İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
19-25 OCAK 2009

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI TARAFINDAN AVRUPA SOSYAL GÜVENLİK HUKUKUNUN GELECEĞİ KONULU KONFERANS DÜZENLENDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliğiyle 20 Ocak 2009 tarihinde “Avrupa Sosyal Güvenlik Hukuku’nun Geleceği” konulu bir konferans düzenlendi. Oturum başkanlığını İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Hüseyin Özbek’in üstlendiği konferansta, Leuven Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sosyal Güvenlik Hukuku Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Danny Pieters ve aynı üniversiteden Prof. Dr. Paul Schoukens konuşmacı olarak yer aldı.

Konferansın açılış konuşmasını İKV Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu yaptı. Prof. Kabaalioğlu açılış konuşmasında, öncelikli olarak, Türk işçilerin sosyal güvenlik haklarına değindi. Ortaklık Konseyi kararları ışığında Türk işçilerine tanınan sosyal güvenlik haklarının uygulanması aşamasında sorunlarla karşılaşıldığına dikkat çeken Kabaalioğlu, kamuoyunun bu alandaki düzenlemeler ve güncel gelişmeler konusunda bilgilendirilmesi amacıyla Haziran ayında dört günlük bir program düzenleneceğini açıkladı. Açılış konuşmasının ardından, oturum başkanı Av. Hüseyin Özbek toplantıyı Türk hukuk camiası açısından değerlendirdi ve Avrupa Birliği’ndeki hukuki gelişmelerin yakından incelenmesinin önemini vurguladı. Kapitalizmin hüküm sürdüğü liberal bir sistemde emek yanlısı korumaların önemine de işaret eden Özbek, AB’de istisnasız her ülkenin bu konuda kendini yenilemeye çalıştığını belirterek, Türkiye’de de bu yönde çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

İlk sunumu gerçekleştiren Prof. Dr. Danny Pieters, Avrupa Birliği’nde sosyal güvenlik hukukunun geleceği üzerine yaptıkları bir araştırmayı ve sonuçlarını anlattı. Çeşitli ülkelerde yapılan mülakatlarda, 75 ayrı sosyal güvenlik kurumu lideriyle görüşülerek Avrupa sosyal güvenlik hukukunun geleceği hakkında yöneltilen bir takım sorulara verilen cevapların değerlendirildiği araştırmayı özetleyen Prof. Pieters, öncelikli olarak Avrupa ülkelerinin nüfusla ilgili problemlerine değindi.

AB’de giderek artan yaşlı nüfus ve buna kıyasla yetersiz düzeydeki doğum oranının sosyal güvenlik açısından sorun teşkil ettiğini belirten Pieters, bazı ülkelerin, azalan nüfuslarını Avrupa’ya artan göçlerle dengelemeye çalışmalarının da birçok sosyal soruna yol açtığını ifade etti. Pieters tarafından değinilen diğer bir önemli sorun da işsizlik oldu. Artan işsizlik rakamlarına rağmen işgücü noksanlığının da problem teşkil ettiğini belirten Pieters, bunda ülkelerin krizle birlikte bozulan finansal sistemlerinin de etkili olduğunu belirtti. Prof. Pieters daha sonra yapılan mülakat çalışması sonucu ortaya çıkan sonuçları şu şekilde sıraladı:

  • Sosyal Güvenliğe ilişkin iletişim ve bilgilendirme mekanizmalarında noksanlıklar vardır. Düzenli bir bilgilendirme sistemi sosyal güvenlik sisteminin başarısı için kaçınılmazdır.
  • Sosyal güvenlik sisteminin ciddi bir demokratik altyapı gerektirdiği gerçektir ve sosyal güvenlik, demokrasinin temel taşlarından biridir. Fakat demokratik anlamda, iktidarlar, bugün aldıkları bir kararın kendilerine dönüşünün uzun vadeli olması sebebiyle sorumluluk almaktan ve maliyetlerden kaçınmaktadırlar.
  • Sosyal güvenlik sorunlarına günümüz koşullarına göre yaklaşmak gereklidir. Aynı zamanda uygulamalar da bugünün gerçeklerine uygun olmalıdır.
  • Gelişen bilişim dünyasına rağmen kurumların kendi içlerindeki veri noksanlıkları ve bununla beraber ortaya çıkan küçük sahtekarlıkların takibi yapılamamaktadır. Bu durum hem toplumun uyumunu etkileyen bir unsur olmakta, hem de makro düzeyde büyük bir ekonomik boşluk ortaya çıkarmaktadır.
  • Emeklilik sisteminde tedbirler almaya çalışılırken, yaş grupları arasında adaletsizliklerin ortaya çıkma olasılığı vardır. İleride yaşlı nüfusun artması ile birlikte, bu kesimin sosyal güvencelerinin genç kesimler üzerine sorumluluklar yüklemesi sosyal adaletsizlik oluşturmaktadır.
  • Toplum mercek altına alınarak, sosyal güvencesiz çalışan işçilere, serbest meslek sahipleri ve aynı şekilde göçmen işçilere sosyal güvence sağlanmalıdır.
  • Göçle ortaya çıkan sorunları doğrudan kararlarla yargılamak yerine buna asıl sebep olan kültürel sorunlara bakmak gereklidir.
  • Günümüzde özelleştirme dalgasında sona yaklaşılmaktadır. Şu ana kadar özelleştirilmiş şirketler dışında diğer şirketlerin özelleştirilmesi beklenmemektedir.
  • Sosyal güvenlik kurumları çok sayıda şikayet alan kurumlardır çok sayıda şikayet de sistemi zedeleyebilmektedir.
  • Sosyal güvenlik kurumları az sayıda fakat nitelikli işgücü çalıştırmalıdırlar.
  • AB’de üye ülkeler kendi sosyal güvenlik uygulamalarını yürütmektedir. Dolayısıyla AB’de hala bu konu üzerinde tam bir uzlaşma yoktur.

İkinci konuşmacı Prof. Dr. Paul Schoukens ise Eşgüdüm Tüzüğü’ne değindi. Schoukens, Eşgüdüm Tüzüğü’nün arkasındaki temel ilkeleri, kimlere uygulanabileceğini açıkladıktan sonra Tüzük üzerinde 2004 yılından bu yana yürütülen yenileme çalışmalarını anlattı. Yeni tüzükte oluşabilecek sorunlara ve yeniliklere değinen Schoukens, mevcut eşgüdüm tüzüğünün üçüncü ülke vatandaşlarına uygulanmasına karşın yeni tüzükte üçüncü ülke vatandaşlarının kapsam dışında tutulduğuna da işaret eti.

Yalnızca üye ülkeler için değil şirketler ve kişiler için de bağlayıcı bir niteliğe sahip olan mevcut Eşgüdüm Tüzüğü, 27 Avrupa Birliği üye ülkesinde uygulanıyor. Farklı sosyal sisteme sahip ülkelerin isçilerinin serbest dolaşımı konusunda problemler yaşamamaları için oluşturulan söz konusu tüzüğün asıl hedefi isçilerin serbest dolaşımını desteklemek ve pozitif ayrımcılık uygulamak. Diğer yandan,  ülke içindeki ulusal tüzüklerin, AB tüzüklerine göre daha olumlu hükümler içermesi halinde ülke mevzuatı uygulanıyor.