İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
7-13 ŞUBAT 2013

REACH GENEL RAPORU AVRUPA KOMİSYONU ONAYINDAN GEÇTİ

Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlandırılması (REACH) üzerine hazırlanan Genel Rapor (General Report “Review of REACH”) 5 Şubat 2013 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından onaylandı.

Komisyon onayından geçen rapora göre; REACH düzenlemesine ilişkin kuralların genel hatlarıyla uygun bir şekilde devam ettiği, düzenlemedeki yükümlülüklerde ise bazı eksikliklerin olduğu kabul edilerek, Komisyon tarafından REACH’in temel tanımları ve kurallarına yönelik her hangi bir değişiklik önerisinin getirilmeyeceği kararı alındı. Öngörülebilirlik ve yasamadaki istikrar arasındaki dengenin korunduğu bilgisi raporda yer aldı. Ancak mevcut yasal çerçevede özellikle düzenlemenin küçük ve orta ölçekli işletmelerde görülen etkisinin farkedildiği ve bu durumun önüne geçilmesi için çalışmaların olacağı açıklandı. 

Raporda REACH kurallarının tam anlamıyla tüm sektörlerde ve düzeylerde uygulanmasının gerçekleşmesi için bazı öneriler ve notlar sunuluyor. Bunlar;

  • REACH uygulama sürecinin iyileştirilmesi (Kayıt sistemlerinin geliştirilmesi; işletmelerin daha güvenilir veri tabanı oluşturulması için teşvik edilmesi)
  • Yasal çerçevedeki yükümlülüklerin daha kolay yerine getirilebilmesi için küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerine getirilen finansal ve idari yükün hafifletilmesi
  • Yaptırımların daha kapsamlı olması
  • Hayvanlar üzerinde test edilen deneylere alternatif başka çözümler geliştirilmesi (Bu konu için 2007 yılından itibaren Komisyon tarafından 330 milyon avroluk fon ayrıldığı ifade ediliyor)

Rapora ilişkin Avrupalı çevre örgütleri ve araştırma merkezlerinden eleştiriler gelmekte. Değişiklik yapılmayacağı kararı ile başta Avrupa Çevre Bürosu’nun (EEB) tepkisini alan rapor üzerine, Büro’da görevli kimyasal ürünler ve nano malzemeleri uzmanı Tatiana Santos, Avrupa Komisyonu’nun onayından duyduğu endişeyi dile getirdi. Santos, AB pazarına giren kimyasalların kontrolüne ilişkin düzenlemeler yerine bu tür kararların alınmasını endişeyle karşıladığını sözlerine ekledi. Aynı şekilde çeşitli çevre örgütleri ve STK’lardan gelen eleştiriler daha çok nano malzemeleri üzerine henüz yasal bir düzenlemenin olmadığı üzerinde yoğunlaşırken, AB pazarında yaklaşık sayıları 1500’e yaklaşan tehlikeli madde içeren ürünlerin satışa sürüldüğünün altı çiziliyor. Öte yandan “yeşil kimyasal sanayinin” inovasyon girişimlerine katacağı ekonomik katma değerin ekonomik kriz ortamında diğer bir çözüm olarak sunulabileceği konusundaki fikirler gündemdeki yerini koruyor.