İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
24-30 OCAK 2013

Füle, Bosna-Hersek’i anayasasını AİHM’nin Seydiç-Finci kararı doğrultusunda değiştirmediği için eleştirdi

Bosna-Hersek’in AB ile bütünleşme süreci konusunda değerlendirmelerde bulunan Füle, Bosna-Hersek’in halen anayasasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Seydiç-Finci kararı uyarınca değiştirmemiş olmasının İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın (SAA) yürürlüğe girmesini ve ülkenin AB’ye inandırıcı bir üyelik başvurusunda bulunmasını geciktirdiğinin altını çizdi. AİHM, 22 Aralık 2009 tarihli Seydiç-Finci (Sejdic-Finci v. Bosnia-Herzegovina) kararında, Bosna-Hersek Anayasası’nın azınlıklara karşı ayrımcılık yaptığına hükmetmiş ve anayasanın üç kurucu halk olan Boşnak, Sırp ve Hırvatlar haricindekilerin de parlamento ve devlet başkanlığı gibi yüksek devlet makamlarına seçilebilmesine imkân sağlayacak şekilde tadil edilmesi gerektiğini belirtmişti. Avrupa Komisyonu, 27 Haziran 2012 tarihinde Bosna-Hersek’e AB’ye üyelik başvurusunda bulunabilmesi için yerine getirmesi gereken koşulların ve tarihlerin bulunduğu bir yol haritası sunmuştu. Yol haritasına göre, anayasanın 30 Kasım 2012 tarihine kadar AİHM’nin Seydiç-Finci kararı doğrultusunda tadil edilmesi gerekmekteydi.

Seçimlere bir yıl kaldığını anımsatan Füle, bunun uzlaşma sağlamak için ideal zaman olmadığını ifade etti ancak Bosna-Hersek’in başka bir şansı olmadığının altını çizdi ve seçimlere kadar anayasa tadil edilmezse, Bosna-Hersek seçimlerinin AB standartlarını karşılamadığının varsayılacağını vurguladı.

Füle, Bosna-Hersek’in AB tarafından sunulan koşulları yerine getirmemesi sonucunda AB’nin Bosna-Hersek’in inandırıcı bir üyelik başvurusunda bulunması için çıtayı indirmek zorunda kalacağı şeklinde bir düşünce tarzının da yanlış olduğunu ifade etti. Füle, ayrıca, Seydiç-Finci kararının uygulanmasını seçimlerden sonraya ertelenmesi gerektiği yönündeki görüşleri de eleştirerek, bu ortamda gerçekleşen seçimlerin AB standartlarına uygun bir şekilde gerçekleşmiş kabul edilmeyeceğini vurguladı.

Füle, AB’nin içinde bulunduğu zor duruma rağmen, genişlemenin çözümün bir parçası olmaya devam ettiğini vurgularken, genişlemeden daha güçlü bir dönüşüm aracı olmadığını ifade etti.