İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
4-10 EKİM 2010

“AB ULAŞTIRMA POLİTİKASI, GÜMRÜK BİRLİĞİ VE TAŞIMA KOTALARI” TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Avrupa Birliği Ulaştırma Politikası, Gümrük Birliği ve Taşıma Kotaları Toplantısı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve İktisadi Kalkınma Vakfı’nın (İKV) işbirliğinde 8 Ekim Cuma günü Ankara’da gerçekleştirildi. Alanında uzman pek çok konuşmacının katıldığı toplantıda ulaştırma politikaları, Gümrük Birliği ve taşıma kotaları çerçevesinde değerlendirildi.

İKV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu konuşmasında serbest ticaret anlaşmalarına ilişkin olarak AB’nin kendi başına birtakım anlaşmalar gerçekleştirdiğini, bu alandaki müzakerelerin konusunun AB gümrük alanı olduğunu ve bu gümrük alanının da 27 üye ülke ve Türkiye’den oluştuğunu belirterek sözü edilen müzakerelere başlamadan önce Türkiye’nin de mutlaka bu görüşmelerin içinde yer alması, en azından bunların paralel müzakereler olması gerektiğini söyledi. 

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, vize,  taşıma kotaları ve serbest ticaret anlaşmalarındaki sorunlar üzerine yoğunlaştı. Başkan Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de ulaştırma sektörünün hem ekonomideki (yüzde 13) hem de istihdama katkısındaki payına (yüzde 5) vurgu yaparak bu sektörün öneminin altını çizdi. Hisarcıklıoğlu konuyla ilgili olarak, mal hareketlerinin her iki tarafta da serbestliği içerdiğini belirttikten sonra “Mal hareketleri serbestken bu malı alacak ve satacak insanlar maalesef serbest değil. Mal almaya, satmaya giderken vize engeli var, rakiplerinin böyle bir engeli yok. Burada müthiş bir haksızlık var.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin dünyada taşıma sektöründe bir numara olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, taşıma kotalarıyla ilgili olarak da, belirlenen kotanın üzerinde araç geçmesi durumunda AB ülkelerinde ceza uygulaması bulunduğunu ve bunun da büyük bir haksızlık teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın da Türk taşımacılarına bazı kısıtlamalar getirildiğini, kısıtlama getiren ülkelerin önemli bir bölümünün AB ülkeleri olduğunu ve Türk taşımacılarından fahiş transit geçiş ücretleri alındığını belirtirken bu durumda eşit rekabetten söz etmenin mümkün olmadığının altını çizdi.

Dünya Ticaret Enstitüsü ve Bern Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapan, toplantıya yurt dışından katılan Prof. Dr. Thomas Cottier Türkiye-AB ilişkilerinde kara yolu taşımacılığı sektörünü ve yasal çerçeveyi konu alan bir sunum gerçekleştirdi. Türkiye’nin AB ile hukuki ilişkisi bağlamında (özellikle Katma Protokol’ün 42’nci maddesini de göz önünde bulundurarak) kota konusuna da değinen Prof. Dr. Cottier, bu sorunun kompleks bir yapıda olduğunu vurgulayarak, ulaştırma alanındaki bu problemin kara ve demir yolunu da içerecek kapsamlı bir politikanın parçası olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Ozan Turhan toplantıda “Avrupa’ya Girişte Türk Taşıyıcılara Yönelik Geçiş Belgesi Uygulamalarının Gümrük Birliği’ne Aykırılığı” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Ozan Turhan sunumunda, Avrupa’ya ihraç malı taşıyan Türk taşıyıcılarına yönelik, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerince şart koşulan geçiş belgesi uygulamalarını Gümrük Birliği düzleminde ve ilgili mevzuat çerçevesinde mercek altına aldı. Bu uygulamaların ne derece hukuka uygun olduğu da konuşmacı tarafından irdelendi.

Toplantıda söz alan bir başka konuşmacı Sançar Sefer Süer ise “Karayolu Taşıma Kotaları: Kavram, Türk Ekonomisine Etkileri ve Milletlerarası Hukuktaki Yeri” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. TOBB Ticaret ve TIR Dairesi Başkanı Süer Türkiye’nin dış ticareti üzerine genel bir bilgi verdikten sonra özellikle taşıma kotalarının Türk özel sektörüne olumsuz etkileri ve uluslararası hukukta transit serbestîsi üzerinde durdu. İhracatın değer bazında yüzde 42’sinin kara yolu taşımacılığı ile gerçekleştirildiğini hatırlatan Süer taşımacılıktaki en büyük sorunun yetersiz taşıma kotalarını olduğunu vurguladı. Sunumunda kotalara ilişkin verdiği bilgileri Yunanistan, İtalya ve Avusturya örnekleriyle somutlaştıran Süer, genel olarak taşıma kotalarının yetersiz olması sebebiyle belli bir kotanın tükenmesi durumunda, taşımanın Türk nakliyecisi tarafından gerçekleştirilemediğinin veya yüksek ek maliyetle gerçekleştirildiğinin altını çizdi. Süer sunumunun sonuç bölümünde özetle, taşıma kotalarının ticarete tarife dışı engel teşkil ettiğini, AB mevzuatından ve/veya uluslararası hukuktan doğan hakların aranması ve kotaların bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’deki ihracatçılar ve taşımacılar tarafından sıklıkla dile getirilen, kara yolu taşımacılarına AB üyesi ülkelerce uygulanan taşıma kotaları sorunu, Türkiye’nin taşımacılığa değin yaşadığı sorunların başında gelmeye devam ediyor. Bu konuda pek çok çalışma yürüten Uluslararası Nakliyeciler Derneği 2008 yılını “Kotasız Avrupa için Eylem Yılı” olarak ilan etmişti.