İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
15-21 MART 2010

“VİZE ŞİKÂYET HATTI” PROJESİ FİNAL RAPORU ANKARA’DA TANITILDI

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle, İktisadi Kalkınma Vakfı ve European Citizen Action Service işbirliğinde gerçekleştirilen “Vize Şikâyet Hattı” Projesi Final Raporu’nun tanıtımı 18 Mart 2010 tarihinde Ankara’da yapıldı. TOBB Birlik Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısına, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, İKV Başkanı Halûk Kabaalioğlu ve European Citizen Action Service (ECAS) Direktörü Tony Venables katıldı.

Hatırlanacağı üzere “Vize Şikâyet Hattı” Projesi, Türk vatandaşlarının vize başvurularında karşılaştığı sorunların tam bir dökümünün çıkarılması; vize işlemlerinin başlatılması için talep edilen belgeler, uygulanan prosedürler, maruz kalınan muamele ve diğer tüm zorlukların sistematik ve kategorik bir biçimde tespit edilerek incelenmesi ve raporlanarak Avrupa Birliği’nde (AB) uygulamadan sorumlu ilgililere sunulması amacıyla oluşturulmuş ve
17 Kasım 2009 – 18 Ocak 2010 tarihleri arasında uygulanmıştı.

Basın toplantısının açış konuşmasını yapan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında, AB üyesi ülkelere girişte Türk vatandaşlarına uygulanan vize alma mecburiyetinin 1980 yılında başladığını hatırlatırken, bu tarihten itibaren Türk vatandaşlarının vize alma sürecinde büyük sorunlar ile karşılaştığını söyledi. Sorunun giderek daha da yaygın şekilde yaşanmaya ve hissedilmeye başlandığına işaret eden Hisarcıklıoğlu, sorunun ekonomik hayatı, ticari yaşamı, eğitim ilişkilerini, sivil toplum diyaloğunu doğrudan olumsuz etkiler hale geldiğini ifade ederken, vize uygulamasının, Ortaklık Anlaşmalarından kaynaklanan haklarla çeliştiği için de yargının konusu haline gelmeye başladığını ifade etti.

TOBB olarak vize sorununun gündeme taşınması, tartışılması ve gündemde tutulması yönünde yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Hisarcıklıoğlu, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) tarafından karara bağlanan Soysal davası sonrasında, hizmet ticareti çerçevesinde, Türk vatandaşlarına yönelik olarak uygulanan vizenin, ortaklık hukukuna aykırılığının, açıkça ortaya koyulduğunu söyledi. Bu kararın gereğinin süratle yerine getirilmesini beklemenin bir hak olduğunu vurgulayan TOBB Başkanı, işadamlarının, çalışanların, bilim insanlarının, araştırmacıların, öğrencilerin, medya mensuplarının ve sanatçıların, vize konusunda mağdur durumda olduğuna dikkat çekti.

İş dünyası açısından, Türk işadamlarının malları serbestçe AB üyesi ülkelerin piyasalarına girerken, kendilerinin veya çalışanlarının, iş amacıyla seyahat etmekte zorlandığına değinen M. Rifat Hisarcıklıoğlu, işadamlarının bazen vize alamaması, bazen de vizeyi zamanında alamaması yüzünden iş görüşmelerini kaçırdığını söyledi. TOBB Başkanı bu durumun, Türk girişimcileri ve onların profesyonel çalışanları için, adeta bir tarife dışı engel teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

Diğer taraftan Türkiye’nin, AB’nin çeşitli programlarına, katkı payı ödeyerek katılım sağladığına dikkat çeken TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, eğitim alanında akademisyenlerin ve öğrencilerin yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Bunun yanı sıra, vize uygulamasının zaman zaman neredeyse insanlık onurunu rencide eden noktalara vardığına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, vize alma mecburiyetinin kişisel mağduriyete de neden olduğunu ifade etti.

Hukuki, ticari ve insani boyutun ötesinde, Türk vatandaşlarına uygulanan vize mecburiyetinin, Türkiye ile AB arasındaki sivil toplum diyalogunun güçlendirilmesi hedefini zora soktuğuna da değinen TOBB Başkanı, “vizesiz Avrupa” sloganından hareketle AB’nin, Sırbistan, Karadağ ve Makedonya vatandaşlarına çok kısa bir süre sonunda vize muafiyeti hakkı tanıdığını belirtti. Durum böyleyken, neredeyse yarım asra dayanan, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde, diğer ülkelere tanınan hakkın, Türk vatandaşlarına tanınmamasının, hatta mevcut durumu daha da zorlaştırmaya dönük uygulamalarda bulunulmasının, Türk halkında, “haksızlığa” ve “ayrımcılığa” uğrandığı duygusunu pekiştirdiğini söyledi.

“Vize Şikâyet Hattı” Projesi’nin, Türk vatandaşları arasında vize konusunda şikâyetlerin çok yaygın olmasına rağmen, bunların kayda geçirilip kategorize edilmesi bakımından mevcut sistemdeki eksikliklerden hareketle oluşturulduğunu ileten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, proje çıktıları ile ilgili çeşitli bilgiler verdi.

Proje uygulama sürecinde (17 Kasım 2009 - 18 Ocak 2010), telefon, e-posta, faks ve posta yolu ile proje ekibinin eline 944 başvuru ulaştığını bildiren Hisarcıklıoğlu, projeye Türkiye’nin farklı bölgelerindeki 52 ilden, her meslek grubundan ve her yaştan başvuru olduğunu kaydetti. Elde edilen sonuçların, başta Türk iş dünyası olmak üzere, akademisyenler, doktorlar, öğrenciler, ev hanımları ve genel olarak Türk vatandaşlarının, vize alma sürecinin neredeyse tüm aşamalarında çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını gösterdiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, proje çıktılarının sekiz ana başlık altında, ilgili örnekleriyle kamuoyunun dikkatine sunulduğunu belirtti. Şikâyetlerin tüm Avrupa ülkelerini kapsadığına da değinen TOBB Başkanı, vize müracaatının en çok yapıldığı ülkelerin, en çok şikâyet edilen ülkeler olarak ortaya çıktığını (Almanya, Fransa ve İngiltere) söyledi.

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, konuşmasının sonunda, “Vize Şikâyet Hattı” Projesi’ne olan yoğun ilgi nedeniyle, proje dâhilinde tahsis edilen e-posta adresinin açık tutulmasına ve Türk vatandaşlarından gelecek yeni şikâyetleri toplamayı sürdürme kararı verdiklerini söyledi. Gelecek yeni şikâyetlerin ve vize konusunda yaşanan güncel gelişmelerin altı aylık periyotlar ile hazırlanacak “takip raporları” ile kamuoyuna sunulacağını ifade eden TOBB Başkanı, bulguların Türkiye ve AB’de uygulamadan sorunlu birimler ile paylaşılacağını söyledi.

İKV Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ise, Türk vatandaşlarına uygulanan vize mecburiyetinin hukuki yönleri konusunda davetlilere bilgi verdi. Vize uygulamasının, hem 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile tesis edilen Gümrük Birliği’nin temelini teşkil eden malların serbest dolaşımı ilkesine, hem de yerleşme hakkı ve hizmet sunum serbestîsine yeni engeller getirilmesini yasaklayan Katma Protokol’ün 41. maddesine açıkça aykırı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kabaalioğlu, bu durumun daha önceki kararların yanı sıra Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın 19 Şubat 2009 tarihli Soysal kararında da açıkça belirtildiğini söyledi. Soysal kararı ile standstill hükmü olarak bilinen Katma Protokol’ün 41. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Üye Devletler tarafından hizmet sunmak (veya almak) veya iş kurmak amacıyla AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarına uygulanan koşulların ağırlaştırılamayacağının teyit edildiğini ifade eden İKV Başkanı, Üye Devletler tarafından göz önüne alınması gereken tarihin her bir Üye Devlet için Katma Protokol’ün kendi hukuk düzeninde yürürlüğe girdiği tarih, yani Birliğe üyelik tarihi olduğunu söyledi.

Soysal kararının somut kazanımlar getirebilmesinin, Üye Devletlerin tavrına bağlı olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Kabaalioğlu, ATAD’ın son kararının önemli açılımlara yol açabilecek nitelikte olması ve hukuki alanda “haklı” olduğumuz açıkça belirtilse dahi, vize uygulamasının siyasi yönü nedeniyle, vize konusunda bugünden yarına değil, ancak daha uzun vadede somut çözümler üretilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Bu aşamada yapılması gerekenin, öncelikle diplomatik kanallar, siyasi ilişkiler ve ikna çabaları yoluyla, tüm Üye Devletlerin, bu ve benzer kararları, davadakilerle aynı durumda bulunan tüm Türk vatandaşlarına uygulamalarını sağlamak olduğunu söyleyen İKV Başkanı, temel görevin, Anlaşmaların koruyucusu ve Topluluk Hukukunun uygulanmasının gözeticisi sıfatıyla Avrupa Komisyonu’na düştüğünü belirtti.

İKV olarak Türk vatandaşlarının hukuk mücadelesine somut katkı sağlamak amacıyla, İstanbul’da ve Ankara’da TOBB işbirliğinde konunun uzmanlarının katılımıyla paneller düzenlediklerine dikkat çeken Prof. Dr. Kabaalioğlu, güncel gelişmeler ışığında vize sorununun kapsamlı şekilde ele alındığı beş adet yayın hazırlandıklarını ve ilgili tüm kesimlere bu yayınları ulaştırdıklarını belirtti. Prof. Dr. Kabaalioğlu ayrıca, 2009 yılı içerisinde TOBB ile birlikte ve Avrupa Türk Hukukçular Birliği işbirliğinde Brüksel ve Amsterdam’da, Belçika, Hollanda, Almanya, Avusturya, Fransa gibi AB ülkelerinde  baroya kayıtlı iki yüzden fazla  Türk avukatın vize konusunda bilgilendirildiğini hatırlattı.

Projenin uygulama süreci hakkında bilgiler veren ECAS Direktörü Tony Venables ise, Türk vatandaşlarına uygulanan vize mecburiyetinin sona ermesi gerektiğine inandığını söyledi. Yarım asrı bulan Türkiye-AB ilişkilerinde vize mecburiyetinin özellikle Türk vatandaşlarının Avrupa algısına olumsuz etkileri olduğunu vurgulayan Venables, vize uygulamasının Türk kamuoyunda AB karşıtlığını güçlendirdiğini belirtti. Venables ayrıca, “Vize Şikâyet Hattı” çıktılarından hareketle, Türk vatandaşlarının en çok AB üye ülke konsolosluk personelinin muamelesinden; talep edilen bilgi ve belgeler ile ticari sırların ve kimi noktalarda kişisel hakların ihlal edilmesinden; vize başvurusu sırasında ortaya çıkan maliyetten; vize taleplerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedilmesi veya sürecin uzaması nedeniyle programların aksamasından ve başvuranların şikâyetleri olduğu noktada herhangi bir şikâyet mekanizması bulamamasından şikâyetçi olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda konu ile ilgili üç önerisi bulunduğunu belirten Venables, Türk vatandaşlarının yaşadığı vize sorunun Avrupa kamuoyu tarafından bilinmediğini ve bunun bilinir hale getirilmesi için “Vize Şikâyet Hattı” Proje sonuçlarının mutlaka Avrupa’da tanıtılması gerektiğini ifade etti. Venables ayrıca, “Vize Şikâyet Hattı” Projesinin, Türk vatandaşları tarafından “yardım hattı” olarak algılanmasının, şikâyetlerin aktarılması alanında herhangi bir mekanizmanın bulunmamasından kaynaklandığını, dolayısıyla Türk vatandaşlarının vize konusunda yaşayabilecekleri şikâyetler için devamlı bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Venables son olarak, Türkiye ve AB yetkilileri arasında yürütülen müzakerelerdeki temel hedefin “vize kolaylığı” değil “vize serbestliği” olması gerektiğini vurguladı. Venables, AB'nin Türk vatandaşlarına uyguladığı vize şartının kaldırması halinde Türk kamuoyunun AB'ye bakışında çok büyük farklılık olacağını, bu konuda gerçekleştirilecek iyileşmenin Türkiye ile AB arasında büyük bir iyileşmeyi de beraberinde getireceğinin de altını çizdi.