İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
31 MAYIS-6 HAZİRAN 2010

İSRAİL, İNSANİ YARDIM GEMİSİNE MÜDAHALE ETTİ

Gazze’ye insani yardım götürmek amacıyla yola çıkan, Akdeniz’de seyreden İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı’na ait “Mavi Marmara” adlı insani yardım gemisine, 31 Mayıs Pazartesi günü sabahın erken saatlerinde İsrail komandoları tarafından müdahale edildi. Müdahalenin gerçekleştirildiği sabah ve sonrasında ölü ve yaralı sayısına değin birbirinden farklı açıklamalar geldi. Nihai açıklamalarda geminin ele geçirilmesi   sırasında   komandolar  ve  siviller  arasında çıkan çatışmada 9 Türk vatandaşının hayatını yitirdiği açıklandı.

Söz konusu yardım gemilerinin Gazze’ye gideceklerinin belli olduğu günden itibaren İsrailli yetkililer bu gemilerin Gazze’ye ulaşmalarını engellemek için her türlü yolu kullanmaktan imtina etmeyeceklerini açıklamışlardı. Bilindiği üzere, yardımların kendi kontrolünden geçtikten sonra Gazze’ye ulaştırılmasına izin veren İsrail bir süredir böyle bir politika izliyor. Bununla birlikte kullanılan yöntem, olay sırasında 9 sivil Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi ve bu saldırının İsrail karasularında değil, açık denizde gerçekleşmiş olması Türk ve dünya kamuoyunun İsrail’e olan tepkisini üst perdeden dile getirmesine neden oldu.

Türkiye, ilk günden itibaren olayın uluslararası boyutta ele alınması için elinden geleni yaptı. Olayın gerçekleştiği gün, Türkiye’nin de geçici üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Türkiye’nin talebi üzerine New York’ta toplandı. Oturumların açılışında söz alan Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, İsrail’in yardım gemilerine saldırısını devlet tarafından işlenmiş bir cinayet olarak nitelerken, bu tür bir yol izleyen devletin uluslararası toplumda meşruiyetini kaybetmiş olduğunu vurguladı. Uzun süren müzakereler sonunda üzerinde mutabık kalınan açıklamada BM Güvenlik Konseyi saldırıları kınarken, tarafsız bir soruşturma çağrısında bulundu. Yalnız şunu da belirtmek gerekir ki bu kınama kararı Türkiye’nin beklentilerinin çok uzağında kaldı. BM İnsan Hakları Komisyonu da İsrail’in Gazze saldırısını kınadı ve İslam Konferansı Örgütü’nün uluslararası hukukun ihlal edildiğine ilişkin soruşturma açılması çağrısı yapan karar tasarı önerisini kabul etti.

Saldırı sebebiyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Şili ziyaretini yarıda keserek Türkiye’ye döndü. Partisinin grup toplantısında İsrail’e sert suçlamalar yönelten Başbakan, yardım konvoyunda meydana gelenleri de “kanlı katliam” olarak niteledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “Eğer 24 saat içinde, yani bugün akşama kadar vatandaşlarımız serbest bırakılmazsa, İsrail ile ilişkilerimizi tümden gözden geçiririz” açıklaması sonrasında İsrail’in gözaltına aldığı vatandaşları serbest bırakması ilişkilerin daha da gerilmesinin önüne geçti. Bu olay 2009 Şubat’ından bu yana İsrail’le olan ilişkilerin üçüncü kez ciddi derecede gerilmesine yol açtı. 2009 Şubat ayında Davos Zirvesi’nde yaşanan kriz ve 2010 yılı başındaki “alçak koltuk krizi” ilişkileri geren diğer önemli olaylardı. Her ne kadar çok acı bir şekilde de olsa olay, Gazze Sorunu’nun ve bu bölgeye uygulanan ablukanın bir kere daha uluslararası kamuoyunun gündemine gelmesini sağladı. Ülkelerin yaşanan bu olaya verdiği tepkinin seviyesi farklılık gösterse de, olay, İsrail’in uzun yıllardan beri uluslararası platformda kaybettiği itibarını daha da yitirmesine yol açtı.

Pek çok ülke gibi AB ülkeleri de olaya büyük tepki gösterdi. Birçok AB ülkesi açıklama yapması için ülkelerindeki İsrail Büyükelçilerini Dışişleri Bakanlıklarına çağırdılar. Yunanistan İsrail’le yapmakta olduğu deniz tatbikatına son verirken İsveç Başbakanı Reinfeldt, saldırıda birçok insanın hayatını kaybettiğini vurguladı ve insani yardım taşıyan bir gemiye saldırının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ise “hiçbir neden bu tür bir şiddeti haklı çıkartamaz” açıklamasında bulundu. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman’ı arayarak, gemilere kanlı müdahalenin ardından soruşturma açılmasını istediğini açıkladı. Ashton yaptığı açıklamada, İsrail dışişleri bakanına endişesini ilettiğini belirtti ve “Bu fırsatla Gazze’de bizzat benim de gördüğüm, insani yardım ihtiyacının yerine getirilmesinin gerekliliğinin altını çizdim” dedi. Ashton’un Lieberman ile konuşmasında bir soruşturma açılması gerektiğinin de altını çizdiği belirtildi.

Bu olayın araştırılması için BM nezdinde Yeni Zelanda eski Başbakanı Geoffrey Palmer’in başkanlık edeceği bir komisyonun kurulması da gündemde.