İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
12-18 OCAK 2014

İKV’NİN 51’İNCİ GENEL KURULU YAPILDI

İKV’nin 51’inci Olağan Genel Kurulu 16 Ocak 2014 tarihinde İstanbul TOBB Plaza’da yapıldı. Vakfın 2013-2015 döneminde görev yapacak yeni yönetim kurulunun seçildiği Genel Kurul’da, görev süresi biten yönetim kurulu da ibra edildi. Divan Başkanlığı’nı İTO Başkanı İbrahim Çağlar, Başkan Yardımcılığını ise İTHİB Başkanı İsmail Gülle yaptı.

     

AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu İKV Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, AB sürecinde iş dünyasının rolü ve öneminden söz etti. Türkiye’nin AB katılım müzakerelerindeki gelişmelere değinen ve “AB sürecinin başarılı olabilmesi için artık karşılıklı iyi niyet söylemleri ve belli adımların dışında bu işin bir takvime bağlanması gerekiyor. Ucu açık olmaması gerekiyor” diyen Çavuşoğlu şunları söyledi:

“İlerleme raporunun yarattığı ortam, aslında Türkiye’nin AB’ye bakışının pozitif yönde değiştiğini de ortaya koymuştur. Reformlarla beraber, ilerleme raporunun hemen arkasından imzaladığımız fasılların açılması, 22’nci faslın önemi bakımından da AB’nin Türkiye’deki reformları gördüğünün bir başka göstergesidir. AB’nin kendi içinde yaşadığı sorunlar ekonomik krizler, mali krizler, artan ırkçılar gibi krizlerden dolayı genişlemeye zaman ayıramamıştı. Ama Türkiye’nin attığı bu adımlar aslında AB’yi bile adeta kafasını kaldırıp tekrar etrafında müzakere eden ülkelerde ‘ne oluyor’ noktasına da getirmiştir. Faslın açılmasının yanı sıra AB’den gelen pozitif mesajlar da olmuştur. Bunu somut adımlarla da güçlendirmemiz lazım. Vize serbestisi için vizesiz Avrupa’ya seyahat için müzakereler başlamıştır. Bunun için tabi 3 buçuk yıl süre öngörülüyor. Yeni fasılların da açılması gerekiyor. 2013’teki bu somut gelişmelere rağmen müzakereler bakımından istediğimiz yerde olduğumuzu da söyleyemeyiz. Şu anda 33 tane teknik fasıldan sadece 14 tanesi açılmıştır. 19 faslın 16 tanesinde AB Konseyi’nin ya da Güney Kıbrıs ve Fransa’nın blokajı vardır. Bu müzakerelerin açılabilmesi adeta ambargoların kaldırılması gerekiyor. Bunun için de birlikte hareket etmemiz gerekir.”

Genel Kurulun açış konuşmasını yapan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu İKV’nin, reel sektörün AB konusunda ülkenin tek ihtisas kurumu olarak çok önemli bir misyon üstlendiğine değindi. İş dünyasının AB sürecine verdiği desteğin ilk ve en somut göstergesi olarak İKV’yi gösteren Hisarcıkoğlu, “Vakıf Başkanımız Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu başta olmak üzere, Yönetim Kurulu’na ve mensuplarına, başarılı çalışmalarından dolayı ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Sayın Hocamızın başkanlığında İKV, ülkemizin AB vizyonunu canlı tutma noktasında çok aktif bir dönem geçirdi. Ülkemizde ve Avrupa’da pek çok önemli proje ve etkinliklere imza attılar. Özellikle, reel sektörümüzün en büyük sorunlarından biri olan, seyahat özgürlüğü ve vize sorunlarının giderilmesi, İKV’nin öncelikli gündemi haline geldi ve bu sayede önemli ilerlemeler sağladık. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olarak, İktisadi Kalkınma Vakfı’mıza destek olmaya bundan sonra da devam edeceğiz” dedi.

M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye için AB üyeliği hedefinin devam eden öneminden söz etti ve AB üyeliğinin “kurallar ve kurumlar ülkesi haline gelmek” anlamına geleceğini vurguladı.

Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “AB uyum süreci aslında bize kapsamlı, başarısı denetlenmiş bir reçete sunuyor. Bu reçetedeki ilaçları, kullanım koşullarına saygı göstererek kullanmamız gerekir. Bu çerçevede, 2001 yılında başlayan kapsamlı reformları devam ettirmeliyiz. Zira pedal çevirmeyi bıraktığımızda bisikletin başına gelenler hepimizin malumudur[…] Uzun aradan sonra yeni bir fasıl açıldı. Vize muafiyeti konusunda bir adım atıldı. İnsanlarda umut ışığı doğdu. AB katılım sürecinin hareketlendiği izlenimi oluştu. Bir heyecan oluştu. Bütün bunlar gayet memnuniyet vericidir. Şimdi hepimizin görevi bu heyecanı, bu umut ışını değerlendirmektir. Teknik olarak hazır olduğumuz fasılları süratle müzakereler açmamız gerekir.”

AB ekonomik ve siyasi kriterlerinin iktisadi ve siyasi değişim sürecimizi başarıyla sürdürürken, pusula olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Reform sürecimizin temeline insan onurunu, insan temel hak ve özgürlüklerine saygıyı yerleştirdi. Hukukun üstünlüğüne saygıyı güçlendirdi. İşleyen piyasa ekonomisi için gerekli kurum ve kuralların iktisadi hayatımıza yön vermesine ışık tuttu. Rekabet edebilme gücümüz daha da arttı. Üretim standartlarımız ve kalitemiz dünya ile rekabet eder hale geldi. Tüketicimiz kazandı. İnsanımız kazandı. İş dünyamız kazandı. Ve elbette Türkiye kazandı. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'nin AB katılım süreci hala devam ediyor. Önemli mesafeler aldık. Bu doğrudur. Bundan sonrada, iktisadi hayatımızı, siyasi ve sosyal yapımızı daha da iyileştirecek, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğü alanındaki başarılarımızı konsolide edecek, reformlara ihtiyacımız var”.

Hisarcıklıoğlu konuşmasında ayrıca AB ve reform sürecinin önemini vurguladı: “Sabır, kararlılık ve dayanıklılık bu sürecin en önemli unsurudur. Zira hepimiz biliyoruz ki, reform adımlarını AB için atmıyoruz. İnsanımız için, insanımızın muasır medeniyet seviyesini aşacak ortamda yaşayabilmesi için reformları gerçekleştiriyoruz. AB üyeliğinin anlamı, kurallar ve kurumlar ülkesi haline gelmektir. Eşit şartlarda ve adil rekabet ortamının tesis edilmesi demektir. Yani daha müreffeh ve sağlıklı bir yapı kurmak için somut bir yol haritasıdır. Esasen bizim kültürümüzde de olan, ama uygulamada geri kaldığımız, insanı ön plana çıkaran, teşebbüs-fikir-vicdan hürriyetlerini güçlendiren bir ülke olmak için önemli bir fırsat ve imkandır.”

“AB’deki dostlarımıza bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum” diyen Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin, tüm üye devletlerin ortak kararıyla müzakerelere başladığını hatırlattı. Bu kararın alınmasına katkı sağlayan her bireyin, Türkiye’de, AB üyesi ülkelerde ve Bölgemizdeki gelecek nesiller tarafından minnetle anılacağını söyleyen Hisarcıklıoğlu, Türkiye-AB ilişkilerindeki vize, serbest ticaret anlaşmaları ve taşıma kotaları gibi sorunlara da değindi. Son olarak, AB ve ABD arasında müzakerelerine başlanan Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı girişimine de değinen Hisarcıklıoğlu, bu anlaşmanın Türkiye için de hayati önemde olduğunu vurguladı. TOBB Başkanı “Bunun dışında kalamayız, kalmamalıyız. Küresel sistemde söz sahibi olmak istiyorsak, daha fazla üretmek ve kazanmak istiyorsak, bizim de masada yer almamız lazım” dedi.

Genel Kurul’da açış konuşması yapan ve görevini yeni Başkan Ömer Cihad Vardan’a devreden Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu konuşmasında İKV’nin 2011 yılından bu yana gerçekleştirdiği faaliyetlerden söz etti. Vakfın gerek yurtiçinde gerekse İspanya, Polonya, Fransa, İrlanda, Litvanya, Danimarka, Macaristan gibi birçok AB üyesi ülkede gerçekleştirdiği faaliyetleri anlattı. Vakfın yayınları, konferans ve seminerleri, projeleri gibi faaliyetleri yoluyla AB konusunda iş dünyasının ihtisas kuruluşu konumunu pekiştirdiğini belirten Kabaalioğlu, İKV’nin Türkiye’nin AB sürecindeki 1965’ten beri süre giden kritik rolünü vurguladı.

Prof. Dr. Kabaalioğlu şunları söyledi:

“Türkiye’nin rekabet gücü, AB ve küresel pazarlara erişimi açısından büyük önemi olan gümrük birliğinin vize, taşıma kotaları, AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları ile ilgili sorunların çözümlenmesi yoluyla geliştirilmesi ve makul bir süre içinde tam üyelik ile tamamlanması hedefimiz olmalıdır.

AB ile ilişkilerimizin başından beri bütünleşme hedefi doğrultusunda ilerlediği ve ekonomik boyutunun yanında, Türkiye için demokratikleşme ve çağdaş ekonomik ve siyasi standartların sağlanmasında yegâne geçerli model olduğu unutulmamalıdır. Kasım 2013 tarihinde yeni bir başlığın açılması ile yeniden canlanan müzakere sürecinin, hızla nihai hedef olan tam üyeliğe doğru ilerlemesi, her iki tarafın da temel önceliği olmalıdır. Türkiye’nin Gümrük Birliğinden, yasadışı göçün önlenmesine kadar her alanda gerçekleştirdiği uyum çalışmaları ve hazırlıklar, AB üyeliği hedefine yöneliktir. Tam üyelik hedefi iki tarafın her türlü işbirliği adımlarının ana kapsamını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, müzakere sürecini tıkayan sorunların biran önce çözülmesi ve sürecin hızlandırılması arzu edilir.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 21 Ocak tarihinde Brüksel’e yapacağı resmi ziyaret ve ardından Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Türkiye’ye resmi bir ziyaret için geliyor olması, Türkiye’nin AB perspektifinin yeniden vurgulanması, üyelik hedefinin teyit edilmesi ve ileriye yönelik bir yol haritasının çıkarılması açısından çok önemli bir fırsat sunmaktadır.

Son tahlilde, Türkiye’nin son günlerde yaşadığı sorunlar da dikkate alındığında, AB pusulasının ülkemiz için ne kadar gerekli olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Türkiye’nin içinden geçtiği bu zor dönemde AB üyeliği hedefi bir can yeleği görevi yapacaktır.”

Yapılan konuşmalar sonrasında görevini tamamlayan ve 2011’den beri işbaşında olan yönetim kurulu ibra edildi ve Vakfın yeni yönetim kurulu ve başkanı delegeler tarafından seçildi.