İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
24-30 MAYIS 2010

TÜRKİYE – AB KARMA PARLAMENTO KOMİSYONU’NUN 64’ÜNCÜ TOPLANTISI İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Avrupa Parlamentosu (AP) ve TBMM temsilcilerini bir araya getiren Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu’nun (KPK) 64’üncü Toplantısı 25–26 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıda başta Kopenhag Kriterlerinin yerine getirilmesi yönünde yargı alanında kaydedilen gelişmeler ve gerçekleştirilen reformlar, Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) çerçevesinde bölgesel politika ve çevre olmak üzere genel olarak Türkiye – AB ilişkilerine değin pek çok konu ele alındı.

Toplantının ilk gününde taslak gündemin ve 22–23 Şubat 2010 tarihinde yapılan 63’üncü KPK Toplantı Tutanağı’nın kabul edilmesinden sonra, Türk hükümeti adına İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB Konseyi adına İspanya Büyükelçisi Joan Clos Matheu ve Avrupa Komisyonu adına da AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pierini birer konuşma yaptılar. İlk oturum sonrasında yapılan basın toplantısında, Lütfi Elvan ile birlikte KPK’nın Eşbaşkanlığını yürüten Hélene Flautre, ilk gün toplantılarında Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile esas olarak demokrasinin ele alındığını belirtti. Toplantıda, devam etmekte olan reformlar, eylül ayında yapılacak olan anayasa, bu anayasanın sivil toplum kuruluşları ile mutabakat halinde yapılmasının öneminin vurgulandığını da sözlerine ekledi. Flautre, hep beraber demokratik açılımın bazı meselelerini kavradıklarının, konuyu Kürt meselesi olarak da ele aldıklarının altını çizdi. Eşbaşkan, demokrasinin yaygınlaşması, Kürt meselesi gibi konuların demokrasi, adalet, ifade özgürlüğü konularıyla ilişkili olarak dile getirildiğini, TBMM’nin bu konular üzerinde çalışması ve bu çalışmaların yasalara da yansıması gerektiğinin ifade edildiğini vurguladı.

İlk gün toplantılarına daha çok Avrupa Parlamentosu üyesi, Hollanda Özgürlük Partisi’nden Barry Madlener ile Egemen Bağış arasındaki tartışma damgasını vurdu. AP Üyesi Madlener’in “birincisi, Türkiye, şeriat kurallarını benimseyen İslam Konferansı Örgütü üyesi, Kuzey Kıbrıs’taki seçimler yasadışı, Türkiye işgal ettiği Kıbrıs’tan bütün askerlerini derhal çekmeli, Türk hükümeti, Ahmedinejad gibi bir diktatöre “dostum” diyebiliyor ancak benim partimin başkanı Geert Wilders komisyonda istenmiyor” şeklinde fikir beyan etmesi sonrasında Egemen Bağış’la AP üyesi arasında bir tartışma yaşandı.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış konuşmasında ve kendisine yöneltilen sorular üzerine verdiği cevaplarda pek çok konuya değindi. Bağış toplantıda Kıbrıs’la ilgili “Biz bir fasıl açacağız diye her ülkenin kendi uçuk beklentilerine cevap verecek değiliz. Kıbrıs, Türkiye için milli bir davadır. Türkiye AB için Kıbrıs’tan vazgeçmeyecektir, Kıbrıs için de AB’den vazgeçmeyecektir” şeklinde görüş bildirdi. Bağış vize sorunuyla ilgili olarak da, vize kolaylığı gibi beklentileri olmadığını ifade etti ve Türkiye’nin, Sırbistan’da olduğu gibi AB ile vizeleri kaldırma ve bu konuda üzerine düşeni yapma konusunda kararlı olduğunu belirtti. Bağış, “51 yıldır bu kadar yoğun ilişki içinde olduğumuz AB ile 64 kez KPK toplantısı yaptığımız ortamda, hâlâ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AB üyesi konsolosluklarının veya büyükelçiliklerinin önünde beklemesi kabul edilemez bir gerçektir. Buna da son vermenin vakti gelmiştir. Bu konuda da katkılarını bekliyorum.” şeklinde konuştu.

26 Mayıs’ta gerçekleştirilen gündüz oturumunda “Katılım Öncesi Yardımlar Kapsamında AB’de ve Türkiye’de Bölgesel Politikalar” ve “Türkiye-AB KPK İç Tüzük Revizyonu” ele alındı. Bu toplantıda 1967’den beri değişmemiş olan içtüzük ilk kez değiştirildi.
Toplantıya katılan AP Liberal Grup Üyesi İngiliz Duff, mali yardımların finansmanıyla ilgili olarak, Avrupa Komisyonu’nun teknik anlamda AB Sayıştayı’nın siyasi anlamda da Avrupa Parlamentosu’nun denetiminde olduğunu vurguladıktan sonra Avrupa Komisyonu’nun bu yardımlara ilişkin Türkiye ile ilgili olarak daha önce uygulanan örneklere odaklandığını ancak bu konuda “sui generis” bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin enerji ve çevre politikaları da toplantının öğleden sonraki oturumunda ele alındı. Eşbaşkan Lütfi Elvan gerçekleştirilen basın toplantısında, çevre faslının açılmasının çok önemli bir gelişme olduğunu vurguladıktan sonra son 12 aday ülkenin tamamının bu faslı en son açtığını ve müzakere süreçlerinin yüzde 60-70’inin bu fasılda geçtiğini hatırlattı. Bugün çevre açısından hâlâ uyumlu hale gelememiş ama AB’ye üye olan ülkelerin olduğu da göz önünde bulundurularak adeta inanılmazı başarmış Türkiye’ye bu kadar az mali yardım yapılmaması gerektiğini ifade etti.