İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-11 OCAK 2014

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN`IN GÜNDEME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİ

Türkiye’de son günlerde yaşanan siyasi gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendiren Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadede karşı karşıya olduğu en önemli konunun “hukukun üstünlüğü” olduğunu belirtti. Özellikle yabancı yatırımcılar ve yerli yatırımcılar için Türkiye’nin güçlü bir siyasi idareye sahip olmasının önemine dikkat çeken Babacan, son gelişmeler ışığı altında Hükümetin siyasi istikrarın sağlanması ve ekonominin zarar görmemesi için gerekli adımları atacağını ifade etti.

Türkiye’nin en önemli referansının Avrupa Birliği (AB) ve Birlik normlarının olduğunu kaydeden Babacan, Türkiye’nin nihai hedefinin AB standartları doğrultusunda AB üyeliğine ulaşmak olduğunun altını çizdi ve “O hedeften Türkiye sapmaya başlarsa o zaman nereye gideceğini kimse kestiremez. İşte siz o zaman ekonomiden korkmaya başlayın” dedi.

Türkiye’nin evrensel hukuk normlarını benimseyen bir ülke olduğunu belirten Babacan, Türkiye’nin hukuk alanında da Avrupa referansından uzaklaşmayacağına dikkat çekerek, AB’de yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye’nin AB üyeliğinde ısrarcı olduğunu, Türkiye’nin bu doğrultuda reformlara devam edeceğini kaydetti.

Daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilen “Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği” hakkında açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, söz konusu örgüt üyeliğinin AB’ye bir alternatif teşkil etmediğini belirtti ve “Onun (Şanghay İşbirliği Örgütü) kuruluş amacı zaten; biliyorsunuz ilk güvenlik amacıyla kurulmuş ve daha sonra ekonomik unsurlar da ağırlık kazanmaya başlamış. Rusya ile Çin’in bir bakıma öncülük yaptığı, ama Orta Asya’dan birkaç ülkenin de eklenmesiyle oluşan bir yapı. Biz Türkiye olarak bölgesel ya da küresel pek çok uluslararası yapılanmanın içindeyiz ve bir şekilde bir ortaklık ya da bir bağ kurmuş durumdayız. Mesela biz Afrika Birliği’nin de stratejik ortağıyız. Ama Afrika Birliği’nin stratejik ortağı olmak demek Afrika’daki bazı ülkelerin demokrasi modelini benimsemek anlamına asla gelmiyor. Ya da Şanghay Beşlisi demek, o ülkelerin hukuk anlayışına, demokrasi anlayışına, onları referans almamız anlamına kesinlikle gelmiyor. Zaten öyle bir şey mümkün de değil. Ama nedir, orada bir birlik vardır. Orada bir ekonomik bakış açısı da vardır. Türkiye o yapının da içinde olmalıdır. Orayı da izlemelidir, katkıda bulunmalıdır. Ama Afrika Birliği’nde de yer almalıdır. Bizim Mercosur ile, ASEAN ile hep ilişkilerimiz var. Güneydoğu Asya olsun, Latin Amerika olsun, bütün bunlar Türkiye’nin dış politika ufkunu genişleten açılımlardır. Asla Avrupa Birliği sürecinin bir alternatifi değildir” açıklamasında bulundu. (Kaynak: Euractiv.com.tr)