İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
29 KASIM-5 ARALIK 2010

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Geçen hafta başında gündeme bomba gibi düşen WikiLeaks belgeleri bu hafta hem dünyada hem de Türkiye’de en çok tartışılan konu oldu. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili belgelerde geçen iddialar geride bıraktığımız bir hafta boyunca Türk siyasetini meşgul etti. Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Washington temasları çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüşmesi de WikiLeaks depreminin gölgesinde gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu bu görüşmenin WikiLeaks belgeleri sebebiyle gerçekleşmediğini, daha önceden planlanmış bir görüşme olduğunu belirtmek durumunda kaldı. Davutoğlu, görüşmenin tümüne bu belgelerin egemen olmadığını, iki ülke arasında model ortaklık ve stratejik ortaklık ilişkisi olduğunu ve bu nedenle de çok sayıda gündem maddesini ele aldıklarını belirtti.

Geride bıraktığımız haftanın dış politika açısından bir diğer önemli olayı da 11 yıl aradan sonra gerçekleştirilen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Liderler Zirvesi’ydi. Teşkilatın dönem başkanlığını da yürüten Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleştirilen zirveye teşkilata üye 56 ülkeden temsilciler katıldı. Türkiye zirvede Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından temsil edildi. 1–2 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen 7’nci AGİT Zirvesi sonrasında Astana Deklarasyonu imzalandı fakat sorunların çözümüne yönelik bir eylem planı kabul edilemedi. Bu planın kabul edilememesinde Yukarı Karabağ, Gürcistan ve Moldova’daki sorunlu bölgelerin etkili olduğu görüşleri dile getirildi. Özelikle zirvenin son oturumuna Yukarı Karabağ tartışmaları damgasını vurdu. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Yukarı Karabağ meselesinde “Azerbaycan’ın saldırgan tavırları sorunu çözümsüz kılıyor” ifadelerini kullanmak suretiyle Azerbaycan’ı suçlaması ve Azerbaycan’ın tavrını değiştirmemesi halinde “Yukarı Karabağ Cumhuriyeti”ni tanıyacaklarını ve Yukarı Karabağ’ın statüsünün güçlendirilmesi için çaba harcayacaklarını belirtmesi zirvede gerginliğe yol açtı. AGİT Liderler Zirvesi en son 1999 yılında İstanbul’da gerçekleştirilmişti.

1 Aralık 2010 tarihi artık AB açısından özel bir öneme sahip. 1 Aralık Çarşamba günü Avrupa Dış Eylem Servisi (European External Action Service -  EEAS) resmen çalışmalarına başladı. Özellikle 1992 yılında imzalanan Maastricht Antlaşması ve bunun getirdiği süreç, Birlik bünyesinde Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nın oluşturulmasına ve bu politikanın evrilmesine tanık oldu. Bu süreçteki bir başka mihenk taşı da 13 Aralık 2007 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 2009’da yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması oldu. AB Konseyi Başkanı ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi makamlarının oluşturulmasıyla, yetki ve görev çerçevesinde kurumsal mekanizmada önemli değişikliklere gidilen bu antlaşma ile Avrupa Birliği Antlaşması’na eklenen Madde 13a kapsamında, bir nevi AB’nin dışişleri bakanlığı gibi hareket edecek olan Avrupa Dış Eylem Servisi’nin oluşturulması öngörülmüştü. Göreve atandığı günden bu yana bu konudaki çalışmalarını sürdüren AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile Avrupa Parlamentosu temsilcileri arasındaki mutabakata geçtiğimiz yaz aylarında varılmıştı. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi 1 Aralık’ta AB’nin üçüncü ülkelerdeki 130 delegasyon başkanı ile bir araya geldi ve delegasyon başkanlarıyla Eylem Servisi’nin önceliklerini değerlendirdi. Resmen faaliyete geçse de Dış Eylem Servisi’nin operasyonel olmaktan uzak olduğu değerlendirmeleri yapılmaya devam ediyor. Servisin bütçesiyle ilgili belirsizlik de ortadan kalkmış değil. Her şeye rağmen Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle Dış Eylem Servisi’nin faaliyete geçmesini memnuniyetle karşıladığını ve bunun tüm dünyada tek bir sesle konuşmak anlamına geldiğini vurguladı. Westerwelle bu servisin uluslararası platformda AB’nin gücüne, Birliğin küresel bir oyuncu olarak davranmasına imkân sağlayacak siyasi bir nüfuz katacağını vurguladı.

Bu yıl kültüre başkentlik eden İstanbul’un 2012 yılında başka bir görevi daha olacak. 30 Kasım tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen törende İstanbul’un 2012 Spor Başkenti seçildiği resmen ilan edildi. Spor Kalite Sertifikasını imzalayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş, Avrupa Spor Başkentleri Kurumu Başkanı Gian Francesco Lupatelli’den “2012 Avrupa Spor Başkenti Sertifikası”nı aldı. Topbaş Avrupa Spor Başkenti olan Dublin ve Valencia şehirlerinin çalışmalarını yakından takip edeceklerini, sonraki spor başkentlerine de örnek olmaya çalışacaklarını ifade etti.

Tüm okuyucularımıza iyi haftalar diliyoruz.