İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
18-24 MAYIS 2009

47. TÜRKİYE – AB ORTAKLIK KONSEYİ TOPLANTISI BRÜKSEL’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Türkiye – AB ilişkilerinde en üst düzey karar organı olan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nin 19 Mayıs 2009 tarihinde Brüksel’de düzenlenen 47. toplantısına, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış katıldı. Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Jan Kohout ve Haziran ayında AB Dönem Başkanlığını devralacak İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt’in katıldığı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı sonrasında ortak bir basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısında, 47. Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısında, Türkiye-AB ilişkilerinde yaşanan son gelişmeler ile reform sürecinde gelinen noktanın yanı sıra Gümrük Birliği’nin işleyişi, mali işbirliği ve müktesebat uyumuna ilişkin çalışmaların ele alındığı belirtildi.

Basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile üyelik müzakerelerine Aralık 2004’te başlayan AB’nin bugüne kadar ki genişleme süreçlerinde tüm adaylara tek yönlü, geri dönüşü veya alternatifi olmayan bir yol çizdiğini vurgularken, Türkiye’nin tam üyeliğine dair çekincelerin ahde vefa ilkesine aykırı ve hiçbir faydası olmayan zihni bir egzersizden ibaret olduğunu söyledi. Türkiye-AB müzakere sürecinin Türkiye için “doğası gereği teknik olmadığını” belirten Davutoğlu, Türkiye’nin modernleşmeye başladığı 19. yüzyıldan bu yana içinde olduğu siyasi reform sürecinin, sürecin en az teknik düzenlemeler kadar önemli bir unsuru olduğunu dile getirdi. AB’nin bu anlamda Türkiye için “stratejik bir tercih” olduğunu ve reform sürecinin toplumsal motivasyona gereksinim duyduğunu ekleyen Davutoğlu, hükümetin bu yasama dönemi içinde Kıbrıs sorununda önemli mesafeler almakta kararlı olduğunu ifade etti.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ise konuşmasında, Türkiye’deki tüm kesimlerin AB üyeliğinin ülkeye getireceği kazançlara samimiyetle inandığına özel vurgu yaparak, heyecanın canlı tutulmasının ve doğru yönetilmesinin herkesin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. Son dönemde Türkiye’nin AB üyeliğini tartışmaya açan Fransa ve Almanya’yı Brüksel’de alınan kararlara sahip çıkmaya davet eden Egemen Bağış, Avrupa’da yaşayan Türklere de, vatandaşı oldukları ülkelerde Türkiye’nin fahri elçiliğini yapma sorumlulukları olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin müzakere başlıklarının açılmamasında çeşitli siyasi faktörlerin etken olduğuna değinen Bağış, Türkiye’nin üyelik yolundaki kararlılığının veya başarısının göstergesinin açılan fasıl sayısı olmadığını, Türkiye'nin yapmış olduğu reformlar olması gerektiğini ifade ederek, bu konuya hassasiyet gösterilmesini istedi.

Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn ise, Türkiye ile sürdürülen AB üyelik müzakerelerinin nihai hedefinin tam üyelik olduğunu, süreç ne kadar zor olursa olsun, Türkiye’nin tam üyeliğinin AB’nin temel çıkarlarından biri olduğunu belirtti. Komisyon Üyesi Rehn, Avrupa Komisyonu olarak, 2005 yılı Ekim ayında AB ülkeleri tarafından kabul edilen müzakere çerçevesi temelinde, Türkiye’nin katılım sürecine olan bağlılıklarını sürdürdüklerini ifade etti.

AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı Jan Kohout ise, Türkiye’nin üyelik sürecini desteklediklerini, Haziran ayında yeni bir başlıkta daha müzakereleri açmak istediklerini, bu çerçevede vergi alanında müzakerelerin açılması için çalışmalara devam edildiğini dile getirdi. Bilindiği üzere Temmuz 2009 tarihinden itibaren AB Dönem Başkanlığı’nı İsveç devralacak. AB Zirvesi öncesinde “Vergilendirme” ve “Sosyal Politika ve İstihdam” fasıllarında Türkiye ile müzakerelerin açılması beklenirken, Türkiye’nin “Sosyal Politika ve İstihdam” faslına ilişkin gerekli yasal düzenlemeleri yerine getirmemesi nedeniyle bu başlığın müzakerelere açılamayacağı belirtiliyor.

Temmuz ayında AB Dönem Başkanlığı'nı devralacak olan İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt ise, Türkiye’nin AB üyelik sürecine destek verdiklerini hatırlatarak, bu yılın en önemli olayının Kıbrıs barış müzakereleri olacağını vurguladı. BM’nin öncülük ettiği çözüm müzakerelerinin İrlanda’da gerçekleştirilecek Lizbon referandumundan bile daha önemli olduğunu söyleyen Bildt, Dönem Başkanlıkları süresince kolaylaştırıcı rol üstlenebileceklerini kaydetti.