İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
21-27 EYLÜL 2009

İKV’DEN HAFTAYA BAKIŞ

Bu haftaki bültenimizin öne çıkan iki konusu ABD’nin Pittsburgh kentinde yapılan G-20 Zirvesi ve hafta sonunda gerçekleştirilen Almanya’daki genel seçimler. Alınan kararlarla ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki sayfalarda bulabileceğiniz G-20 Zirvesi artık G-7 ya da G-8 yerine G-20 oluşumunun dünya ekonomisine yön vermek amacıyla kullanılacak en önemli platform olacağını gösteriyor.

Dünya ekonomisine yön veren ülkelerin ve kurumların katıldığı zirve toplantıları artık belki de hiçbir ülkenin kendi başına idare edemediği, kompleks ve girift yapısıyla global ekonominin gidişatını belirleyecek. Olası krizleri önlemeye, serbest ticaret ve sermaye akışını garanti altına almaya, rekabetçi yapıyı bozmadan bazı kurallar getirerek vahşi kapitalizmi biraz olsun dizginlemeye çalışacak.

Diğer önemli olay Almanya’daki seçimler. Almanya’yı 2005’ten bu yana yöneten büyük koalisyonun başbakanı Merkel büyük olasılıkla önümüzdeki dönemde de bu görevi sürdürecek. Ancak oylarında düşüş beklenen sosyal demokratlar yerine liberal Hür Demokratlar ile koalisyon kurması bekleniyor. Farklı seçim kampanyaları ve halkı etkileyen söylemi ile hür Demokratların Başkanı Guido Westerwelle yeni nesil politikacıların başarılı bir örneği. Öte yandan sosyal demokratların yaşanan global krizi oya dönüştürememesi oldukça düşündürücü. İngiltere’de Tony Blair’in “Üçüncü Yol” ya da “Yeni İşçi Partisi” sloganı ile popülerlik kazandırdığı sosyalizm ve kapitalizm arasındaki orta yolcu görüş Avrupa’da inişe geçmişken ABD’de Obama ile yeni bir yükselişe geçti. Ancak özellikle sağlık reformu tasarılarını halka anlatırken oldukça zor anlar yaşayan Obama’nın da yeni bir model oluşturması güç olacak gibi gözüküyor. Almanya’da ise Gerhard Schröder ile iktidara gelen sosyal demokratların “yeni merkez” olarak adlandırılacak görüşleri 2002 sonrasında hızla halk desteğini kaybetti. Aslında liberal kapitalizmden çok da farklı olmayan bu yeni akım ne solcuları ne de sağcıları tatmin edebildi. Genelde şehirli, iyi eğitimli, ortanın üzerinde kazancı olan grupların desteğini alabilen bu akım işsizlik, pahalılık, sosyal devletin küçülmesi gibi sorunlarla karşı karşıya olan geniş kitlelerde hayal kırıklığına yol açtı. Geçtiğimiz haftaki seçimlerin sonuçları SPD açısından da solun tıkanıklığını aşacak yeni bir projeye gereksinim duyulduğunu ortaya koyuyor.