İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
6-12 ŞUBAT 2010

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI TİCARET VE İHRACAT KONULARINDA İKİ SEMİNER DÜZENLEDİ

4 Şubat 2010 tarihinde TOBB Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen “Dünya Ticaret Sistemi ve Türkiye’nin İhracatına Etkileri” konulu seminer İKV ile Dış Ekonomik İlişkiler Kuırulu (DEİK) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğinde düzenlendi. Seminerde Dünya ticaret sistemi ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kapsamında meydana gelen son gelişmeler, Avrupa Birliği (AB) Türkiye gümrük birliği ve Türkiye’nin ihracatına etkileri konuları ele alındı.

 DEİK İcra Kurulu üyesi ve Türk-İspanyol İş Konseyi Başkanı Dr. Zeynel Abidin Erdem yaptığı açış konuşmasında son dönemde artan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgeselleşme eğilimleri nedeniyle Türkiye’nin dünya ekonomisi içindeki rekabet gücü, ihracat ve pazara girişi imkanlarının ve istihdam olanaklarının geliştirilmesi gereğini vurguladı. Erdem, küresel ekonomik kriz ertesinde gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere bütün ülkelerin ekonomilerini genişletebilmeleri için ticari ilişkilerin adil rekabet ile somut kurallarla temellendirilebilmesi, ve çok uluslu ticari ilişkilerin geliştirilebilmesi için güçlü bir konsensüsün oluşması gerektiğini belirtti.

İkinci olarak TİM adına açış konuşmasını yapan Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu, küresel krizin Türkiye ekonomisi ve ihracatı üzerindeki olumsuz etkilerini vurguladıktan sonra, Türkiye’nin krizden çıkmak için en önemli çözüm ortağının ihracat olduğunu belirtti. Türkiye’nin dünya ekonomisinin bir parçası olduğunu ve dolayısıyla ihracatın da büyüme beklentisi içinde olduğunu ifade eden Çıkrıkçıoğlu, 2023 yılı için 500 milyar dolar ihracatın hedeflendiğini belirtti.

Son olarak İKV adına açış konuşmasını yapan Başkan Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu ise, dünya ticaretinde yaşanan sorunların, büyük ölçüde çok taraflı ticaret görüşmelerinin kritik bir aşamaya gelmesi ve fikri mülkiyet hakları, çevre ve sosyal standartlar, tarım sübvansiyonları, devlet yardımları ve teknik engeller gibi konuların özellikle gelişmiş ve kalkınmakta olan ülkeler arasında daha çok tartışmaya yol açmasından kaynaklandığını ifade etti.

Türkiye-AB gümrük birliğinin Türkiye’nin ticaretindeki önemli payını vurgulayan Kabaalioğlu, gümrük birliğinin kazanımlarının yanında, uygulamadan kaynaklanan bazı sorunlar olduğunu sözlerine ekledi. Özellikle AB’nin üçüncü ülkeler ile akdettiği serbest ticaret anlaşmalarının müzakeresi sırasında Türkiye’nin sürece katılmadığını ve AB ile anlaşma imzalayan üçüncü ülkelerden bir kısmının da aynı anlaşmayı Türkiye ile de imzalamaktan kaçındığını ifade etti. Kabaalioğlu bu anlaşmaların Türkiye ile de aynı anda müzakere edilmesi ve aynı anda yürürlüğe girmesinin tam olarak işleyen bir gümrük birliği için gerekli olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’nin DTÖ Nezdindeki Büyükelçisi Bozkurt Aran seminere onur konuşmacısı olarak katıldı. Aran, DTÖ’nün serbest ticaret rejimi olmanın ötesinde dünya ticaretine ortak kurallar ve ortak bir denetim ve gözetim mekanizması getiren kurumsal yanına dikkat çekti. DTÖ sisteminin tarım ürünleri, tarım dışı ürünler ve hizmetler olmak üzere 3 boyutta ele alınması gerektiğini vurgulayan Aran, kimi zaman ülkelerin ulusal çıkarlarını ortak çıkarın üzerinde tutmaları nedeniyle uzlaşma zemini bulmanın zorlaştığını belirtti. Türkiye’nin “yükselen bir Pazar” olarak görüldüğünü ifade ettikten sonra, Türkiye’de tarım kesiminin özellikle istihdam yaratmaktaki önemini ifade etti. Büyükelçi Aran, dünya ticaretindeki bölgeselleşme eğilimi ve artan serbest ticaret anlaşmalarının DTÖ çerçevesindeki global bir rejimini yerini alamayacağını vurguladı.

Belçika Gent Üniversitesi AB Hukuku Enstitüsü öğretim üyesi Dr. Krystin Inglis, AB tarım-gıda güvenliği konusu ve AB’ye yeni katılan ülkelerin üzerlerine düşen uyum zorunluluğundan söz etti. Dr. Inglis, AB’de 1990’lı yıllarda yaşanan Deli Dana (BSE) hastalığının bu alandaki girişimlerde bir milat oluşturduğunu ifade etti. İngiltere’de ortaya çıkan bu hastalık sonrasında AB’nin ilgili mevzuat ve kurumsal yapısını geliştirdiğini belirtti. AB’nin gıda güvenliği ve tüketicinin korunması alanında “çiftlikten çatala” kadar kontrollü ve denetimli bir yaklaşımı benimsediğini belirten Inglis, AB mevzuatının Türkiye gibi üyeliğe hazırlanan ülkeler için de önemli bir uyum yükümlülüğü getirdiğini vurguladı.

Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü öğretim üyesi ve TEPAV uzmanı Yard. Doç. Dr. Sait Akman, DTÖ mekanizmasını ve kurallarını anlattığı konuşmasında Doha Turu sürecinde dünya ekonomisinde tektonik kaymalar yaşandığını ve çoktaraflılığın erozyona uğradığını belirtti. DTÖ yapısına yönelik eleştirileri de değinen Akman, çok kutuplu bir dünya ekonomisini yönetmenin güçlüklerini vurguladı.

Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Nurdan Çamlıbel Aydın, DTÖ kapsamında anlaşmazlıkların halli mekanizmalarını detaylı bir şekilde ele aldı ve Türkiye’nin taraf olduğu davalardan örnekler verdi. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Tek Pazar ve Rekabet Dairesi Başkanı Erkan Çakıroğlu ise, AB-Türkiye gümrük birliğinin uygulanması ve karar alma mekanizmalarından söz ederek, eleştirilere rağmen gümrük birliğinin Türk ekonomisinin rekabet gücüne ve Avrupa pazarına açılmaktaki katkılarını vurguladı.

Son olarak söz alan İKV uzmanları Mahir Ilgaz ve Özgür Bozçağa, DTÖ-AB kesişiminde çevre ve gıda güvenliği alanındaki son gelişmeleri masaya yatırdı. Kopenhag Zirvesi sonrasında iklim değişikliği konusundaki rejimin geleceğinin belirsiz olduğuna dikkat çeken Ilgaz, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yaşanan kamplaşmaya dikkat çekti. Türkiye’nin gerek DTÖ ve özellikle AB sürecinde çevre standartlarını yükseltmesi gereğini vurgulayan Ilgaz, bunun sanayiciye ek bir maliyet getireceğini ama gerek global gelişmeler gerekse vatandaşın refahı dikkate alındığında bu maliyetin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Son olarak Bozçağa, DTÖ Sağlık ve Bitki Sağlığı Önlemleri Anlaşması’nın (SPS) bu alanda global kriterler getirdiğini vurguladı ve Türkiye’nin de, tarımını GSYİH’sının yüzde 11’ini oluşturduğu bir ülke olarak bu alandaki gelişmeleri izlemek ve uyum sağlamak durumunda olduğunu ifade etti. Bozçağa ihracatçıya da büyük ölçüde yansıyan sorunlar arasında, yetersiz uzmanlaşma ve SPS komitesi eksikliği ve AB ile mevzuat uyumsuzluğundan kaynaklanan sorunlara dikkat çekti.

5 Şubat tarihinde gerçekleştirilen “Dünya Ticaret Sistemi, Dünya Ticaret Örgütü Kuralları ve Türkiye” isimli seminer ise Bursa’da Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile birlikte düzenlendi. Açış konuşmalarını BTSO Başkanı Celal Sönmez ile İKV Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun yaptığı seminerde, Türkiye’nin DTÖ Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Bozkurt Aran, Belçika Gent Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Krystin Inglis, Marmara Üniversitesi AB Enstitüsü öğretim üyesi ve TEPAV uzmanı Yard. Doç. Dr. Sait Akman, Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Nurdan Çamlıbel Aydın, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Tek Pazar ve Rekabet Dairesi Başkanı Erkan Çakıroğlu ile İKV uzmanları Mahir Ilgaz ve Özgür Bozçağa konuyu BTSO üyelerine ve ilgili misafirlere detaylı bir şekilde anlattılar.