İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
6-12 ARALIK 2010

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Wikileaks depreminden sonra bu hafta da öğrenci protestoları Türkiye’de gündeme damgasını vurdu. Öncelikle İstanbul’daki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nin dışında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın üniversite rektörleri ile yaptığı toplantı sırasında öğrenciler ile polisler arasında çıkan çatışma, ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde konuşmacı olarak çağırılan Prof. Dr. Burhan Kuzu ve Prof. Dr. Süheyl Batum’a yönelik “yumurtalı” protestolar bu haftanın gündemini oluşturdu. Daha önceki dönemde Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a yönelik yapılan protestolarda da kullanılan yumurta, adeta öğrenci eylemlerinin simgesi oldu. Öğrencilerin tepkilerinin yanında güvenlik güçlerinin de protestoculara yönelik müdahalesi çokça eleştirildi. Özellikle AB üyelik sürecinde Anayasal bir hak olarak koruma altına alınan toplanma ve gösteri düzenleme hakkına istinaden güvenlik güçlerinin müdahalesinin bu hakkın kullanımını engelleyici derecede orantısız olduğu vurgulandı.

Türkiye – AB ilişkileri bağlamında bu haftanın en önemli olayı ise şüphesiz AP Dış İlişkiler Komitesi’nde görüşülen Türkiye Raporu taslağı oldu. Ria – Oomen Ruijten tarafından kaleme alınan taslak raporda Kıbrıs konusu ve Ek Protokolün tüm AB üyesi devletlere uygulanması konularının tek taraflı olarak ele alınmış olması, Rapor’la ilgili eleştirileri beraberinde getirdi. Bununla birlikte Rapor’da 12 Eylül’deki halkoylamasıyla kabul edilen Anayasa değişiklikleri olumlu bir ilerleme olarak değerlendirildi. Taslak rapor ile ilgili değerlendirmeyi, bültenimiz sayfalarında bulabilirsiniz.

Avrupa’da ise ekonomik kriz hala gündemin en önemli maddesi. Özellikle bu hafta içerisinde gerçekleştirilen Ekonomi ve Maliye Bakanları Konsey Toplantısı’nda kurtama fonu EFSF’nin daha fazla genişletilmeyeceği ve ülkelerin artan bütçe açıklarını kendi mali programları ile kapatmaları gerektiği bir kez daha vurgulandı. Bu, özellikle İrlanda, Yunanistan ve İspanya gibi büyük bütçe açıkları ve yüksek kamu borçları ile boğuşan AB üyesi ülkeler için kemer sıkma politikalarının uzun bir süre devam edeceği anlamına geliyor. Bu durumun sokaklardaki yansımaları ise oldukça şiddetli. İrlanda, İspanya ve Yunanistan’da hafta içinde farklı grupların gerçekleştirdikleri eylemler ve arka arkaya gelen grev kararları, vatandaşların bütçe açıklarını kapatmak için kullanılan yöntemlerden ne derece rahatsız olduklarının göstergesi.

Avrupa’daki ekonomik kriz ile birlikte bu hafta küresel ısınma krizi de dünya gündeminin önemli bir yere sahipti. Meksika’nın başkenti Cancun’da gerçekleştirilen 16’ıncı BM İklim Değişikliği ile Mücadele Taraflar Zirvesi (COP 16), geçen yılki Kopenhag Zirvesi sonrası oluşan olumsuz havayı bir nebze olsun dağıttı. Zirve sonunda imzalanan ve 193 taraf ülke tarafından imzalanan mutabakat metni, ilk kez bir BM metninde küresel ısınmanın 2 santigrat dereceyi aşmaması gerektiği ifadesini içerdi. Böylelikle önümüzdeki yıl Güney Afrika’nın Durban kentinde yapılacak COP 17 öncesi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin vereceği taahhütler konusunda daha iyimser tahminler yapılmasının önü açıldı.

Tüm okuyucularımıza iyi bir hafta dileriz.