İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
12-21 KASIM 2010

NATO ZİRVESİ 19–20 KASIM TARİHLERİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Kuzey Atlantik İttifakı’nın önümüzdeki yıllardaki yeni stratejisinin belirlenmesi açısından büyük önem taşıyan NATO Zirvesi 19–20 Kasım tarihlerinde Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleştirildi.

Türkiye adına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ve Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül önderliğindeki bir heyetin katıldığı zirvede masadaki konular arasında yeni stratejik konseptin yanı sıra balistik füze savunma sistemi ve NATO-AB ilişkilerinin de yer alması zirve toplantısını Türkiye açısından daha da önemli kılan unsurlar oldu.

NATO’ya üye 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren zirvenin temel gündem maddelerini yeni stratejik konsept, füze savunma sistemi, yani basında daha çok zikredildiği ismiyle “füze kalkanı projesi”, NATO ile AB ve Rusya arasındaki ilişkiler ve Afganistan oluşturdu.

Türkiye tarafından zirve öncesinde de öne sürülen savunmanın tüm NATO üyelerini kapsaması ve herhangi bir ülkenin hedef gösterilmemesi (“komşularla sıfır sorun politikası” çerçevesinde metinde “İran” adının geçmemesinin önem taşıdığı vurgulanıyor) şartları NATO’ya üye devletler tarafından kabul edildi. “NATO hiçbir ülkeyi düşmanı olarak algılamaz” ve “güvenliğin bölünmezliği” ifadelerine metinde yer verildi ve bunun Türkiye’nin beklentilerini karşılamaya yettiği belirtildi. Füze savunma sisteminin komuta mekanizmasına ilişkin görüşlerin, teknik konularla birlikte sonradan müzakere edileceği ifade edildi.

Füze savunma sistemi, 2004 yılı ortalarından beri süren bir proje olmasına karşın, ilk olarak sadece ABD, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nin ortaklığında gerçekleşmesi planlanıyordu. Ancak projenin bu hali, füze savunma sisteminin kendisine yönelik olarak yürütüldüğünü ileri süren Rusya’nın tepkisiyle karşılanmıştı.

Kabul edilen yeni stratejik konseptin bir parçası olan bu proje bugün, NATO’ya üye tüm ülkelerin ve hatta Rusya’nın da dâhil olabileceği bir proje halini aldı. Zirve sonrasında açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen Rusya’nın tarihi bir adım atarak füze savunma sistemi konusunda ittifakla ortak çalışmaya başlayacağını belirtti. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in de katıldığı zirvede Rusya ile işbirliğinin artırılması konusunda da mutabık kalındı.

Yukarıda da belirtildiği üzere zirve Türkiye açısından NATO-AB ilişkileri bağlamında da önem taşıyordu.  “NATO ve AB arasında stratejik ortaklık için AB üyesi olmayan Avrupalı NATO müttefiklerinin bu çabalara bütünüyle katılımı elzemdir” ifadesinin metinde yer alması Türkiye’nin beklentilerini karşıladı. Belgede ayrıca “NATO’nun AB ile stratejik ortaklığı, karşılıklı tam açıklık, şeffaflık, tamamlayıcılık, her iki kurumun yetki ve kurumsal bütünlüğüne saygı ruhu içinde bütünüyle güçlendirmek istediği” de ifade edildi. Bilindiği üzere Türkiye, Avrupa Savunma Ajansı’na ortak üye olmaması, operasyonlarda karar alma mekanizmasına katılamaması ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’na dâhil olmaması sebebiyle NATO-AB işbirliğinin belli bir eşiğin üstüne çıkmasını engelliyor. Türkiye’nin, varlığını sürdürdüğü dönemde Batı Avrupa Birliği’ne (BAB) üye olması, buna karşın BAB’nin AB bünyesine aktarılmasından sonra Türkiye’nin Avrupa Savunma Ajansı’na dâhil edilmemesi sorunun temel kaynaklarından birini oluşturuyor.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen Lizbon Zirvesi’yle ilgili yaptığı açıklamada “bu zirve tarihe geçecektir” ifadesini kullanırken yeni stratejik konseptin tüm üyeleri bir arada tutan ortak zemin olduğunu vurguladı.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ve Soğuk Savaş Dönemi’nin sona ermesinin akabinde İttifak kendini ciddi bir kimlik bunalımı içinde bulmuştu. 1991 yılındaki Roma Zirvesi’yle Atlantik İttifakı’nın dönüşüm süreci hız kazanmış ve 1999’da gerçekleştirilen Washington Konferansı sırasında da “kolektif savunma” yerine “kolektif güvenlik” anlayışına geçilmesi kabul edilmişti. Fakat 1999 sonrasında da dünyada meydana gelen gelişmeler ve ortaya çıkan yeni tehditler NATO’daki dönüşümü zorunlu kıldı. NATO bünyesinde kabul edilen yeni stratejik konseptle modern güvenlik anlayışı içerisinde, terör saldırıları ve siber saldırılara karşı mücadele, sorunlu bölgelerde kriz yönetimi, iklim değişikliğinin önlenmesi gibi küresel yeni misyonlar da hedefleniyor.

Zirvede kabul edilen “Strategic Concept For the Defence and Security of The Members of the North Atlantic Treaty Organisation” adlı yeni stratejik konsepte http://www.nato.int/lisbon2010/strategic-concept-2010-eng.pdf linkinden ulaşılabilir.