İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
23-29 OCAK 2010

AB İÇİŞLERİ BAKANLARI TOLEDO’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN TOPLANTIDA YASADIŞI GÖÇ KONUSUNU ELE ALDI

21 Ocak 2010 tarihinde AB Dönem Başkanı İspanya’nın evsahipliğinde Toledo şehrinde içişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, yaşlanan Avrupa’nın getireceği olumsuz etkiler ile başa çıkılabilmesi için, Birliğin daha etkili bir göç ve uyum politikası geliştirmesi gerektiği vurgulandı. İspanya’nın Göçten Sorumlu Bakanı Consuelo Rumi, AB’nin gelecekte ihtiyaç duyacağı işgücünün sağlanması için, ortak ve esnek bir göç politikası benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede, Stokholm Programı ile bağlantılı olarak bir dizi önemli tedbirin hayata geçirileceği ve göç ve uyum konulu dördüncü bakanlar toplantısının 15–16 Nisan 2010 tarihlerinde İspanya’nın Zaragoza şehrinde gerçekleştirileceği belirtildi. Rumi, konuya ilişkin açıklamasında, küresel ölçekte kişilerin dolaşımı devam ettiği sürece AB düzeyinde “sıfır göç” politikasının uygulanabilir olmadığını kaydetti. Avrupa Komisyonu’nun Adalet, Özgürlük ve Güvenlikten Sorumlu Üyesi Jacques Barrot ise AB göç politikasına ilişkin olarak, üye ülkelerdeki farklı beklentilere yanıt verecek ve kaygıları dikkate alacak esnek bir yaklaşım geliştirilmesi yönünde çağrıda bulundu. Barrot, kısa bir süre içinde, başta mevsimlik işçiler ve şirketler adına yurtdışında görevlendirilen çalışanlar olmak üzere, kişilere AB’de çalışma ve ikamet etme hakkı tanıyacak tek bir yasal çerçeve üzerinde çalışmaların sürdüğü bilgisini verdi. Barrot, ayrıca, Zaragoza toplantısından sonra yeni bir göç gündeminin belirleneceğini aktardı.

Toledo’da gerçekleştirilen bakanlar toplantısında, esas gündem konusu yasal göç olmasına karşın, yasadışı göçün önlenmesi hususu öncelikli madde olarak ele alındı. Toplantıdan önce, Yunanistan ve Fransa, AB Dönem Başkanı İspanya’ya ortak bir mektup sunarak yasadışı göçle mücadelenin ivedilikle ele alınması talebinde bulundular. Söz konusu mektupta, Ege Denizi’ndeki mevcut durumun düzeltilmesine öncelik tanınması, Birliğin doğu sınırlarının korunması ve bu çerçevede Libya ve Türkiye ile işbirliğinde bulunulması konuları yer aldı. Bunun yanı sıra, yasadışı göçmenlerin geldikleri kaynak ülkeler ile FRONTEX (Avrupa Sınır Koruma Ajansı) arasındaki işbirliğinin artırılmasının gereği vurgulandı. Fransa ve Yunanistan tarafından ortak kaleme alınan mektupta, ayrıca, yasadışı kişileri ülkelerine geri göndermek üzere ortak uçuşlar düzenlenmesi konusunda üye ülkelerin kendi aralarında eşgüdüm sağlaması ve bunun AB fonları ile desteklenmesi önerisi de yer aldı. Barrot ise konuya ilişkin açıklamasında, 25 Ocak 2010 tarihinde AB Konseyi tarafından, FRONTEX’in AB deniz sınırlarını daha etkili bir şekilde izlemesine ilişkin bir karar alınacağını ve yasadışı göç alanında üçüncü ülkeler ile daha sıkı işbirliğinde bulunulması yönünde FRONTEX’in daha geniş kaynak ve yetkiler ile donatılmasına ilişkin yeni kurallar benimseneceğini duyurdu.  

Avrupa Komisyonu’nun Adalet, Özgürlük ve Güvenlikten Sorumlu Üyesi Jacques Barrot, yeni dönemde, AB’de yasadışı bulunan kişilere yönelik daha katı bir politika benimseneceğini ve bu doğrultuda, Libya ve Türkiye ile görüşmelerin yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede, AB yetkilileri ile Türk hükümeti arasında 19 Şubat 2010 tarihinde önemli bir toplantı gerçekleştirileceğini ve bu toplantıda Türkiye üzerinden deniz yoluyla Yunanistan’a yasadışı girişlerin nasıl önlenebileceği üzerinde durulacağını aktardı. Fransa’nın Göç, Uyum ve Ulusal Kimlikten Sorumlu Bakanı Eric Besson ise Ege Denizi’ndeki durum nedeniyle Yunanistan’ın ciddi baskı altında bulunduğunu ve Türkiye ile derhal diyalog kurulması gerektiğini belirtti. Besson, sadece 2009 yılında Yunan Sahil Güvenliği’nin Ege Denizi’nde 10.000’den fazla yasadışı göçmeni yakaladığını hatırlatarak, Türkiye’nin yasadışı göç yollarında transit ülke (geçiş ülkesi) konumunda bulunduğuna dikkat çekti. Besson, yasadışı göçle mücadele alanında Birlik ile işbirliğinin, Türkiye’nin AB üyeliği açısından bir önkoşul olarak öne sürülemeyeceğini, ancak bu hususun acil gündem maddesi olması gerektiğini vurguladı. Jacques Barrot ise Yunanistan ile ikili ilişkilerde Türkiye’nin suçlanmaması, aksine bölgede üstlendiği kritik roller gereği önemli bir ortak olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.