İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
3-9 MAYIS 2010

AKİL ADAMLAR GRUBU RAPORUNU AB KONSEYİ’NE SUNDU

“Düşünce Grubu” ya da kamuoyunda bilinen adıyla “Akil Adamlar” (Wise Men) AB’nin gelecek yirmi sene içinde ne tür sorunlarla karşılaşabileceğini ve bu sorunların nasıl çözülebileceğini ele alan raporunu 8 Mayıs’ta AB Konseyi’ne sundu. Rapor, bu sorunların çözülebilmesi için bugünün Avrupa’sında eksikliği hissedilen cesur liderliklere ihtiyaç olduğunun altını çiziyor. İspanya Eski Başbakanı Felipe Gonzalez’in başkanlığını yaptığı 12 kişiden oluşan Düşünce Grubu’na,  2007 yılının Kasım ayında,  2030 yılına kadar AB’nin karşılaşabileceği sorunlara ilişkin bir rapor hazırlaması çağrısında bulunulmuştu.

Raporda, Akil Adamlar, özellikle küresel mali kriz ve etkilerini de göz önünde bulundurarak ekonomik dinamikler, AB’nin dış politika anlayışı, enerji güvenliği, iklim değişikliği ve AB vatandaşlığı başta olmak üzere pek çok konuda görüş bildiriyorlar. Raporda sorunların üstesinden gelebilmek için her şeyden önce, kuvvetli, vatandaşlarla dürüst ve verimli diyalog kurma kapasitesine sahip ve işbirliği içerisinde yönetimi sağlayabilecek siyasi liderliğe ihtiyaç duyulduğunun altı çiziliyor.

“Avrupa Projesi 2030 - Zorluklar ve Fırsatlar” raporu, 2008 yılında patlak veren mali krizin, Avrupa’ya değişen küresel düzene uyum sağlaması için bir uyarı niteliğinde olduğuna vurgu yapıyor.

Raporda, 2010 yılının AB için yeni bir dönemin başlangıcı olabileceği ve gelecek elli yılda Avrupa’yı iddialı bir küresel aktör olarak görebileceğimiz ya da tam aksine AB ve üye devletlerin, marjinalleşmeleri sonucu Asya kıtasının gereksiz bir yarımadası haline gelebileceği belirtiliyor.

Raporda yer verilen diğer unsurların -sosyal hakların üye ülkeler arasında “transfer edilebilir” hale getirilmesi, mesleki kalifikasyonların karşılıklı tanınması, üçüncül eğitimin geliştirilmesi, çiftçilik politikası reformu, araştırma yatırımının desteklenmesi, daha iyi bir göç yönetiminin sağlanması, yaşlanmanın demografik niteliklerinin ele alınması gibi- AB ülkelerinin uzun süredir karşı karşıya kaldığı sorunlar olduğu bununla birlikte çözümlerinin sürekli ertelendiği ifade ediliyor.

Günümüz dünyasında, çok taraflılığın, kapsamlılığın, hakkaniyetin, sürdürülebilir kalkınmanın, kolektif güvenliğin, insan haklarına saygının, hukukun üstünlüğünün ve adil ticaretin öneminde ısrarcı olunurken, mevcut ve yükselen güçlerin var olan kurallara ilişkin endişelerinin de dikkate alınması gerektiği raporda altı çizilen bir başka unsur. Raporda, AB’nin yalnız ekonomik açıdan güçlü olduğu, özellikle komşuluk politikalarında “yumuşak gücü”nü akıllıca kullandığı ve ortak dış ve güvenlik politikasına yönelik beklentilere somut adımlarla karşılık verebildiği takdirde bu uluslararası anlayışı şekillendirecek bir pozisyona sahip olabileceği belirtiliyor. Birliğin, ancak dış ilişkilerine yönelik böyle bir stratejik yaklaşım geliştirmesiyle ekonomide sahip olduğu devasa gücü siyasi arenaya taşıyabileceği vurgulanıyor.

Önemli bir kısmı AB vatandaşlığına ayrılan rapor, “Avrupa Projesi”nde başarılı olmak için AB vatandaşlarının bu projeyi “sahiplenmeleri” gerektiğini de hatırlatıyor. Akil Adamlar, Brüksel’in odağı haline gelen “iletişim politikası’ndan” uzaklaşıp daha gerçekçi bir yaklaşıma geçilmesini tavsiye ediyorlar. AB’nin idealleştirilmiş bir şekilde ya da oldukça karamsar ifadelerle anlatılması eğiliminden kaçınılması gerektiği de raporda altı çizilen bir başka unsur oldu.