurguladı. Yaşanan diplomatik krizle ilgili olarak da, bir hata olduğunu, diplomatik ilişkilerin diplomatik kurallara göre işletilmesi gerektiğini ifade etti. Barak, Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Çelikkol ile de görüştüğünü hatırlattı ve olanların geride bırakıldığını umduğunu sözlerine ekledi.

Geçen haftanın bir diğer önemli olayı, Ermenistan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollere ilişkin verdiği karar oldu. Bilindiği üzere 10 Ekim 2009 tarihinde iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına ve ilişkilerin geliştirilmesine dair protokoller imzalanmıştı. Bu protokollerin yürürlüğe girmesi için iki tarafça da onaylanması gerekiyor. Ermenistan Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi protokollerin anayasaya uygun olduğunu belirterek adı geçen protokollere onay verdiğini belirtti. Bununla birlikte, Mahkemenin açıkladığı gerekçeli karar iki ülke arasında yapıcı ilişkilerin oluşması ve pekişmesine giden yola gölge düşürecek gibi. Söz konusu gerekçeli kararda protokollerin iki şartla geçerli olabileceği belirtildi: “diplomatik ilişki kurulması” ve “ortak sınırın açılması”. Ayrıca, Türkiye ile sınırları belirleyen 1921 tarihli Kars Anlaşması’nın kabul edildiği yorumlarına karşı çıkılması ve Ermenistan’ın Bağımsızlık Deklarasyonu’nun 11’inci maddesine atıfta bulunularak  1915 olayları için ortak tarih komisyonu kurulmasının tartışmalı hale getirilmesi de Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, anılan kararda protokollerin lafzına ve ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümlerin zikredildiğinin tespit edildiğine ve bu kararın protokollerin müzakere gerekçesini ve hedeflenen temel amacı sakatladığına vurgu yaparak kararın kabul edilemez olduğunu belirtti.

Haftanın, üzerinde durulması gereken diğer önemli olayları, bültenimizde daha detaylı olarak ele aldığımız, Türkiye’deki demokratikleşme süreci üzerine Avrupa Parlamentosu’nda gerçekleştirilen oturum ve İngiltere İstinaf Mahkemesi’nin verdiği Orams kararı oldu. Avrupa Parlamentosu'nun Strazburg'da devam eden olağan genel kurul toplantılarının 20 Ocak tarihli oturumunda, Türkiye'deki demokratikleşme sorunu ele alındı. Genişlemeden sorumlu AB Komisyonu Üyesi Olli Rehn ve İspanya Avrupa İşleri Bakanı Diego Lopez Garrido’nun da katıldığı toplantıdan çıkan temel mesaj Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin ciddi biçimde duraksadığı, bununla birlikte Türkiye’nin AB üyelik perspektifinin açık tutulması gerektiği yönünde oldu. Orams davasına ilişkin söylenmesi gereken en önemli iki nokta ise İngiltere İstinaf Mahkemesi’nin Rum Meletis Apostolides’i haklı bulması sonucu özelde, KKTC’deki pek çok emlak sahibi yabancının emsal teşkil edebilecek bu karardan etkilenmesi ve genel olarak da adı geçen bu kararın Kıbrıs sorununu daha karmaşık hale getirmesi ihtimalinin mevcudiyeti.

Görüldüğü gibi iç ve dış gelişmeler açısından yoğun bir haftayı daha geride bıraktık. Türkiye AB’ye yaklaştıkça gerek içerideki demokratikleşme ihtiyacı gerekse dış politikadaki sorunları çözüme ulaştırma gereği, AB sürecinin önemli etkisi ile ilerliyor. Ancak içerde ve dışarıdaki söz konusu süreçlerde ilerleme kaydetmek ve Türkiye’de farklı kesimleri memnun edecek formüller bulmak oldukça zor. Bu tedirgin edici ve hırpalayıcı dönemin demokrasi, refah, güvenlik ve barış açısından somut kazanımlara yol açması dileğiyle.