İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
20-26 ŞUBAT 2010

TÜRKİYE – AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU’NUN 63. TOPLANTISI BRÜKSEL’DE YAPILDI

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) 63. toplantısı 22–23 Şubat 2010 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirildi. Yoğun tartışmaların yaşandığı ve CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen ile AP Üyesi Hollandalı Parlamenter Ria Oomen-Ruijten arasında sivil-asker ilişkileri ekseninde gelişen tartışmanın damga vurduğu toplantının gündemini (i) Avrupa Parlamentosu Türkiye raporu; (ii) geri kabul anlaşması ve vize sorunu; (iii) sivil toplum diyalogu oluşturdu.

KPK Eş Başkanı Lütfi Elvan yaptığı açış konuşmasında, Türkiye’de reformların yavaşladığı yönünde yapılan eleştirilere karşılık olarak, 2009 yılında siyaset, ekonomi ve dış politika alanlarında önemli adımlar atıldığını belirtti. Siyasi reformlar alanında Kürtçe televizyonun yayına başlaması, Ermenice radyo kanalının açılması, Nazım Hikmet’in Türk vatandaşlığının iadesi, yargı reform stratejisi ve Alevi açılımı gibi gelişmelere dikkat çeken Lütfi Elvan, Türkiye’de tabu gibi görülen konuların tartışmaya açıldığını ve Kopenhag kriterlerine uyum yönünde önemli adımlar atıldığını vurguladı. Dünya piyasalarının küresel mali kriz sonrasında ciddi şekilde sarsılmasına rağmen Türk ekonomisindeki büyüme ve gelişmenin devam edeceğine yönelik IMF ve OECD öngörülerine atıf yapan Elvan, Türk piyasalarının güçlendiğini ifade etti. Lütfi Elvan, yapıcı ve barışçıl dış politika anlayışına değinerek, Ermenistan ile iyi ilişkilerin gelişmesini ve başta İran’ın nükleer programı olmak üzere Ortadoğu ve Kafkaslarda ortaya çıkan sorunlarda Türkiye’nin önemli roller üstlendiğini hatırlattı. Öte yandan, Türk halkının AB üyeliğine verdiği desteğin azalmasını AB’ye duyulan güvensizliğe bağlayan eş başkan, Birliğin verdiği sözlere bağlı kalması ve genel yaklaşımında tutarlı olması çağrısında bulundu. Bu kapsamda, Avrupa Birliği içerisinde coğrafi, kültürel ve inanç eksenli çizilen sınırların AB değerleri ile bağdaşmadığının altını çizdi.

Avrupa Parlamentosu tarafından 10 Şubat tarihinde kabul edilen Türkiye raporuna değinen Lütfi Elvan, raporun tek taraflı olduğunu ve katılım sürecine zarar verici nitelikte unsurlar barındırdığını belirtti. Türkiye’nin eksiklerine dikkat çekmesi beklenen raporun daha teşvik edici, yapıcı ve nesnel bir üslupla kaleme alınmasının gerektiğini vurguladı. Ayrıca, AB tarafından kaynaklanan sıkıntılara değinilmediğini hatırlatarak geri kabul anlaşmasının imzalanması için baskı yapan AB’nin “Adalet ve İçişleri” faslına ilişkin tarama raporunu Türk tarafına iletmediğini ifade etti.

KPK Eş-başkanı Hélène Flautre ise, AB’nin tüm kurumlarının Türkiye’deki reform sürecini desteklemesi gerektiğini belirterek Kopenhag kriterlerinin hukukun üstünlüğü ve demokrasi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Türkiye’de başta anayasa değişikliği olmak üzere tüm reformlar için toplumsal uzlaşma sağlanması gerektiğinin altını çizen Flautre, AB’nin de bu sürece tam destek vermesi gerekliliğini vurguladı.

AP Türkiye Raporunda neler vardı?

 

  1. Raporda Kıbrıs’la ilgili, Türkiye’nin bir an evvel Ada’dan askerlerini çekmeye başlaması ve KKTC'ye yerleşen Türk vatandaşları sorununun çözülmesi gerektiği ifadelerine yer verilirken Türkiye’den kapalı Maraş bölgesini Rumlara açması istendi.
  2. Türkiye’de somut reformlara ilişkin genel olarak sınırlı seviyede bir gelişme gerçekleştiği belirtildi. AP raporda, 2005 yılında müzakerelerin başlamasının, uzun soluklu ve ucu açık bir sürecin başlangıç noktasını teşkil ettiğini hatırlattı. Buna ek olarak, Parlamento, Ankara Anlaşması’na ek Katma Protokol’ün Türkiye tarafından hala uygulanmamış olmasının, müzakere sürecini ciddi anlamda etkileyebileceği uyarısında bulundu.
  3. Raporda yargının rolü, Kürt kökenli vatandaşların ve Alevilerin hakları, askeriyenin rolü ve Türkiye’nin komşularıyla ilişkileri gibi hassas kabul edilen konularda geniş bir kamusal tartışma ortamının yaratılmış olması ve Türk hükümetinin yapıcı yaklaşımı memnuniyetle karşılandı. Anayasa Mahkemesi’nin Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması ve askeri mahkemelerin yetkilerini sınırlayan değişikliklerin iptali yönünde aldığı kararların Türkiye’nin reform çabalarında ciddi bir gerilemeye işaret ettiği vurgulandı. Parlamento Türkiye’ye anayasanın değiştirilmesi çağrısında bulundu.

 

Raporu kaleme alan Hollandalı Parlamenter Ria Oomen-Ruijten, raporun demokratik süreç sonucunda tüm AP üyelerinin onayıyla kabul edildiğini belirterek Kıbrıslı Rumların müdahalesi ile ilgili söylentilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Oomen-Ruijten aynı zamanda, yalnızca Türkiye’ye değil sorunun tüm taraflarına çağrıda bulunduklarını öne sürerek Kıbrıs konusunun çözüme kavuşturulması için liderleri cesaretlendirmek istediklerini vurguladı. Türkiye ile ilgili esas endişelerinin yaklaşık bir yıldır gerçekleştirilmeyen adli sistem reformu olduğunun altını çizdi ve son dönemde gündeme gelen, savcılara görevden el çektirilmesi gibi gelişmeleri kaygıyla izlediklerini belirtti. Raportör tarafından KPK toplantısında vurgulanan hususlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Son gelişmeler ışığında hem hükümete hem de muhalefete önemli roller düşüyor.
  • Yargının tarafsızlığının güçlendirilmesi için TBMM’nin yasal zemin oluşturması gerekiyor.
  • Avrupa işbirliğinin temeli olan Kopenhag kriterlerine tam uyum sağlanmalı.
  • Türkiye’nin sivil anayasaya ihtiyacı var. Sivil yargı – askeri yargı ayrımı net bir şekilde ortaya koyulmalı.

Uzun süredir askıda olan ve son zamanlarda yeniden gündeme alınan geri kabul anlaşması müzakerelerine ilişkin olarak Lütfi Elvan, bu konunun hem Türkiye hem de AB açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. İltica ve yasa dışı göç konusunda Türkiye’nin en az AB kadar sorun yaşadığını ve söz konusu problemlerin ortadan kaldırılması için eşit yük paylaşımına dayalı, Türkiye’nin çıkarlarını da gözetecek bir yol aradıklarını ifade etti. Bu kapsamda, Türk vatandaşlarına uygulanan vize sorununa da değinen Elvan, Adalet Divanı’nın 19 Şubat 2009 tarihli Soysal kararında ortaya konulan hukuki durumun uygulamaya geçirilmesi için Komisyon’un ve üye devletlerin üzerine düşeni yapması gerektiğini vurguladı. Komisyon’un vizeyle beraber yerleşme ve iş kurma serbestîsini de kapsayacak bir kılavuz hazırlaması çağrısında bulundu.

Son gündem maddesi olan sivil toplum diyalogunun; Türkiye’nin AB’de, AB’nin de Türkiye’de doğru algılanması için çok önemli bir unsur olduğuna değinen Lütfi Elvan, bu konuda olumlu gelişmeler kaydedilmesi açısından Türk ve Avrupalı parlamenterlere büyük rol düştüğünü vurguladı.

Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Štefan Füle, göreve başlamasının ardından ilk kez katıldığı KPK toplantısında Türkiye’de yapılan reformlar doğrultusunda atılan olumlu adımlara değindi. Temel özgürlükler başta olmak üzere, siyasi reformlar alanında gelişmeler sağlandığını belirten Füle, EMASYA Protokolü’nün yürürlükten kaldırılmasının sivil-asker ilişkileri anlamında bir dönüm noktası olduğunu sözlerine ekledi. Bağımsız bir İnsan Hakları Kurumu’nun oluşturulması ve yolsuzlukla mücadele stratejisinin kabul edilmesi yönündeki adımların güçlendirilmesi çağrısında bulundu. “Demokratik açılım”ı desteklediklerini ifade eden Füle, açılımın başarılı olması için toplumun tüm kesimlerinin uzlaşması gerektiğini yineledi.

Diğer taraftan Štefan Füle, DTP’nin kapatılmış olması, Anayasa reformunun yavaşlaması, Ergenekon davası kapsamında yaşanan ve istikrarı bozabilecek gelişmeleri de Türkiye-AB ilişkilerinde kaygı verici unsurlar olarak ortaya koydu. Füle, KPK’nın gündem maddelerine ilişkin şu saptamaları yaptı:

  • Geri kabul anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlamış olması memnuniyet vericidir.
  • Komisyon, geri kabul anlaşmasının imzalanmasının ardından vize konusunda pratik ilerlemeler sağlanması amacıyla Konsey’e bir öneri sunabilecektir.
  • Sivil toplum diyalogu, Türkiye-AB ilişkilerinde büyük öneme sahiptir ve geliştirilmesi için yasal ve mali düzenlemeler yapılacaktır.

Bilindiği gibi KPK, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında parlamenter işbirliğini güçlendirmeyi ve mevcut sorunların çözümü için yol haritası çizmeyi amaçlayan bir platform. Taraflar arasında etkileşimin artırılması ve Türkiye’nin üyelik sürecinin hızlandırılması amacıyla toplanan KPK son yıllarda daha çok, yaşanan tartışmalarla gündeme geliyor.