İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

2009’un girmesi ile birlikte AB sürecinde de önemli bir canlanma gerçekleşti. Önce Eylül ayında taslağı hazırlanan Ulusal Program Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Daha sonra AKP İstanbul milletvekili Egemen Bağış Devlet Bakanı ve Başmüzakereci olarak atandı.
İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

2009’un girmesi ile birlikte AB sürecinde de önemli bir canlanma gerçekleşti. Önce Eylül ayında taslağı hazırlanan Ulusal Program Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Daha sonra AKP İstanbul milletvekili Egemen Bağış Devlet Bakanı ve Başmüzakereci olarak atandı.

Son olarak da Başbakan Tayyip Erdoğan Brüksel’e kapsamlı bir gezi düzenleneceğini bildirdi. Bu çerçevede İKV’nin de uzun zamandır dile getirdiği başmüzakerecilik makamının dışişleri makamından ayrılması konusunda önemli bir adım atılmış oldu. Dış ilişkiler konusunda deneyimli olduğunu bildiğimiz Sayın Egemen Bağış’ın Başmüzakerecilik görevinde başarılı olacağına inanıyoruz. Başmüzakereciliğin önemli iki boyutu olduğu unutulmamalı. Bunlardan biri Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde Türkiye’nin sesini duyurmak ve iletişimi sağlamak ise diğeri de AB müzakere sürecinde yer alan kamu kurum ve kuruluşlarını yönlendirmek ve eşgüdümü sağlamak olmalı. Bu çerçevede gerek AB makamları gerekse Türkiye’de bürokrasi ile yakın ve etkin ilişkiler kurmak ve başarılı bir ekip çalışmasını yönlendirmek son derece önemli. AB uyum sürecinde önemli bir eşgüdüm rolü olan Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin Başbakanlığa bağlanması ve umarız ki kaynak ve personel sayısı açısından güçlendirilmesi son dönemde kenara itilen bu kurumun işlevini yerine getirebilmesi açısından umut verici bir gelişme olarak öne çıkıyor. AB sürecinde özellikle kurumsal altyapının yeterli ve istikrarlı bir şekilde oluşturulmasının önemi ortada. Sayın Egemen Bağış’ın bu görevin öneminin bilincinde olarak sürece ivme kazandırmak için gerekli çalışmaları yapacağına güvenimiz tam. Bu vesileyle müzakerelerin başlangıcından bu yana bu görevi sürdürmüş olan ve dış işleri bakanlığı gibi zor bir görev ile birlikte yürüten Sayın Ali Babacan’a da teşekkür etmeyi unutmamak gerek. Özellikle Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslarda yaşan gelişmeler ve Türkiye’nin arabuluculuk konumunun da getirdiği yoğun dış işleri gündeminin yanında başlı başına tam zamanlı bir görev olması gereken başmüzakereciliği de yerine getirmek insanüstü bir çabayı gerektirmiştir.

Ulusal programın 31 Aralık itibarıyla Resmi Gazete’de yayınlanması son zamanlarda yavaşladığı konusunda gerek AB gerekse Türkiye’de hemfikir olunan reform sürecinin yeniden canlandırılması açısından umut verici. 2008 yılının son çeyreğinde uygulanmaya başlaması düşünülen Ulusal Programı aslında gecikmiş olarak yayınlansa da özellikle yeni Başmüzakerecinin atanması ile aynı döneme rastlaması Türkiye açısından yeni bir aşamaya geçildiğinin ve müzakere sürecinin canlandırılma niyetinin göstergesi olarak ele alınabilir. Bu açıdan özellikle AB Konseyi’nin 8 fasılda müzakerelerin açılmasını ve tüm fasıllarda kapatılmasını bloke eden kararının ve müzakerelerin gidişatının 2009 sonunda gözden geçirilmesi hususu dikkate alındığında kritik bir yıl olacağı anlaşılan 2009’da Türkiye’nin bu konuyu tekrar gündemin üst sıralarına taşıyarak çabalarını artırması umut verici bir gelişme. 2009, Lizbon Antlaşması’nın onay süreci, İrlanda vetosunun aşılması sorunu, Avrupa Parlamentosu seçimleri ve yeni Komisyon’un işbaşına gelmesi gibi konular da göz önünde bulundurulduğunda AB için de oldukça kritik bir yıl olacak. Dileriz ki gerek AB gerekse Türkiye açısından müzakerelerdeki tıkanıklık biraz olsun giderilir ve güçlü bir irade temelinde tam üyelik hedefi doğrultusunda çalışmalar hızlandırılır. 

Diğer Yazılar