İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
12-18 NİSAN 2010

BAŞBAKAN ERDOĞAN NÜKLEER GÜVENLİK ZİRVESİ KAPSAMINDA WASHINGTON’DA TEMASLARDA BULUNDU

12–13 Nisan’da ABD’nin ev sahipliği yaptığı Nükleer Güvenlik Zirvesi’nde 47 ülkenin devlet başkanları bir araya geldi. Zirvenin temel gündemini oluşturan nükleer silahlanmanın azaltılması ve var olan nükleer maddelerin güvenliğinin artırılması konularının yanı sıra tarafların en çok üzerinde durdukları konulardan biri de Ortadoğu’da nükleer bir güç olma yolunda ilerleyen İran’dı. Zirvenin yanı sıra ikili görüşmelerin de yapıldığı iki gün boyunca Başbakan Erdoğan Ermenistan Başbakanı Sarkisyan ve ABD Başkanı Obama dâhil olmak üzere çeşitli ülke liderleriyle görüşmelerde bulundu.

Sarkisyan’la 1,5 saate yakın görüşen Erdoğan, Türkiye’nin Ermenistan ve Ermeni politikasının yanı sıra Yukarı Karabağ sorunu ve Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri konularını da ele aldı. İsviçre’de imzalanan protokol doğrultusunda Ermenistan’dan daha net adımlar bekleyen Erdoğan, üçüncü ülkelerin devreye girmesine gerek kalmamasını temenni ettiğini vurguladı. Görüşme sonucunda basına konuşan Sarkisyan “Türkiye, Ermenistan ve Ermeni halkına önkoşullar diliyle konuşuyor. Buna izin vermeyeceğiz” şeklinde görüş belirtti. Ayrıca ABD Başkanı Obama’yla da Ermenistan konusunu ve sözde Ermeni soykırımı konularını konuşan Erdoğan, Obama’nın Ermeni Protokolü’nün 24 Nisan’a kadar geçmesi yönündeki isteminin mümkün olmadığını belirtti.

Erdoğan, Obama’yla yaptığı 45 dakikalık görüşme içerisinde İran, İsrail ve Ermenistan konularında fikir alışverişinde bulundu. Zirve boyunca dünya için en büyük tehdidin bir terörist grubun eline nükleer silahların geçmesi olduğunu vurgulayan Obama, Ortadoğu’nun durumu göz önünde bulundurulduğunda İran’ın da bir nükleer güç olarak bölgede bulunmasının bölgedeki barış çabalarını gölgeleyeceği yönünde yorumlar yaptı. Birleşmiş Milletler’in sunduğu İran’a yönelik 4. yaptırım paketinin de reddedilmesi üzerine Başbakan Erdoğan çözümün yaptırımla değil arabuluculukla mümkün olabileceğini söyledi ve Obama’nın İran’a karşı yaptırım isteğini reddetti. Bu konuda Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva ile aynı görüşte olan Erdoğan, İran’da bulunan yüzde 3,5 oranında zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü bir ülkeye gönderilmesini fakat bu ülkenin İran’a, ikili ilişkiler çerçevesinde Brezilya’dan daha yakın bir ülke olması gerektiğini savundu. Ortadoğu barışıyla ilgili de konuşan Erdoğan, İran’a karşı uygulanmaya çalışılan yaptırımın çifte standart içeren bir uygulama olacağından ve İsrail’in 1957’de kurulan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu üyesi olmasına rağmen Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nı (NPT) tanımamasından ve elinde bulundurduğu nükleer silahlara bir kısıtlama getirilmediğinden söz etti.

Öte yandan İran üzerine hazırlanan BM yaptırımlarına sıcak bakmayan Çin ve Rusya’nın desteğini almaya çalışan Obama, Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’yla yaptığı ikili görüşme sonucunda Çin’in tutumunun eskiye göre daha sıcak olduğunu belirtti. Obama, kullandığı petrolün büyük çoğunluğunu İran’dan temin eden Çin’in, yaptırımları desteklediği takdirde petrol gönderiminin kesilmesi ihtimalinden tedirgin olduğunu vurgularken, petrol akışının kesilmesi durumunda müttefik ülkelerin Çin’in enerji ihtiyacını karşılayacağını belirtti.

Ayrıca görüşme sonucunda alınan karar doğrultusunda Kanada Başbakanı Stephen Harper kullanılmış nükleer yakıtlarını ABD’ye göndereceklerini açıklarken, 1986’da Çernobil felaketini yaşayan Ukrayna da 2012’ye kadar zenginleştirilmiş uranyumlarının bir kısmını yok edeceklerini bir kısmını da ABD’ye göndereceklerini açıkladı. Bunun yanı sıra, dünya üzerindeki nükleer silahların yüzde 90’ını ellerinde tutan ABD ve Rusya karşılıklı imzaladıkları anlaşmayla nükleer silahların yüzde 30 oranında azaltılacağını ve ellerinde 1500’er stratejik nükleer silah bulunduracaklarını açıkladı. Görüşme sonunda açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Medvedev nükleer silah yapımı düzeyindeki zenginleştirilmiş uranyumu yok edeceklerini ve 34 ton plütonyumu 2,5 milyar dolar harcayarak yok etmeye hazır olduklarını söyledi. Son olarak konuyla ilgili açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy dünyadaki terör artışına dikkat çekerek, stratejik olarak, böyle bir durum söz konusu iken nükleer silahsızlanmaya gitmeyeceklerini açıkladı.