İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
5-11 EKİM 2009

ALMANYA`DAKİ GENEL SEÇİMLER VE TÜRKİYE`NİN AB`YE KATILIMINA İLİŞKİN ALMAN BASININDA ÇIKAN HABERLER

Almanya’daki genel seçimlerin ardından bazı Alman gazeteleri seçim sonuçlarının Türkiye’deki yansımaları ile ilgili yorumlarda bulundu. Bu yorumlarda genel olarak Türk gazetelerinin seçim sonuçları ile ilgili negatif görüş bildirdiği, yeni seçilen hükümetin Türkiye’nin AB’ye katılım sürecini daha da zorlaştıracağı yönünde haberlere yer verildiği aktarıldı. Bu doğrultuda, dış politika alanında uzman bir politikacı olan Suat Kınıklıoğlu’nun seçim sonuçları “pozitif değil” şeklindeki görüşüne yer verildi.

Alman basını, Türk gazetelerinin Şansölye Merkel’in Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy gibi müzakereleri engellemek istemediğini ama “imtiyazlı ortaklığı” tercih ettiğini yazdığına yer verdi. Alman basını, Türk basınında, Hıristiyan Demokratların (CDU/CSU) yeni koalisyon ortağı olan Hür Demokrat Parti’nin (FDP), her ne kadar hiçbir zaman geçmişteki koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar (SPD) kadar güçlü bir Türkiye destekçisi olmamasına rağmen, Türkiye’nin AB’ye katılımını desteklemesinin beklendiğine yer verildiğini de vurguladı. Bu doğrultuda, “Radikal” gazetesinden Erdal Güven’in “yeni hükümet Türkiye için dünyanın sonu değil” söylemine yer verildi.

Koalisyon görüşmelerinin başlamasından yaklaşık bir hafta sonra, Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Hıristiyan sosyal Birlik (CSU) ve Hür Demokrat Parti (FDP), Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine ilişkin ifadelerin koalisyon anlaşmasına nasıl gireceğine dair tartışmalara başladılar. Hıristiyan Demokratlar, Türkiye’nin AB üyesi olmasına karşı olduklarına ilişkin bir ifadenin yer almasını isterken, FDP hiçbir şekilde Türkiye hakkında bir şey yazılmasını istemediğini bildirdi.

CSU temsilcisi Horst Seehofer ve Genel Sekreteri Alexander Dobrindt Türkiye’nin AB’ye katılımına karşı olduklarını açıkça vurgularken FDP lideri Guido Westerelle, bu sorunun önlerindeki dört sene için gündemde olmayacağını ve tartışılmayacağını belirtiyor. CDU’da ise farklı sesler mevcut. CDU dış politika uzmanı Thomas Silberhorn, FDP’nin tutumunu eleştiriyor ve Avrupa Komisyonu İlerleme Raporu’nda da belirtildiği üzere Türkiye’nin insan hakları ihlalleri konusundaki olumsuz siciline vurgu yapıyor. Bunun yanında, CDU’dan Alman Parlamentosu dış politika komisyonu temsilcisi Ruprecht Polenz FDP ile bu konuda aynı görüşte. Türkiye’nin AB’ye katılımını destekliyor. Sosyal Demokratlardan (SPD) Günter Gloser da Türkiye’ye kapıları kapatmamaları için yeni hükümeti uyararak Merkel’e yeni hükümetin de Türkiye’nin AB üyelik hedefine sadık kalması gerektiğini hatırlattı. Bu doğrultuda FDP’nin dış politika geleneğine aykırı bir davranışta bulunup Batı’nın Türkiye’yi kaybetmesine sebep olacak bir davranışta bulunmayacağını düşündüğünü kaydetti.

Alman Merkez Bankası yönetim kurulu üyelerinden, aynı zamanda Sosyal Demokrat Parti üyelerinden, Thilo Sarrazin, “Lettre International” dergisine verdiği röportajdaki ifadeleri nedeniyle eleştiriliyor. Sarrazin, röportajda Almanya’daki Türk göçmenlerle ilgili “reddettiği ama masraflarını karşılayan ülkede kendi çocuklarının eğitimini hiç düşünmeden ve sürekli ‘başörtülü kızlar’ üreterek yaşayan birini kabul etmek zorunda değilim” dedi. Aynı zamanda, Berlin’in göçmen politikasını çok yumuşak olmakla eleştirdi. Sarrazin verdiği röportajda Almanya’daki göçmenlerin tek bir varlık olmadığını çünkü Doğu Avrupalıların, Beyaz Rusların, Ukraynalıların ve Vietnamlıların aynı zamanda entegre olmaya çalıştığını belirtiyor. Türklerin Almanya’ya göçünün, yüksek vasıflı kişiler dışında, yasaklanmasını ve göçmenlere bundan böyle herhangi bir sosyal hakkın verilmemesini istediğini de vurguluyor. Sarrazin daha sonra ifadelerinden dolayı özür diledi ve Berlin’in problemlerini tasvirle açıklamaya çalıştığını belirtti.

Berlin’deki Türk topluluğu ve Türk-Alman İş Derneği temsilcisi Hüsnü Özkanlı, Sarrazin’in ifadelerinin Almanya’daki Türklerin Alman ekonomisine yaptıkları katkıya dair gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştirdi. Almanya Türk Büyükelçisi Ahmet Acet de Sarrazin’in yanıldığını belirtti. İşçi Birliği de Sarrazin’in görüşlerini eleştirdi. Üyesi olduğu Sosyal Demokrat Parti’nin diğer üyeleri tahrik edici görüşlerinden dolayı Sarrazin’i eleştirdi. Bazı üyeler Sarrazin’in partiden ihraç edilmesi gerektiğini savundu. Alman Merkez Bankası Başkanı Axel Weber, İstanbul’daki İMF toplantısında yaptığı açıklamada Sarrazin’in bu görüşlerinin Merkez Bankası’na da çok zarar verdiğini ve gayri resmi bir şekilde Sarrazin’in yönetim kurulundaki görevinden istifa etmesi gerektiğini belirtti. Sarrazin’in Alman Merkez Bankası’ndaki görevinden istifa etmesi gerektiğini savunan bir diğer kişi de Alman Yeşiller Partisi temsilcisi Cem Özdemir idi.

Almanya’nın en çok satan gazetelerinden biri olan BILD ise özellikle Arap ve Türk göçmenlerin diğer Alman vatandaşlarına göre iki kat daha fazla suç içeren eylemlerde bulunduğunun ve işsiz olduklarının altını çizerek Sarrazin’in haklı olabileceğine yer verdi. Bu görüşünü gazete, Sarrazin ile aynı fikirleri paylaşan siyaset bilimci Prof. Dr. Armulf Baring ve yazar Henryk M. Broder ile Ralph Giordano’ya atıfta bulunarak vurguladı. Almanya’daki görüşlerin çoğu Sarrazin’in problemler konusunda haklı olduğunu vurgularken üslubunun bulunduğu konuma göre çok yanlış olduğunu dile getirdi. Berlin’deki göçmenlerden sorumlu CDU’dan Barbara John ise Sarrazin’in davranışını ırkçılıkla eleştirdi. Aynı şekilde, Alman Yahudiler Merkez Konseyi Genel Sekreteri Stephan Kramer de Sarrazin’in görüşlerini Hitler’in ve Nazilerinkilere benzetti.

Her ne kadar Almanların %51 kadar bir çoğunluğu Sarrazin’in görüşlerine katılsa da Sarrazin’in üzerindeki baskı onu Merkez Bankası’ndaki görevinden istifaya zorlamakta.